YANSIN ŞAMDANLAR
YANSIN ŞAMDANLAR Bedrettin KELEŞTİMUR Yansın şamdanlar, Yansın dört yana… Gün doğumunda sıcaklık, Günbatımında soğukluk İçinizdeki esinti, Ufka düşer kızartısı… Çizilir alımlı nazar! Güneşin doğuşu ve de… Uzanır bahtım, sabır yayı… Gölgelere düşer tavrım Ben kıyamda, gölgem secde de; Sessiz bir tesbihin ruh halinde… İnleyen ben miyim, gölgelerim mi? Uzanır semaya ellerim, Dillerim kanatlanır, Tevbe dolu hıçkırıklar… Gözyaşına boğulur, Temmuz sıcağı Dinle gök gürültüsünü (Ra’d Suresi) Yıldırımların akışını… Kâinat titrer, tesbih ederken! Gören gözler de, mahsun yakarışlar… Çığlığım, uyanışa! Günahlarımı siler mi gözyaşı? Şüphelerden, korkularıma kaçarım Korkular, acılarıma gem vurur! Dert kervanı yürür, Hayallerimi kasıp kavurur Niyetim, amelime ayna… Kaynar içimde kâinat; Dünya tarlası, vebalim! Vebalimi omuzlar gezerim… Bir ömrü gözyaşında süzerim DOST ŞARKISININ Bugün, farklı şeyler söylemeliyiz Kalem ile gönüllerin eliyiz Akıl, gönül ehlinin vuslat dili Dost şarkısının şakıyan seliyiz BİLMEYİZ Ayrı-gayrı, şucu-bucu, bilmeyiz İnsan olmak, en cömert gayretimiz Kötü niyet, hesap-kitap bilmeyiz Dürüst kalmak, civan mert servetimiz Düşe-kalka, ine-çıka yol alır; Her haline teşekkür, hayretimiz Erdemli insan bize hasretimiz PARÇA BÜTÜNDE GÜZEL Parça bütünde güzel Hakka esaret güzel Dertlere şifa veren; Hazreti Furkan güzel… EYÜP’TE OLMAK Eyüp’te bin dört yüz yılı yaşamak Fethi sırlarıyla güne taşımak Misafiriyiz, Eyüp’te Ensar’ın! Resul’ü misafir eden Sahabe Fethi Mübin’i eylemiş gülzarın Kokusunu alır; Bedri’n, Uhut’un İstanbul’un vatan yapan ahitin BİR BARDAK ÇAY “Çayhane” derler, sohbetin adına Hele demlensin, varılmaz tadına Düşersen yollara, garip illere; Bir bardak çay yetişir imdadına YEŞERMEK İÇİN Toprak tohum ister, yeşermek için Gönül sevgi ister, yaşarmak için Bedri, elindeki testiyi doldur; Sanatı kabından taşırmak için KİMİN FERMANI Kimin fermanı ıslahat Yüz elli yıllık maslahat Yakarışımız Huda’dan, Bizi hayırla islah et SÖZ YERE DÜŞERSE Söz, özünden gelmezse yere düşer! Gönül kırılır hale, dara düşer Söz yere düşerse, dost acı söyler Misakını bozanlar, nara düşer! HAYATIN HER ANI Hayatın her anını, ibadet bil Güzel hasleti, kendine adet bil İhlasla bak, kâinat sarayına; Her zor anını Rabbinden medet bil Huzura doğan günü saadet bil İyilik ile ihsanı Cevdet bil Gök kubbeni kandillerle donatmış Her kıyamda miracını avdet bil MİMAR SİNAN`A (Akrostiş Şiir) Memleket aşkıyla yürüyen gönlü, İhya ettin, nakış nakış işledin Mimar Sinan ismiyle, imar mührü, Âlem-i İslâm`a, şevkle işledin Ruhundaki bütün hüneri döktün Selimiye`de, ihlâsı işledin İlimle marifeti tezyin ettin, Nesillere zarafeti işledin Akıl dökermiş harcı, bir gör hele "Nun" emrinde, hidayeti işledin. BİN AHI TEBESSÜMLE AĞIRLA Bin ahı, tebessümle ağırlar latife! Sitemi vakarla karşılar nazarlar… Kâh Hüseyni makamı, kâh Uşşak; Dem dem içirir, sızıları! Tenkide, merhaba derdik… Nükteye, el bağlardık! Sohbetinde, ‘mizah’ vardı, Mektubunda, ‘gönül alıcı’ sözler! Özledik, özümüz kokan sanatı! Nefi’nin, yoz tavrı boğan, ‘sitemkârını’ Havasın ve Avamın, yürek dili, ‘Hacivat ve Karagözü’ Gülerek, ‘yoğurt çalardık göle’ Tefekkür eder, soluklardık âlemi! Somurtan, bir asırdayız, Kasılan, Yüzlerdeyiz, Buz tutan kaldırımlarda, Adımlarımız! ‘Mizahı’ bıraktık! Ne zarf, ne mazruf, Ne arzuhalimiz kaldı! Yüzler donuk, kelimeler sönük, İfadeler, rahmet sağanağında, Değil, değil… GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Güneş doğudan doğar, doğuda sır Kâinat, batıdan doğuya doğru döner Uygarlığı yaşayan nice asır Tevhit dilinin ışıkları yanar O ışıklarda, nur üstüne nur yağar Üç kıtanın birleştiği yerdeyiz Bu yerler, tarihin doğduğu yerler ŞEHRİMİN İNSANI Düşünürüm, geçmişin Elâzığ`ı... Yüreği Ahi Evran, dili Yunus İlim, irfan meclisinde azığı Dört yanına ışık saçan fanus Nerede kaldı, ak saçlı bilgeler Ruhumu ısıtan serin gölgeler Destanlar burcunda efsane şehir SEHER VAKTİ Seher vakti uyanık, daha diri Esen seher yeli, bir dua gibi Her yer karanlık, sükûtun alevi Ellerle yüzler semaya açılmış Rahmet kapısına gözyaşı döker Vuslat Köprüsünde çığlık çığlığa Bin ah çekeriz derinden derine Kader ağına attığı zamandan
|