ŞAİRİN LİMANI
Bedrettin KELEŞTİMUR ŞAİRİN LİMANI O limanda, sessiz bir çığlık! Püfür, püfür esen, serinlik... Gönle çarpan, ilham dalgaları Göz alabildiğine mavi bir ufuk Ufuk çizgisi, yudum yudum demlenir Deli gönül, bu deryada gamlanır... Kimbilir, bu limandan kaçıncı gemi, Sükûtun, yol verdiği dalgalara… OLMASIN Yolun sarp olsun, bataklık olmasın Akıl vicdana dost, birlik yürüsün Deli-dolu, sağa-sola sapmadan, Hayat yolunda, sakatlık olmasın Sabırla çekilir, koca bir ömür Çile yol açsın, hasetlik olmasın. YANGIN Yangın, salgın bir hastalık! Ne öyle bakarsın alık alık Acı bir lokma, acı bir keder, Vallahi insanı verem eder! Ey akıl, toprağa düşmez mi? Bunca sarsıntı, seni üzmez mi? Yangın, vatanımın dört bir yanında Alevler, milletimin feryadında! O feryat, ölüm kusan fırtına… BAŞBAĞLAR Başbağlar, başbağlar! Kem sözden sakınır, başbağlar Acıyı içine gömer, Kem sözden yakınır, Başbağlar Munzur yaman bir ok gibi Sızısı Kırkgöz’den akar Gidilecek yol yok gibi Hasreti yürekler yakar. Bozbulanık nehir gibi Karasu, deli dolu akar Yeşil duvaklı şehir gibi Eğin, “taşa zincir takar” Kıvrılır bir yılan gibi Yolları endişe kokar Savrulur heyelan gibi Kan ve barut kokusu çöker Her bir kanadı süs gibi Kafesten gelen ses gibi Güneşi örten sis gibi Damla damla gözyaşı döker SARHOŞ OLURUZ “Bir varmış bir yokmuş” söz deryasının İçinde demlenir, sarhoş oluruz Feryadı eksilmeyen dünyasının, Yaslı tacını görür, bir hoş oluruz! BİRBİRİNE DANIŞANLAR Birbirine danışanlar, Daha az yanılır, Daha sağlıklı karar verirler Daha huzurlu, daha güvende Safları daha sık... İstişarede rahmet ve bereket... Danışanlar, daha kazançlı... BİR OLUN… İnancımız, "Bir olun, beraber olun" Dağlar gibi, "omuz omuza verin" "Binanın, tuğlaları gibi olun!" Bir akıl, bir yürek, bir vücut olun! İşte, ordadır; "devletin kudreti" Sarsılmaz bir kale, onun vecd hali, Vallahi perişan düşmez ahali İKİYÜZLÜ İkiyüzlü, riyanın yaydığı bataklık! Bataklık içinde yükselir feryat, Nasıl hikâye; beyaz sayfa, aklık? Haramzadenin elinde tutsaklık Bir kısır döngü, başları döndürür… ADALET… Adalet, yedi harf, üç hece Adaletlim, devletlim sözü nice, O nice söz etrafında bu millet; Hak ışığında yürür gündüz-gece Mum kimin yanar gönlümde adalet Erdemli insanla anılır, asalet! BOZKIRDA Bozkırda ufuklar kızıla çalar Kıratım rüzgâr gibi menzile dalar Derin vadilere kayar gözlerim Kim bilir nice avlaklarla doludur! Kurşuni kayalardan süzülür kartal ÂDEM DÖKÜLDÜ İnsan, “âlemde bir sırdır” sırrı döküldü! Haya ve iffet kalkınca adem döküldü Yerine bir garip yaratık çıktı da; Yandı, yakıldı cemiyet tel tel döküldü GÖÇ ETTİ Göç etti bu şehrin harsı yıllar boyu Güç gitti, derman kalmadı renkler koyu Bir ah çekti, bin vah işitti derinden; Taşlar oynadı birer birer yerinden Viran olan beldeye baykuşlar konmuş! Yüreğimin ışığı şamdanlar sönmüş MUHAMMED’İ BURAKLAR Vaktin nöbetinde, beş durak Duraklar kıyamdadır, rükûdadır O anda; ne toprak, ne gönül çorak Semada dolaşır Muhammed’i buraklar Kan pıhtısında, kâinat gizemi Hayran bırakır, o müthiş nizamı DALGALAR Dalgalar, gün gelir ‘dağları aşar’ Aşar yüreğim, hudutları da aşar Lâl değilim, sükûtuma bakmayın! Gölgeler, ışığın raksına düşer Aras, Kur, Tuna; sevdasız akmayın! Dalgalar, yüreğinde ‘fetih’ bekler GÖNÜL ÇEŞMELERİ Ah, gönül çeşmeleri kurumasın Orada vuslat şarkılarımız var Ah, sevdasız adımlar yürümesin Orada hicap dolu sedamız var Yürekten seslenir, sevdanın dili O dille bezenir, gönül okulu Orada kutlu dilekler, dualı Dualarda arınmış edamız var GÜN ÜSTÜNE Gün üstüne yürürüm Akşam, gündüzün hicap örtüsü Edebin vuslat vaktidir Işıkların raksında akşamı ağırlarım Elâzığ’ın izbe kaldırımlarında, Bir ömrü soluklarım! YEDİEMİNDE Dağ, vadi, nehir, ova gizeminde Ahengi, her biri farklı zeminde İnsana verilmiş bir büyük nimet Şükrü, edasıyla yedi eminde NAĞME YAYILIR Düşünürüm, doğanın nefesinde Nice makam, nice nağme yayılır Ağla bulut, ağla esen rüzgâra… Gözyaşı, nice iklime yayılır Musikimde, ilahi bir ritm var Ruhumun sedası her nefeste aşk! DERYA DERLER Derya derler, bizde akan ırmağa Yürek dayanır mı hiç kalp kırmaya Taştan taşa, çarpa çarpa akan su İnleyen bir nağmedir yatağında Göz dayanmaz feryadını görmeye
|