TİCARETTE YEMİN ETMEK CAİZ MİDİR?
TİCARETTE YEMİN ETMEK CAİZ MİDİR? E. Emniyet M. Yasar Durmaz 28 Ağustos 2026
“Vallahi bu mal bana bin liraya geldi. Billahi de bu mal bin liradan aşağı kurtarmıyor.”
Alışveriş yaparken bu sözleri ne kadar sık duyar olduk.
Hatta bazen öyle bir noktaya geliyor ki sanki yemin etmeden mal satmak mümkün değilmiş gibi davranılıyor.
Elbette esnaf ve tüccar malını satacak, kâr edecek.
Çünkü ortaya sermayesini koyuyor, emek veriyor, risk alıyor. Elbette kazancını da elde edecek.
Ama mesele başka…
Mal satmak başka, malı yemin ederek satmaya çalışmak başka.
İslâm dini insanı her şeyden önce dürüstlüğe, güzel ahlâka ve doğru muameleye çağırıyor. Ticaret de bunun önemli imtihanlarından biri.
Nitekim Hz. Ömer’e atfedilen şu söz, meselenin özünü çok güzel anlatıyor:
“Bir kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız! Konuştuğunda doğru söylüyor mu, kendisine bir şey emânet edildiğinde emânete riâyet ediyor mu, dünyaya meylettiği zaman helâl, haram gözetiyor mu, ona bakınız.”
Aslında mesele tam da budur.
İnsanın ibadeti elbette önemlidir. Ancak insanın ahlâkı, doğruluğu ve emanete riayeti de imtihanın ayrılmaz bir parçasıdır. Hele konu ticaret olduğunda, kişinin sözüne güvenilir olması ve karşısındaki insanı yanıltmaması çok daha büyük önem taşır.
Malımızı satarken yemin etmek, hele bunu alışkanlık hâline getirmek, dinimizde hoş karşılanan bir davranış değildir.
Çünkü insan doğru söylediği hâlde bile birkaç kuruşluk menfaat için Allah’ı şahit göstererek onun adını ticaretin içine sokmuş oluyor.
Hele bir de yalan yere yemin ediyorsa…
İşte o zaman mesele çok daha vahim.
Vay onların hâline ki, vay!
Peygamber Efendimiz’in ticarette yemin konusunda yaptığı uyarılar da oldukça açıktır. Ticarette çokça yemin etmenin malın satışını artırsa bile bereketini götürebileceğine dikkat çekiyor.
Şimdi dönüp etrafımıza şöyle bir bakalım.
“Vallahi zararına veriyorum.”
“Billahi bana bu fiyata geldi.”
“Allah şahit, bundan kâr etmiyorum.”
Bu sözleri hepimiz zaman zaman duyarız.
Peki müşteri burada ne yapıyor?
Satıcının sözüne güveniyor. Hele bir de sözün arkasından “Vallahi” gelince, söylenenin doğru olduğuna daha fazla inanıyor.
Esnafın kâr etmesine elbette hiçbir itirazımız yok.
Örneğin bir esnaf, bin liraya aldığı malı bin beş yüz liraya satabilir. Müşteri de fiyatı uygun bulursa alır, bulmazsa almaz.
Ama “Vallahi şu fiyata aldım” diyerek gerçekte olmayan bir maliyeti müşteriye kabul ettirmeye çalışıyorsa, yalan söylüyorsa burada dürüst ticaretten söz etmek mümkün değildir.
Bence bugün ticaret hayatımızda en çok ihtiyacımız olan şey daha fazla yemin değil, daha fazla dürüstlüktür.
Düzgün ve dürüst bir esnaf malını satmak için yemine ihtiyaç duymaz.
Malını anlatır, fiyatını söyler, kusuru varsa açıklar. Müşteri de kararını verir.
Asıl mesele budur.
Çünkü müşteriyi bir defa kandırıp fazla para kazanmak kolaydır. Zor olan ise yıllarca insanların güvenerek kapısını çaldığı, sözüne itimat ettiği düzgün bir ticaret erbabı olmaktır.
Unutmayalım; kazancın çokluğu değil, helâl olması önemlidir.
Ezcümle; “Rızkın onda dokuzu ticarettedir” sözünden hareketle ticaret yapalım, kazanalım, kâr edelim; amma velakin Allah’ın adını birkaç kuruşluk menfaat ve para kazanma aracı hâline getirmeyelim.
Selam ve saygıyla…
|