HER ŞEY YALAN VE İFTİRA ÜZERİNE KURULU
HER ŞEY YALAN VE İFTİRA ÜZERİNE KURULU Mustafa Nevruz SINACI 1) Kimyasal silah kullanıldığı iddia edilen Duma, Raybin, Ayn Torma ve Maadamiya semtlerinde ordu ile teröristler arasında yoğun çatışmalar sürüyor iken, yapılaşmanın hemen hemen bulunmadığı bu bölgede o kadar çocuk ne arıyordu. 2) Eğer bir kimyasal saldırı oldu ise, Suriye Ordusu askerleri ve teröristler neden etkilenmedi? 21 Ağustos`ta rüzgâr Şam`da saatte 23 - 25 km. hızla esiyordu. Bu hava şartı, teknik olarak, kimyasal silah kullanımına uygun değil. Eğer o gün kimyasal silah kullanılmış olsa idi, Şam`ın diğer bölgelerine de sirayetle ölümlere yol açacaktı. Hal bu ki, olayın vuku bulduğu iddia edilen bölgeye birkaç yüz metre mesafede olanlar bile etkilenmemişlerdi. 3) BM Heyeti, ölen çocukların bazılarının aileleri ile görüştü. Aileler, çocuklarının ölümünü haber aldıktan çok kısa bir süre sonra olay yerine gittiklerini söylediler. Çocukları öldüren kimyasal silahlar aileleri nasıl etkilemedi? Fotoğraflarda, sivillerin ve doktor olduğu iddia edilen kişilerin cesetlerin vücutlarına ve elbiselerine dokundukları, korumasız olarak gezdikleri görülüyor. Hal bu ki bunları yapmak intiharla eşdeğerdir. 4) Çocuklar başka bir yerde kapalı bir mekânda öldürülmüş olup cesetleri Doğu Guta`ya getirilmiş olabilir mi? Çocuklara bir madde enjekte edilmiş olabilir mi? Çevrede atıldığı iddia edilen kimyasal silahtan etkilenen, ölen diğer canlılar (hayvan, mikroskobik canlı ve böcek) var mı? Heyet üyeleri, bu sorulara cevap bulmak için, çevreden alınan örneklerin ve ölenlerin doku örneklerinin inceleneceğini söylediler. Ancak teröristlerin araştırmaya karşı koymaları bile, ölümlerden hangi tarafın sorumlu olduğunu açıkça göstermektedir. Öyle ya, Esad kimyasal silah kullandı ise, bırak BM Heyeti incelesin, suçlu Esad ise bulsun. Sen suçsuz isen, neden engel oluyorsun? Amerika, Avrupa "Esad BM Heyetine izin versin" diye yaygara koparırken, Esad`ın izin verdiği BM heyeti teröristler tarafından engellenmektedir. İkiyüzlülük, tuzak apaçıktır. Suriye muhalefetinin Paris`te yayımladığı El Hakika da iddialara kuşku ile yaklaşıyor ve soruyor: "Bir okulda, kreşte veya oyun sahasında bile bu kadar çocuğu bir araya getirmek zor iken, bu kadar çocuk ölmek için aynı anda nasıl ve niçin bir araya gelmiş? Konvansiyonel silahlarla günlerdir çatışmaların sürdüğü bu bölgelerden bir tek çocuk ölümü görülmezken ve bölge çatışmalar yüzünden sivillerden arındırılmış iken nasıl oluyor da bu bölgede onlarca çocuğun cesedi bulunuyor? Nasıl oluyor da aileleri cesetlerin başında ağıt yakmakta ve poz vermekte? Bu silahlar sadece çocukları öldüren, aileleri sağ tutan geliştirilmiş silahlar mıdır?" Yaygaralar, gerçekleri örtme kabiliyetine sahip değildirler. Dr. Abdullah, şu iki noktaya dikkat çekiyor: 1) Türkiye sınırına yakın, dağlık, derin vadier ve ormanlık alanlardan oluşan Cebel El-Zaviye bölgesinden sızan 3 bine yakın ağır silahlarla donatılmış terör gurupları ile klasik askeri çatışmaya girilmiş, günlerce süren çarpışmalarda Suriye Ordusu onlarca şehit vermişti. Suriye Devleti eğer kimyasal silah kullanacak olsaydı, burada kullanırdı ve bu çukurda bu terör gurubunu birkaç saat içinde yok ederdi. Niçin birkaç gün içinde alabileceği bir bölgenin teröristlerin olmadığı bir bölümüne sivil öldürmek için kimyasal bomba atsın? Bunun hiçbir askeri getirisi yok. 2) Kimyasal gazın atıldığı iddia eden 21 Ağustos`tan bir gün önce, onlarca internet sayfasında "Esat kimyasal silah kullandı, katliam" haberleri çıkmıştı. Bir gün önceden saldırıyı nasıl biliyorlardı? 21 Ağustos`ta ise, Haçlı cephesi hep bir ağızdan, daha bir tahkikat yapılmamışken, ortak bir merkezden operasyon yürütür gibi Suriye Devletini suçlayarak savaş çığırtkanlığına girişmişti. Kurulan tezgâh apaçık ortadadır. Bilumum AKP yöneticileri, bu arada bazı bakan ve dahi bakanların başı da timsah gözyaşları dökmüşlerdir. Bu gözyaşları gerçekten samimi, doğru ve gerçek ise, bu katliamların destekçisi AKP bir an önce hesaba çekilmelidir. Şunu unutmayalım ki; Osmanlı`nın bir tane dahi yalanı, ifrat ve iftirası olmamıştır
|