Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1836
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 11491
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 757
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2062 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (191) | Dış Politika (2542) | Ekonomi (255) | Eğitim (98) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (73) | Adalet (86) | Milli Kültür (652) | Gençlik (28) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (916) | Tarım (160) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (7) | Meslek Kuruluşları (19) | Basın ve Televizyon (29) | Din (707) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (15) | Milli Güvenlik (681) | Türk Dünyası (951) | Şiir (131) | Sağlık (211) | Diğer (3672) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (5)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (15)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (208)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (334)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (128)
Dış politika ile ilgili diğer konular (1847)


Dış Politika - Dış politika ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Prof. Dr. Ata ATUN, Kıbrıs İlim Ün - (Ziyaretci) 2.03.2026 15:32:00

Ateş Çemberinde Akıl Arayışı

Ateş Çemberinde Akıl Arayışı

Prof. Dr. Ata Atun



İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan son çatışma dalgası, Ortadoğu’da zaten kırılgan olan güvenlik dengesini yeniden tartışmaya açtı. Bölgedeki gelişmeler yalnızca askeri bir gerilim olarak değil, diplomasi, enerji güvenliği ve uluslararası hukuk açısından da çok katmanlı bir kriz olarak okunmalı.



İran’ın son dönemde yürüttüğü müzakereler, başından itibaren karşılıklı güvensizlik zemininde ilerledi. Tahran yönetimi diplomasi kanallarını açık tutarak hem uluslararası kamuoyunda “diyalogdan yana” bir görüntü vermeyi hem de iç kamuoyuna karşı siyasi meşruiyetini korumayı hedefledi. Ancak saldırıların gerçekleşmesi, İran tarafında müzakere sürecinin bir güven inşası mekanizmasına dönüşemediği yönündeki görüşleri güçlendirdi.



Saldırının zamanlaması ve kapsamı, İsrail’in güvenlik stratejisiyle uyumlu bir çerçeveye oturuyor. “Önleyici operasyon” söylemi, geçmişte ABD dış politikasında da görülen ön alma doktrinlerini hatırlatıyor. Bu yaklaşım, potansiyel tehditlerin gerçekleşmeden etkisiz hale getirilmesini savunsa da, uluslararası sistemde meşruiyet tartışmalarını beraberinde getiriyor. Özellikle Irak ve Afganistan örnekleri, önleyici müdahalelerin uzun vadeli istikrar üretmekte ne ölçüde başarılı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıyor.



Çatışmanın bölgesel etkileri ise şimdiden hissedilmeye başlandı. Bazı ülkelerin hava sahalarını geçici olarak kapatması ve uçuşların iptal edilmesi, güvenlik riskinin sadece çatışma alanıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Bu tür gelişmeler, lojistik hatları ve ticaret akışını doğrudan etkileyerek ekonomik belirsizliği artırıyor.



En kritik başlıklardan biri ise enerji güvenliği. Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği stratejik bir hat olmayı sürdürüyor. İran’ın bu bölgeyi bir baskı unsuru olarak kullanma ihtimali, uluslararası piyasalarda yakından izleniyor. Boğazın kapanması ya da geçişlerin risk altına girmesi, yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel enerji fiyatlarını ve tedarik zincirlerini de etkileyebilecek bir senaryo olarak öne çıkıyor.



Siyasi açıdan bakıldığında, saldırının taraflar açısından farklı hedefler taşıdığı görülüyor. İsrail için İran’ın askeri kapasitesini sınırlandırmak ve ABD’nin desteğini sahada görünür hale getirmek öncelikli hedefler arasında değerlendiriliyor. Washington cephesinde ise kongre onayı tartışmaları, askeri kararların iç politik yansımalarını gündeme getiriyor. Bu durum, dış politika hamlelerinin iç siyasi dengelerle ne kadar bağlantılı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.



Rejim değişikliği tartışmaları ise mevcut tablo içinde temkinli ele alınmalı. İran’daki siyasi sistem, yalnızca liderlik düzeyine değil, kurumsal yapılara dayanıyor. Bu nedenle kısa vadede doğrudan bir rejim dönüşümü beklemek gerçekçi görünmüyor. Analistler, Devrim Muhafızları’nın sistem içindeki rolünün belirleyici olmaya devam edeceği görüşünde birleşiyor.



Önümüzdeki süreçte çatışmanın yönünü belirleyecek en kritik unsur, İran’ın vereceği karşılığın kapsamı olacak. ABD üslerine sınırlı misillemeler ile enerji hatlarını hedef alan daha geniş bir hamle arasında ciddi farklar bulunuyor. Bu tercih, yalnızca askeri dengeyi değil, bölgesel istikrarı ve küresel ekonomi üzerinde oluşacak baskıyı da şekillendirecek.



Sonuç olarak, Körfez’de yükselen gerilim kısa vadeli bir kriz olmanın ötesine geçme potansiyeli taşıyor. Diplomasi kanallarının yeniden işler hale gelip gelmeyeceği, tarafların askeri kapasitesinden çok siyasi hesaplarına bağlı olacak. Bu nedenle önümüzdeki dönemde en önemli soru, kimin ne kadar güç kullandığından ziyade, kimin gerilimi hangi noktada durdurmayı tercih edeceği olacak. Herkes kendi hamlesini “zorunlu” olarak anlatıyor. Oysa tarih bize gösterdi ki, zorunluluk diye başlayan pek çok karar, yıllar sonra “keşke” diye anılıyor. Ortadoğu’da barışın en zor yanı, kimsenin ilk adımı atmak istememesi değil; herkesin son sözü söylemek istemesi.



Prof. Dr. (İnş. Müh.), Doç. Dr. (UA. İliş.) Ata ATUN

Akademisyen, Girne Amerikan Üniversitesi

KKTC Cumhuriyet Meclisi 1. Dönem Milletvekili


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.