Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1836
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 11491
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 757
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2062 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (191) | Dış Politika (2542) | Ekonomi (255) | Eğitim (98) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (73) | Adalet (86) | Milli Kültür (652) | Gençlik (28) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (916) | Tarım (160) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (7) | Meslek Kuruluşları (19) | Basın ve Televizyon (29) | Din (707) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (15) | Milli Güvenlik (681) | Türk Dünyası (951) | Şiir (131) | Sağlık (211) | Diğer (3672) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (5)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (15)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (208)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (334)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (128)
Dış politika ile ilgili diğer konular (1847)


Dış Politika - Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? konusu hakkında görüşler
Ahmet Kılıçaslan Aytar - (Ziyaretci) 5.09.2016 22:00:01

G 20 HANGZHOU "TEK KANATLA KUŞ UÇMAZ" ZİRVESİ





G 20 HANGZHOU "TEK KANATLA KUŞ UÇMAZ" ZİRVESİ




Çin Halk Cumhuriyeti modernizasyona tabi tuttuğu sosyalizmiyle küresel büyümenin en önemli motoru ve orta gelir düzeyi ile dünyanın ikinci ekonomisidir.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasında küresel ekonominin dengeleyicisi olmanın olmazsa olmaz noktasındadır.

Şimdi ülkenin doğusunda Cıciang eyaletinin başkenti Hangzhou`da,

2008 krizi sonrasında dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan 19 ülke ve AB Komisyonu`nun kurduğu küresel ekonomik işbirliğinin temel platformu G-20 Zirvesini düzenliyor...

G-20 Zirveleri küresel ekonominin yeniden güçlü bir büyüme sürecine girmesi doğrultusunda ihtiyaç duyulan işbirliği ortamının tesisine yardımcı olmak,

Farklı kültürleri ve farklı politik sistemleri olan ülkelerin karşılaştıkları sorunlara ortak çözümler üretmek iddiası taşıyor.






Zirvenin öncü ülkesi ABD; dünya zenginliğinin güvenliğini sağlamakla mükelleftir.

Hizmetkârları vasıtasıyla ulus devlet kurumuyla sahip olduğu toprak parçasının ötesinde insanın ve toplumsal yapının da yönetilmesini, refah ve gelişime ortak edilmesini vaad ediyor.

Devletleri giderek refah devleti ya da sosyal devlete değil birer şirkete dönüştürüyor, şirkete dönüşemeyen devletleri taşımıyor.

Ekonomi ve siyasetin daha rafine, rasyonel, bürokrasisi oturmuş, finans sisteminin belirleyici olduğu, hukukun finans sistemi üzerine inşa edildiği yapılar istiyor.

Bu dönüşümü sağlamak üzere devletleri kendi içinde ayıklanmalara zorluyor.






Ama ABD ve müttefiki gelişmiş ülkeler; 2008`de başlayan ekonomik sıkıntılarına, işsizlik ve yoksulluk artışı sorununa, güçlü merkez bankaları ve devlet müdahaleleri ile engel olmak dışında hiç bir çözüm getirememiştir.

Ekonomiler sınırsız ve sorumsuz bir biçimde basılan paranın piyasalara sürülmesiyle ayakta tutulmaya çalışılmış, bu büyük likiditasyona rağmen üretim ve ticaret tahminlerin ötesinde gerilemiştir.

Büyümeyi sağlamak için alınan malî önlemler büyümeye engel yaratmış, mali konsolidasyona başvurulmuş;

Bir kısır döngü oluşmuştur ki, büyüme hedefleri aşağı çekilmiş, hâla üretimin nasıl sağlanacağı, istihdamın nasıl arttırılacağı sorunu çözülemiyor...






ABD`de büyüme yeterince canlı değildir.

AB ülkelerinde talep zayıf, işsizlik ve borçluluk ise yüksektir.

Genişlemeci para ve maliye politikalarına rağmen Japon ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde yalnızca yüzde 0,1 büyümüştür.

Emtia fiyatlarında sert düşüşler Rusya, Brezilya ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin ekonomilerini zora sokmuştur...






G20 Zirvesine ev sahipliği yapan Çin, küresel ekonominin sorununun esasen yapısal nitelikli olduğunu savunuyor.

Küresel ekonomide yaşanan yapısal sorunlara çözüm için geliştirdiği;

Gelişmiş ülkelerle ve gelişmekte olan ülkelerle sanayide, ticarette, yatırımda ve sermaye akışında inşa ettiği dairesel ekonomik sistemin esas alınmasını öneriyor.






Buna göre mevcut yapıda; Asya, Afrika ve Latin Amerika`daki gelişmekte olan ekonomilerin gelişmiş ülkelere ekonomik olarak bağımlı olması noktasında,

Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelerin kendi bağımsız gelişmesine birçok kısıtlama ile engel olduklarına,

Gelişmekte olan ekonomilere gelişmiş dünyaya sadece kaynak ve pazar olarak bakıldığına dikkat çekiyor.






Böyle bir ekonomik sistemin, Batı dünyasının dünya ekonomisi üzerinde tam egemenlik kurmasını sağladığına,

Durgunluk ya da kriz yaşandığı zaman ise kriz yükünün gelişmekte olan ülkelerin sırtına yıkıldığına,

2008`de ABD kökenli mali krizin bu dinamikten oluştuğuna vurgu yapılıyor.

Üstelik son zamanda gelişmekte olan ekonomilerin giderek daha önemli hale gelmesi ve küresel ekonomik büyümenin itici gücü olmalarıyla beraber,

ABD`nin yönlendirdiği dairesel sistemin yavaş yavaş geride kaldığına işaret ediliyor...






Bu noktada ikinci bir ekonomik motor olarak devreye giren ve dünya ekonomisinde çok önemli rol oynayan, gelişmekte olan ekonomilerin en büyük temsilcisi Çin`in,

Gelişmiş ülkelerle ve gelişmekte olan ülkelerle sanayide, ticarette, yatırımda ve sermaye akışında yeni bir dairesel ekonomik sistem inşa ettiğine dikkat çekiliyor.

Bu yıllar boyunca oluşan ABD merkezli ekonomi dairesine yeni bir döngünün eklenmekte olduğu anlamına geliyor...






Artık küresel konjonktür eskisi gibi değildir.

2008 krizinden sonra sadece küresel ekonomik sistemde değil siyasi sistemde de büyük değişiklikler ve yeniden yapılanmalar yaşanıyor.

Gelişmekte olan ülkelerin artan ekonomik gücüyle, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasındaki denge yavaş yavaş değişiyor.

ABD`nin küresel ekonominin itici gücü olarak rolü zayıflamış ve küresel ekonomide gelişmiş ülkelerin payı azalırken, gelişmekte olan ekonomilerin küresel ekonomiye katkısı hızla artmıştır...

Asyalı, Afrikalı ve Latin Amerikalı gelişmekte olan ekonomiler; ABD ve müttefiki batılı gelişmiş ülkelerin yakın zamana kadar kendilerini yalnızca kaynak ve pazar olarak algılamalarına,

Ekonomik olarak kendilerine bağımlı kılıp, bu ekonomik sistemle dünya ekonomisi üzerinde tam egemenlik kurmuş olmalarına hayıftadır.

ABD ve gelişmiş ülkeler ise bilmedikleri bir dünyanın sabahına uyanmanın korkusunu sürmektedirler.






Şimdi Çin gelişmiş ülkelerle sanayide, ticarette, yatırımda ve sermaye akışında inşa ettiği dairesel ekonomik sistemini,

Dostlukla ABD`nin sistemine eklemeyi, böylece çift döngülü ekonomik sistemin küresel ekonominin düzgün çalışmasını koruyacağını savunuyor.

Bu sistemin dünya ekonomik sisteminde yalnızca gelişmiş ülkelerle "dikey rekabet" ile değil,

Aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerle "yatay rekabeti"de geliştireceği,

Düşük gelişmişlik düzeyine sahip olan gelişmekte olan ülkelerle "kollayıcı bir rekabet"i sağlanacağını,

Bu suretle gelişmekte olan ülkelerin ortak kalkınmayı gerçekleştirmek için birbirlerine yardımcı olacaklarını iddia ediyor.






Çin Halk Cumhuriyeti; ABD`ye küresel lider olarak çevresinde bölge lideri ülkelerle çeşitlenen yeni bir dünyanın kurulmasını,

Ülkelerin birbirlerinin çabalarını gölgelemek yerine birbirlerini tamamlayıcı politikalar geliştirmesini,

Fikir ayrılıklarını müzakere ve barış görüşmeleriyle çözmeyi teklif ediyor.






Ama ABD bir kaç yüzyıllık entrika, tefrika, saldırı, işgal, ilhak ve yağma geleneğinden geliyor.

O yüzden, Hangzhou`da düzenlenen G20 Zirvesi sonuç bildirgesinde yine " kapsayıcı ve istikrarlı büyümenin gerçekleştirilmesi için harekete geçilmesi kararı ve terörizme darbe indirmekteki eşgüdümün güçlendirilmesi" çağrısının yapılması bekleniyor.

Sonuç bildirgesinde yine "Üyeler küresel ekonomik büyüme ile istihdamı teşvik etme, küresel mali ve borçlanma krizine yol açan dengesizliklerin ortadan kaldırılması gibi konularda anlaşmışlardır" vs.vs ifadelerle,

Dünya Halklarına tıpkı önceki G7 ve G20 zirvelerinin bir kopyasının mesajını vereceklerdir...




5.9.2016

































Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar@gmail.com


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.