Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1836
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 11425
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 757
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2062 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (191) | Dış Politika (2531) | Ekonomi (252) | Eğitim (98) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (72) | Adalet (86) | Milli Kültür (640) | Gençlik (28) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (911) | Tarım (158) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (7) | Meslek Kuruluşları (19) | Basın ve Televizyon (29) | Din (691) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (15) | Milli Güvenlik (679) | Türk Dünyası (951) | Şiir (131) | Sağlık (209) | Diğer (3660) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (5)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (15)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (207)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (333)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (128)
Dış politika ile ilgili diğer konular (1838)


Dış Politika - ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? konusu hakkında görüşler
Hayrettin ÇAKMAK - (Ziyaretci) 29.12.2023 00:07:51

Dünün mazlumu bugünün zalimi

Dünün mazlumu bugünün zalimi
26.12.2023

İkinci dünya savaşında Nazi Almanya’sı, önüne gelen ülkeleri istila ediyor, katliam yapmada sınır tanımıyordu. Güçlüydü ve karşısına çıkanları silindir gibi eziyordu. Bu arada “Mihver ittifakı” olarak adlandırılan pakta Eylül 1940 tarihinde imza atılmıştı. Almanya’yı Hitler, İtalya’yı Mussolini, Japonya’yı da imparator Hirohito yönetiyordu. Daha sonra Avrupa’da 5 ülke daha bu ittifaka dâhil olmuştu. (Bulgaristan, Hırvatistan, Macaristan, Romanya ve Slovakya) Avrupa’daki bu ülkelerde Nazilerin soykırımına ortak olmuş, Yahudileri, Romanları (Çingeneleri), Eşcinselleri, engellileri, Polonya ve Rus Slavlarını, yankesicileri, Afrika kökenli Almanları, Yehova şahitlerini, muhalifleri ya kendileri katlediyor ya da Nazilere teslim ediyorlardı.

Nihayetinde Japonya Aralık 1941 tarihinde Pearl Harbor’da ABD’ye iki saldırı düzenlemiştir. Bir üçüncü saldırı yapılsaydı ABD savaş dışına itilirdi iddiaları vardır.

O üçüncü saldırı yapılmadığı için kafalarda soru işaretleri oluşmuşsa da ABD Okyanusu aşıp Avrupa’nın bu savaşına dâhil olmuştu. Niçin soru işareti dedim? çünkü: ABD başkanı Roosevelt’in “Politikada hiçbir şey kazayla olmaz. Olmuşsa, öyle planlanmıştır." Sözü önemlidir

ABD’de Roosevelt, Rusya’da Stalin ve İngiltere’de Churchill iş başındadır. Bu üç ana ülke Müttefik kanadı temsil ediyordu. İlerleyen zamanlarda savaşın rengi değişince çok sayıda devlet, müttefiklerle hareket etmiş, müttefiklere destek olup, Almanya’ya savaş ilan etmiştir ama bunlar kâğıt üstünde savaş ilanlarıdır..

Mesela İsmet İnönü yönetimindeki Türkiye, savaşın kaderinin belli olduğu 1944 yazında, Almanya ve Japonya ile tüm diplomatik ve ekonomik ilişkilerini kesme kararı aldı. Ardından da, yeni kurulacak Birleşmiş Milletlere yalnızca 1 Mart 1945 tarihine kadar Almanya’ya savaş açmış ülkelerin katılabileceğinin kararlaştırılması üzerine,

23 Şubat 1945’te (sürenin dolmasına 5 gün kala) Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etmiştir. Bundan yaklaşık iki ay sonra da Almanya 7 Mayıs 1945 tarihinde teslim olmuş, II. Dünya Savaşı sona ermiştir.

ABD’nin savaşa katılması savaşın rengini tamamen değiştirmiştir. Savaşta Almanya, doğuda Rusya, batıda İngiltere ve ABD saldırılarıyla karşılaşmış, Müttefik uçaklarınca taş üstünde taş kalmayacak şekilde bombalanmıştır.


Bu bombalamaların bugünkü Gazze bombardımanına benzeyeni; Dresden şehrine yapılmıştı. Savaş öncesi “Mücevher kutusu veya Elbe nehri üzerindeki Floransa” diye adlandırılan şehirde insanlar yanarak ve havasızlıktan boğularak ölmüştür. Komisyon raporuna göre (aniden ısınan havanın bölgedeki oksijeni emmesi nedeniyle binlerce insan boğularak ölmüştü) Gazze’de de İsrail savaş suçu işliyor ve fosfor bombası kullanıyor. Uluslararası af örgütü bu vahşetin kanıtlarını (Video ve fotoğraflarını) paylaştı.

İnsanlar savaş suçu işlenen Dresden’de alevlerden kaçarken öldüler, yangın fırtınası akciğerlerindeki havayı çekip, almıştı. Görgü tanığı Margaret Freyer, bebeğiyle birlikte kaçan bir kadını anlattı:

"kadın kaçıyordu, düştü ve çocuk havada bir kavis çizerek ateşe doğru uçtu. Kadın yerde yatıyordu, tamamen hareketsizdi."

Savaş esiri Kurt Vonnegut, Dresden`deki bombardımandan sağ kurtuldu.

Mezbaha-Beş adlı eserinde, "Dresden büyük bir alevdi. Organik yapıdaki her şeyi, yakan her şeyi yutan ek bir alev" diye yazdı. Saldırının ardından kentin halini "Şu anda ay yüzeyi gibi. Taş ve topraktan başka bir şey yok. Taşlar sıcak. Mahalledeki herkes ölmüş" sözleriyle özetliyordu. (13 Şubat 2020 BBC News)

Dresden bombardımanı müttefik devletlerde de tartışma konusu olmuş, Hem ABD hem de İngiltere’de savaş suçu işlendiği iddia edilmiştir.

Bunları niçin yazdım? İkinci dünya savaşını başlatıp sonrasında mağlup olan Almanya katliam yapıyordu, zulmetti, zalimdi. Keza savaşın galipleri Müttefik kuvvetlerde aynı ölçüde zulmettiler, katliam yaptılar.

Dünyanın gözü önünde, dün soykırıma uğrayanlar, bugün aynı vahşilikte soykırım yapıyorlar. Dün savaş suçu işleyenler, bugün savaş suçlarına göz yumuyorlar. Görmezden gelmeyi bırakın, her türlü desteği verip, işlenen suçları örtmeye çalışıyorlar. İşin en kötü yanı yapanın yanına kâr kalıyor. Ne İngiltere’de ne de ABD’de o dönem yargı devreye girip suçluları cezalandırmadı.

Bir başka nokta: 13 ila 15 Şubat 1945 tarihlerinde işlenen savaş suçları için,

Dresden Tarih Komisyonu 5 yıl boyunca arşivlerde, mezarlıklarda ve resmî belgelerde yaptığı araştırmanın raporunu 2010`un Mart ayında yayınladı. 65 yıl sonra yayınlanan rapor ne işe yarar?

Daha dün Bosna’da aynı soykırım işlenmiştir. İkinci dünya savaşından sonra en büyük soykırımdır. Sadece Srebsenitsa’da 8 bin 372 Müslüman Boşnak, Ratko Miladiç emrindeki Sırp askerler tarafından katledilmiştir.

Üstelik Hollandalı askerlerin denetimindeki BM karargâhına sığınmışlardı.

Suçlulara ne oldu?

Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karaciç`i Srebrenitsa`da yaşananlardan sorumlu tuttu ve 40 yıl hapis cezası verdi.

Lahey`deki Uluslararası Ceza Mahkemesi 2017`de, savaş suçu işlemek, insanlığa karşı suç ve 8 binden fazla erkeğin öldürüldüğü Srebrenitsa soykırımına "büyük ölçüde katkıda bulunduğu" gerekçesiyle Ratko Mladiç`i müebbet hapse mahkûm etti.

BM`nin yargı organı Uluslararası Adalet Divanı 2007`de, kasabada yaşananları “Soykırım” olarak nitelendirmiştir.

Netenyahu ve onun gibi Siyonist yöneticiler Filistin’de katliam yapıyordu, bugün bir üst basamağa geçerek (bölgesel) soykırım yapıyorlar. Bütün Arapları yok etmeleri mümkün olmadığından bölgesel soykırım diyorum. Sistematik olarak Filistin topraklarında Müslüman Arap kalmasın hesabındalar. Netenyahu yarın yakalansa, keza hastane bombalayan pilotlar yakalansa yargılanıp mahkûm edilse; Kuvözde nefessiz kalıp ölen bir Gazze’li masum bebeği geri getirir mi?

Çözüm nedir?

Günümüz dünyasında haklı olmak yetmiyor. Adalet ancak güç ile sağlanabiliyor. Bunun için savunma sanayinde çok güçlü olmamız lazım. Son yıllarda Türkiye’nin bu alanda yaptıklarına sevinmek gerekirken eleştirenler bir daha düşünmelidir. Bugün bir kuzey Kore, süpersonik füzeleri ile korku salabiliyor. Petrol zengini ülkeler o paraları batılılara peşkeş çekmese, har vurup harman savuracağına bu alana kaynak ayırsa; İnanın atomu yüz kere parçalar her türlü nükleer silahı yapabilirlerdi. Nükleer silahlara sahip Arap ülkelerinin liderlerine Netenyahu “sessiz kalın” diye fırça atabilir mi?

Israrla söylüyorum ki silah sanayinde güçlü olan; dünya yönetiminde pay sahibi olur..

ABD ve İngiltere uçak gemileri ile geldiler, dünyayı tehdit ettiler, İsrail’e de kol kanat gerdiler. Kim ne yapabildi? O haydutlardan daha güçlü olmazsan yapamazsın

Gücün ne olduğunu gösteren Tarihi bir olay:

Alman İmparatoru Şarlken ile 24 Şubat 1525’de yaptığı Pavye Savaşı`nda yenilerek esir düşen Fransa Kralı Fransuva’nın annesi Düşes Dangolen’in, yardım talebine cevaben Kanuni’nin yazdığı mektupta şu satırlar ön plana çıkar

“Ben ki, sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç giydiren, Allah`ın yeryüzündeki gölgesi ve atalarımın fethettiği Akdeniz`in, Karadeniz`in, Rumeli`nin, Anadolu`nun, Karaman`ın, Rum’un , Dulkadiroğluları Vilayeti`nin, Diyarbakır`ın, Kürdistan`ın, Azerbaycan`ın, Acem`in, Şam`ın, Haleb`in, Mısır`ın, Mekke`nin, Medine`nin, Kudüs`ün, bütün Arap memleketlerinin, Yemen`in ve daha nice ülkelerin ki, büyük atalarımın Allah kabirlerini nurlu etsin karşı konulmaz kuvvetleriyle fethettikleri ve benim muhteşemliğimle de ateş saçan mızrağımın ve zafer getiren kılıcımın gücüyle fethettiğim nice memleketlerin sultanı ve padişahı olan Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sulan Süleyman Han`ım.

Sen ki, Fransa vilayetinin kralı olan Françesko`sun...”

Bu mektubu yazacak güce erişmeden bizi rahat bırakmazlar. Haydutların güçlü olduğu bu dünyada da adalet beklemek beyhudedir vesselam.


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.