İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ
Mustafa Mete ÖZPINAR
İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ
GİRİŞ: İslam dini düşünce hürriyetine ve bunun ifade edilmesine önem veren bir dindir.&8239;Bu nedenle Müslümanlar, başlangıçtan itibaren bağımsızlığa, fikirlerini ve işlerini serbestçe ortaya koymaya alışmışlardır. Kral, padişah ve yöneticilerin huzurunda doğru bildiklerini serbestçe söylemekten çekinmemişlerdir. Kral ve idarecilerin heybetleri, onların fikirlerini açıklamaya mâni olmamıştır. Kitap ve sünneti yorumlarken sadece taklit değil, akıllarını da kullanmışlardır. Böylece Müslümanların muhakeme, araştırma, tartışma kabiliyetleri gelişmiş ve yetkilerini özgüvenle kullanmışlardır.
Kur’an baştan sona insanlardaki yanlışları tenkit eden bir kitaptır.&8239;Hz. Peygamber de Kur’an’ın işaret ettiği ilkeler çerçevesinde insanlığı hayra ve iyiliğe yönlendiren kabiliyetli bir eleştirmendir.
Çünkü insanoğlu yanlış yapmaya müsait bir özelliktedir ve yanlışlarını kendisine hatırlatacak bir eleştirmene muhtaçtır. Tenkit, Müslümanların birbirine hakkı ve hayrı tavsiye etmelerinin en önemli yollarından biridir.&8239;Hz. Peygamber de bu metodu kullanmış. &8239;Tevhidi yerleştirmek için şirki ve şirke götüren tüm tavırları ve yolları hep eleştirmiştir.
Vahiy kaynaklı dinler hep eleştiri merkezlidirler.&8239; Allah’ın elçileri, tevhid inancını eleştiri kültürü üzerinde inşa etmişlerdir. Doğru tevhid için önce yanlış tevhid inancı eleştirilir ve sonrada reddedilir. Peygamberler önce toplumdaki zulüm, haksızlık, fitne, fesat ve cehaletin karşısında durmuşlar ve eleştirmişlerdir.
Onun yerine adaleti, huzur ve güveni yerleştirmek için mücadele etmişlerdir. Tevhidin en önemli prensibi yanlış, kimden gelirse gelsin ona karşı çıkmak ve onu sorgulamaktır. Bu prensip yalnız vahyin konusu değildir. Akli düşüncede de bunu görebiliriz. Hatta batıda eleştirel düşüncenin kaynağı akıldır.
Hz. Peygamber, kendisinden çıkan bir sözün vahye dayanmıyorsa, her zaman eleştiri yapılabileceğini söylemiştir.&8239;Örneğin Bedir savaşında Hz. Peygamberin konaklama yerinin yanlış seçildiği bildirilmiş ve yeni bir yer seçilmiştir.
Hadiste bildirilmiştir ki;&8239;“Sizden her kim yanlışı görürse eliyle onu düzeltsin. Gücü yetmiyorsa diliyle, ona da gücü yetmiyorsa kalbiyle buğz etsin.”
İslam’da eleştirel düşünceye verilen önemden dolayı, sahabe bile birbirlerini sorgulayabiliyorlardı. Yeri geldiğinde devlet yöneticilerini bile eleştirmekten çekinmiyorlardı. Yöneticiler de bu eleştirileri önemsemiş ve gereğini yapmışlar.
Örnek olarak Hz. Ömer’in mehir’i sınırlamak istediğinde bir kadın bunun Kur’an’a uymadığı gerekçesiyle itiraz ediyor. Hz. Ömer de kadının haklı olduğunu görüyor ve bu kararından vazgeçiyor.
İslam toplumlarının tarihsel geçmişi üzerinden değerlendirme yapıldığında, zamanla eleştiri kültürünün durakladığı hatta yön değiştirerek itaat kültürüne dönüştüğü görülmektedir. Bu nedenle İslam toplumları, bilgiden, teknolojiden ve ilerlemeden uzak
kalmıştır.
26 / ŞUBAT / 2026
|