Sözüm Meclisten İçeri
Osmanlı İmparatorluğunu İngilizler yıkmıştır. İngilizlerin yönetimi altındaki Müslüman sayısı Osmanlı’daki Müslüman sayısından fazla idi. Hilafet Osmanlı’da olduğu için adeta; davul İngiliz’in sırtında, tokmak Osmanlı’nın elindeydi. Hintli Müslümanlar halifenin sözüyle hareket ediyordu. İstiklal harbinde cihat ilan edildi. Osmanlı’ya karşı savaşmayan Hintliler olduğu gibi Hindistan’dan gelen para ve mücevher unutulmaz. Hatta İş bankası bu parayla kurulmuştur.
Osmanlının savaş kaybetmesinde, Araplar Osmanlı aleyhine kışkırtılmıştı. Başta Cemal Paşa’nın İngilizlerin talimatıyla Osmanlı ilim merkezlerinden Şam’da, ulemanın kız çocuklarını konutunda alkollü içki içmeye zorlaması, taciz edip göndermesi Arapların gözünde Osmanlı dinden uzaklaştı algısına sebep oldu. Oxford’lu iki ajan; Gertrude Bell (çöl kraliçesi) ve Thomas Edward Lawrence tarafından Cemal Paşa’nın bu ihaneti başarılı bir şekilde köpürtülmüş hızla Araplar arasında yayılmıştır.
İki ajan deyip geçmeyelim. Bölgede bütün haritaları bu ajanlar hazırlamıştır. Bugünün sınırları o haritalara göre çizilmiştir. Mesela Gertrude Bell (tam yedi dili anadili gibi konuşuyordu. Sevgilisi Çanakkale’de gebertilince Türk düşmanı olmuştu)
Lawrence ise rolünü öyle inanarak oynuyordu ki; yalnız kaldığım zamanlarda bile gece kalkıp namaz kılıyordum demiştir.
Şeyh Abdullah takma adlı Cambridge mezunu John Bridger Philby (Lawrence’den birkaç gömlek üstündür. Bölgede konuşulan dillerin tamamını anadili gibi bilir) Kâbe imamlığın kadar sızmış hacılara namaz kıldırmıştır. Suudi Arabistan devletinin kuruluşunu organize etmiş, Filistin’e de Yahudi göçünü sağlamıştır.
Şamlı Reşit Efendi takma adlı Arminius Vambery saraya kadar sızmış, hariciyede görev yapmış, Abdülhamit için “herkesi çözdü (saraydaki bütün ajanları kastediyor) ama beni çözemedi” diyen bir ajandı.
Büyük devletler sadece silah gücüyle kazanmaz, istihbaratları en etkili silahlarıdır.
Filozof Francis Bacon (Scientia est potentia: Bilgi güçtür) demiştir. Bizim dinimizde
İse bilgi “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu!” (Zümer suresi 9). Ayetiyle sabittir. İstihbarat bilgidir. Bilgi ise güçtür. Fatih, Bizans’ı yıkarken, İstanbul’u fethederken İstihbaratı ve bilgisi rakibinden üstündü. Keza Abdülhamit’in Balkanlarda toprak kaybetmeyişi İstihbaratı dolayısı ile rakipleri hakkında bilgisi sayesindeydi.
Eski istihbaratçı Mahir Kaynak günümüzdeki istihbarat sıralamasını yaparken
1.sırada İngiliz, 2.sırada Rusya KGB, 3.sırada CIA gelir demişti. Açıklama yaparken de İstihbarat devlet işidir. İngiltere üzerinde güneş batmayan imparatorluk kurmuş bir ülkedir. İngiltere’nin kendi MI6 istihbarat örgütü var ama, ondan daha önemlisi CIA Ortadoğu şefi pekâlâ Kraliçeye (İngiltere’ye) çalışabilir. Buradaki asıl mesele devletin asırlarca oluşan tecrübe birikimi ve yerleşik ilişkiler ağıdır.
Bunun yanında şantaj yoluyla sağlanan istihbaratlar var ki; çok sayıda ülke ve ünlüleri sıkıntıya sokmuştur. Bugün ABD merkezli Jeffrey Epstein dosyaları yüzünden Trump sübyancı sapık olarak hafızalara kazınmıştır. Hatta şantaj yoluyla 348;6 milyon nüfuslu ABD’nin, 9,6 milyon nüfuslu (bunun 2 milyonu Filistinli Müslümanlardır) Terörist İsrail’e kuyruk olup İran’a saldırdığı ciddi bir iddiadır.
Soğuk savaş dönemi SSCB ile ABD arasında birbirini kontrol etme yarışı vardı. ABD deniz komando subayı Lointri ABD Moskova elçiliğinde koruma görevlisi idi. Herkese olduğu gibi Lointri`ye de “Rus kadınlarıyla” yakın ilişki yasaklanmıştı ama KGB ajanı Violetta Seyna ABD’li subayı ele geçirmeyi başardı. İlişkilerin başlamasının ardından ABD subayı, Sovyet istihbaratının kucağına düştü. KGB Lointri`ye şantaj yapmış, o da elçiliğin tüm gizli planlarını Moskova`ya vermek zorunda kalmıştı. En kötüsü SSCB topraklarındaki ABD ajanlarının listesi KGB`nin eline geçmişti. Hulasa-i kelam uçkur, apış arası zafiyeti sadece kişileri değil, ülkeleri de yakıyor. Bugün bölgemizi yakıyor.
Rusya güzel kadınlardan seçtiği ajanları sayesinde Kanada’nın ve Fransa’nın Moskova büyükelçilerini de tuzağa düşürmüştü. Keza Endonezya devlet başkanı da kaset tuzağına düşmüştü.
Beni güldüren ve cesareti takdir edilecek bir olay; Endonezya liderinin tehdide pabuç bırakmayışıdır. Görüntüler kendisine verilince; KGB ajanlarından bu kasetlerin birkaç kopyasını daha ister. KGB yetkilileri şaşırır ve sebebini sorarlar. O da "Bu görüntüleri Endonezya sinemalarında göstermeyi düşünüyorum. Halkım; benim gibi liderle onur duyacaktır." Der ve argo ifadeyle KGB şantajını sallamaz.
Şunu da belirtelim ki cinsel zaaf, şantaj için şıklardan sadece bir tanesidir. Başka aklınıza gelebilecek her konuda şantaj ve tehdit mümkündür. Şantaja boyun eğenler, şantajla satın alınanlar her türlü hainliği yaparlar.
Hatalar affedilir, ama ihanetin affı olamaz. Enfâl 58 “Muhakkak ki Allah hainleri sevmez”, Hac suresi 38. “Allah, hiçbir hâin ve nankörü sevmez” hükümleri vardır.
Tevrat’ta “RAB Musa`ya şöyle seslendi: “Yakında ölüp atalarına kavuşacaksın. Bu halk da gideceği ülkenin ilahlarına bağlanıp bana hainlik edecek. Beni bırakacak, kendileriyle yaptığım antlaşmayı bozacaklar. Başka ilahlara yönelmekle yaptıkları kötülük yüzünden o gün kesinlikle onlardan yüzümü çevireceğim. (Yasanın tekrarı:14, 18)
Hz. İsa Havarileri ile yemek yerlerken, “Size doğrusunu söyleyeyim, sizden biri bana ihanet edecek.” dedi. (Matta 26:21) Havarilerden Yahuda ihanet etmişti. Hz. İsa’yı yanağından öperek gözetleyen Romalı askerlere tutuklayacakları kişinin kim olduğunu belli etmişti. İsa AS. Ona “Yahuda, insanoğlunu bir öpücükle mi ele veriyorsun?” dedi. (Luka 22:48) Görüldüğü gibi üç kitapta da ihanet kötülenmiştir.
İhanet edene merhamet edilmez! Tarihimiz de “Hain Ahmet Paşa” vakası vardır. Türk donanmasını olduğu gibi Mısır’a teslim etmişti. Sığındığı Mısır’da Kosovalı Mehmet Ali Paşa sayesinde rahat bir hayat süreceğini umuyordu. Kendisine tahsis edilen saray misali bir evde gününü gün ederken cariyeleri tarafından öldürülmüştür.
Hainlerin yüzüstü bırakılmasına en son örnek; Afganistan’dan çekilen ABD sonrası yaşanan dramdır. Kabil hava alanına inen 150 kişi kapasiteli ABD kargo uçağına 640 Afgan bindi. Bunlar “milletinize ihanet edip ABD oldunuz aslan Afganlar” denip Newyork’a götürülmedi. Uçak Uganda’ya indi. Afganlara sorsan Amerika rüyası görüyorlardı. (Tam tamına Şener Şen’in Banker Bilo filmi) Bunlar yine de şanslı olanlar. Uçağa binemeyip ezilenler, uçağın kanadından yere düşenleri de gördük.
Yavuz Sultan Selim’in keklik hikâyesi meşhurdur. Bir kekliğin fiyatı çok yüksek olunca sorar “diğerleri 1 altın bu neden 300 altın” satıcı cevap verir “Bu keklik özel eğitimli çok güzel ötüyor, ötüşünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun etrafına doluşur” doğal olarak avcılarda keklikleri kolayca avlar. Padişah parayı verip kekliği alır ve
"Bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. Bu gibilerin akıbeti er ya da geç ölümdür." Der ve kafasını koparır. Hiçbir dış güç işbirlikçisini baş tacı etmez. Çünkü soyunu satan beni de satar düşüncesiyle güvenmez.
İhanet konusunu niçin yazdım. İran’dan sonra Türkiye sözleri doğrumu derseniz; evet derim. Dikkat edin, Irak ve Suriye yeterince hırpalandı. İran ise Büyük Siyonist ABD ve konsantre Siyonist İsrail tarafından bombalanıyor. Hiçbir hukuki kural tanımadan, biz yaparız eşkıyalığı ile ortalık yangın yerine döndü. Ateş yanı başımızda.
Adamdaki ruhsuzluğa bakınız! dünya Trump’un ne diyeceğine bakıp pozisyon almak için belirlerken, adam kabine toplantısında 4 dakika kalem hakkında konuşmuş.
Böylesine ne denir? o kalem senin gö-züne girsin pedofili sapık.
Bölgede olacakları önceden gören devlet aklı gerekli tedbirleri aldı, alıyor. Bize askeri olarak mı saldırırlar yoksa içeride karışıklık, darbe gibi en iyi bildikleri puştluklarımı yapmaya kalkarlar göreceğiz. Terörsüz Türkiye hamlemiz bu sebeple çok önemlidir.
Bunun için uyarıyoruz, kimse karışıklık çıkaranlara prim vermesin! Kimse işbirlikçi olmasın! üstüne alınanlar varsa alınsınlar, işbirlikçileri hiçbir millet hoş görmez. Kem küm etmiyorum “sözüm meclisten içeri” diyorum
|