Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1836
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 11491
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 757
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2062 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (191) | Dış Politika (2542) | Ekonomi (255) | Eğitim (98) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (73) | Adalet (86) | Milli Kültür (652) | Gençlik (28) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (916) | Tarım (160) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (7) | Meslek Kuruluşları (19) | Basın ve Televizyon (29) | Din (707) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (15) | Milli Güvenlik (681) | Türk Dünyası (951) | Şiir (131) | Sağlık (211) | Diğer (3672) |

Görüş bildirebileceğiniz Basın ve Televizyon konuları
Televizyonların yayınları nasıl olmalıdır? (2)
Basının durumu nedir?Nasıl olmalıdır? (5)
Basın ve Televizyon ile ilgili diğer konular (22)


Basın ve Televizyon - Basın ve Televizyon ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Mustafa Mete ÖZPINAR - (Ziyaretci) 9.02.2026 17:03:03

BASIN DÜNYAMIZIN BİLİNMEYELERİ 5. NCİ BÖL.

Mustafa Mete ÖZPINAR

BASIN DÜNYAMIZIN BİLİNMEYELERİ

5. NCİ BÖL.

G İ R İ Ş : Bu dönemde hızlı bir gelişim gösteren gazetelerden biri de Yeni Sabah’tır. 1955’te tiraj bakımından Hürriyet’e yaklaşan tek gazetedir. Bunun en büyük nedenlerinden biri; popüler bir gazete olma niteliklerini kazanmasıysa bir diğeri de okuyucu tarafından çok tutulan Esat Mahmut Karakurt’un tefrika romanlarıdır. Gazetenin patronu Safa Kılıçlıoğlu, DP’yle ilişkilerinin gelişmesine göre muhalif veya DP yanlısı olabiliyor ve bir gün İnönü’ye telgraf çekip “Tesislerim emrinizdedir paşam.” derken kısa bir süre sonra İnönü’yü şiddetle eleştirebiliyordu. Yeni Sabah’ın bu dönemde Vatan ve Dünya gazeteleriyle çok sert polemikleri olmuştur.

1952’de kurulan ve CHP’nin İstanbul basınındaki temsilcisi rolüne soyunan Dünya’nın kurucuları CHP’li sekiz iş adamı ile Falih Rıfkı Atay’dır. Bir süre sonra yönetim Atay ile Bedii Faik’e geçecektir. Özellikle Bedii Faik’in DP’ye muhalefeti ve etkili ve şiddetli eleştirileri, gazeteyi muhalif okuyucular katında itibarlı hâle getirmiştir. Bedii Faik pek çok kez hapse girecek ve gazetesi kapatılacaktır.

Bu dönemin yeni gazetelerinden biri de 1950’de basına giren Tercüman’dır. Çeşitli iş adamları yanında deneyimli gazeteci Cihat Baban tarafından kurulmuştur. 1946-1950 ve 1954 yıllarında DP’den milletvekili olan Baban, 1954’e kadar DP yanlısı bir gazete olan Tercüman’dan, DP’den ayrılıp Hürriyet Partisi’ne katılınca ayrılmak zorunda kaldı. Gazete popüler gazeteciliği seçmesinin yanı sıra dinî içerikli tefrikalarının da etkisiyle bir ara 160.000 tiraja çıkmıştı. Tercüman özellikle Milliyet’ten ayrılan Peyami Safa’nın etkisiyle DP yanlısı bir gazete olacak, ancak 27 Mayıs darbesi sonucu Peyami Safa’yı kovup en keskin DP karşıtı gazetelerden biri hâline gelecektir. Bu değişim ilkesel değildir, gazeteyi satın alan patronların etkisinden kaynaklanmaktadır.

Yeni bir gazete ise 1951 yılında Mithat Perin’in kurduğu İstanbul Ekspres’tir. Gazete büyük fotoğraflar ve sansasyonel büyük başlıklarla çıkan bir akşam gazetesiydi ve 6-7 Eylül olaylarının görünen tetikçisiydi. O gün gazete, 300.000’e yakın bir tiraj yakaladı ama olaylardan sonra sıkıyönetimce kapatıldı.

Son Posta gazetesinin sahibi ve başyazarı Selim Ragıp Emeç, DP milletvekili olduğundan bu dönem boyunca hükûmeti tutan gazetelerden biri olarak ama etkisi giderek azalan bir şekilde yayın yaşamını sürdürdü ve 27 Mayıs ihtilali sonrası kapandı.

Aynı şekilde DP milletvekili olan Mehmet Faruk Gürtunca’nın Hergün’ü de DP’yi destekleyen ama orta sınıf ve altına hitap eden bir gazete olarak, tıpkı Son Saat gibi küçük bir tirajla basında görülmeye devam etti. Vakit gazetesi ise Hakkı Tarık Us’un ölümünden sonra 1956’da kapandı.

1960-1971 Yılları Arası

Bu dönemin ilk yılları darbenin etkisiyle sıkıntılı ve trajik geçti. Yönetimi ele alan Millî Birlik Komitesi, eski yönetimi Yassıada’da adil olmayan koşullarda yargılarken bir yandan da 147 öğretim üyesini üniversiteden kovdu; kendi aralarında anlaşmazlık sonucu 14 üye yurt dışına sürüldü; Kurucu Meclis yeni bir anayasa yaptı ve referandumla kabul edildi; CHP’nin yanında eski DP yandaşlarına hitap eden partiler kuruldu. Bu arada Yassıada davaları sonunda Adnan Menderes ve iki bakanı idam edildi. Ordu içinde başka başka gruplar faaliyete geçti. Bu ortamda yapılan seçimleri hiçbir parti kazanamadı. CHP, 1957 seçimlerinden daha az oy aldı. DP’li kitleye hitap eden partilerden Adalet Partisi neredeyse CHP kadar oy aldı. 1961-1964 arası İnönü başkanlığında koalisyon hükûmetleri ve daha sonra Suat Hayri Ürgüplü başkanlığında CHP dışı partilerin kurduğu hükûmetlerle geçti; bu arada Albay Talat Aydemir iki kere darbe teşebbüsünde bulundu.

1965’te yapılan seçimleri Süleyman Demirel başkanlığındaki AP, 53’e yakın oy alarak kazandı ve ülkeyi AP idare etti. Gündemin en önemli konusu Yassıada mahkûmlarına çıkartılacak af idi. 1969 seçimlerini de AP kazandı ama gerek dünyadaki 1968 öğrenci olaylarının Türkiye’ye yansımasıyla çıkan olaylar gerek AP’nin elliye yakın milletvekilinin partiden ayrılıp yeni parti kurması yüzünden ortam karıştı ve 12 Mart 1971’de ordu bu sefer emir komuta zinciri içinde müdahalede bulunup Demirel’i istifa ettirdi ve Nihat Erim Hükûmeti’ni göreve getirtti.

Kısaca anlattığımız bu gelişmelerde İstanbul basını aktif bir şekilde olaylara karıştı. Yassıada davalarını tek taraflı ve objektif olmayan bir şekilde yansıtan basının bu davalarda iyi bir imtihan verdiği söylenemez Çarpıcı bir örnek olarak şu gelişmeyi verebiliriz. Celal Bayar’ın İş Bankası’nda 103.000.000 lirası bulunduğu iddia edildi; yalan olduğu açık olan bu iddia üzerine Milliyet gazetesinin çok ünlü bir yazarı Yassıada intibalarını yazarken “Elimi cüzdanımdan çekemedim, Celal Bayar benim cüzdanımı da çarpar diye korktum.” diyebiliyordu.

Bu dönem gazeteleri açısından İstanbul basınını incelersek; özellikle AP aleyhine yazan gazetelerin başında Cumhuriyet gazetesini görürüz. Bir ara başyazar Nadir Nadi’yle diğer ortaklar arasında ihtilaf çıktı; yılların yazı işleri müdürü Cevat Fehmi Başkut, Nadir Nadi’yle birlikte ayrıldı; 20 ay süren bu ayrılıktan sonra Nadir Nadi gene gazetenin başına döndü. Bu arada Cumhuriyet gazetesinin tarihiyle ilgili en önemli isimlerden biri olacak İlhan Selçuk 8 Nisan 1962’de Cumhuriyet kadrosuna katıldı. Gazetenin tirajı 160.000’e yükselmişti.

Akşam gazetesi ise ilk kez İstanbul dışında Ankara ve İzmir’de basılarak büyük bir yeniliğe imza attı; ilk Avrupa baskısını da gerçekleştirdi gazeteden. Gazetenin sahibi Malik Yolaç sağ partilerle işbirliği yapmasına karşın, gazete kadrosundaki Çetin Altan ve İlhami Soysal gibi yazarların etkisiyle Akşam sol eğilimli bir gazete oldu. Bu arada “her okuyucuya ikramiye” kampanyasıyla tirajı 200.000’e çıktı ve daha sonraki yıllarda basının başına bela olacak lotaryacılığı başlattı. Ancak reklam alamadığından mali sorunlarını halledemedi ve gittikçe güç kaybederek birçok kez el değiştirip 1982 yılında kapandı.

Hürriyet darbenin ilk zamanlarında zor günler geçirdi; göstericiler DP’ye gerekli muhalefeti göstermediği gerekçesiyle gazete önünde nümayişler yaptılar; gazete de bu havayı ortadan kaldırmak için “Devrim Şehitleri” anıtı yapılmasını önerdi! Ancak Hürriyet’in Yassıada davalarında göreceli olarak objektif kaldığını belirtmek gerekir. Gazete, okuyucu sayısını artırmaya devam etti ve dönemin sonuna doğru tirajı 1.000.000’a çok yaklaştı. Milliyet de İpekçi’nin yönetiminde etkisini artırarak yaşamına devam etti ve tirajı 300.000’i aştı. Tercüman ise bir bocalama dönemi geçirdikten sonra bir iş adamı olan Kemal Ilıcak tarafından satın alındı ve yeni bir atılım içine girerek DP yanlısı yazarları kadrosuna alıp iktidarın en kuvvetli taraftarı olarak hızla gelişti.

Dünya gazetesi ise tamamen Bedii Faik’in oldu ve Falih Rıfkı Atay gazetede yalnız başyazar olarak görev yaptı. 1965’e kadar CHP’yi tutan ve söylentilere göre Talat Aydemir cuntacılarıyla işbirliği yaptığı ifade edilen Bedii Faik ve Atay, CHP’de Bülent Ecevit’in genel sekreter olup ortanın solu programıyla meydana çıkması üzerine CHP karşıtı bir politika izleyip Demirel hükûmetlerinin ateşli bir savunucusu oldu.

Bu dönemin ilk yıllarında İstanbul basınının iki önemli üyesi Vatan ve Yeni Sabah çok zor günler geçirdiler. Vatan çok ortaklı yapısından doğan sorunlar dolayısıyla yılların gazetecisi Ahmet Emin Yalman’la yollarını ayırdı; Yalman, Hür Vatan diye yeni bir gazete çıkardıysa da başarılı olamadı. Yeni Vatan’ı bir süre Naim Tirali yönetti; gazeteyi Ankara’ya taşıdı ama başarılı olamadı. Yeni Sabah ise sahibi Safa Kılıçlıoğlu’nun gazetecilere büyük olanaklar sağlayan ve Millî Birlik Komitesince çıkarılan yasadan sonra, “Bu gibi yasalardan sonra artık Türkiye’de gazetecilik yapılamaz.” diyerek gazetesini 30 Haziran 1964’te kapattı ve ansiklopedi yayıncılığına geçti. Bir diğer eski gazete Yeni İstanbul ise sahibi Habip Edip Törehan’ın ölümü üzerine AP milletvekili Gökhan Evliyaoğlu tarafından satın alındı. Daha sonra ileriki günlerin skandallarla ünlenecek iş adamı Kemal Uzan’a satıldı. 1968 yılında Uzan, pek çok ünlü gazeteciyi transfer ettiyse de başarıyı yakalayamadı.

Bu dönemde İstanbul basınında bazı yeni gazeteler de görüyoruz; bunların ilki eski CHP genel sekreteri Kasım Gülek’in 1961’de çıkardığı Tanin’dir. Bu gazete, yazarlarından Aziz Nesin ve İhsan Ada’nın Millî Birlik döneminde tevkifleriyle adından söz ettirdi. Tevkif olayından sonra Gülek, Aziz Nesin’i işten attığını açıkladı. Bu olay gazetenin zaten pek az olan tirajını daha da azalttı ve gazete dört ay içinde kapandı.

Asıl önemli olan gelişme ise bütün basının DP aleyhinde olduğu bir dönemde başyazarlığını Peyami Safa’nın yaptığı Havadis gazetesidir. Eski DP’lileri savunan bu gazete, Temmuz 1960’ta kapatıldı. Daha sonra Ankara’da yayınlanan Son Havadis gazetesi alınarak bu işlevi sürdürmeye başladı. 15 Haziran 1961’de Peyami Safa’nın ölümü üzerine başyazarlığı DP’nin Ankara’daki eski yayın organı Zafer’in başyazarı Mümtaz Faik Fenik üstlendi. Gazete İstanbul basınında Tercüman ile birlikte AP’nin yayın organı oldu.

26 Kasım 1968’de Haldun Simavi, Hürriyet’i kardeşi Erol Simavi’ye bırakarak Günaydın gazetesini çıkarmaya başladı. İleri baskı teknikleriyle sansasyonel gazeteciliği gündeme getirdi. Onun için haberin doğru olması değil, ilginç olması önemliydi. Köşe yazarlığı önemsenmiyor; haberlerin kısa ve çarpıcı olması isteniyordu. Necati Zincirkıran yönetimindeki gazete bu fonksiyonunu yerine getirecek ve kimsenin ümit etmediği 350.000 tirajını yakalayacaktı. Simavi daha sonra Günaydın’la birlikte çıkardığı, Son ve Tan gazetesi ve Gırgır dergisiyle de bu başarılarını perçinledi. Siyasi olarak başta tarafsız olan gazete, Simavi ile Demirel arasındaki kişisel meselelerden dolayı AP’nin en hızlı karşıtı oldu.

1971-1980 Arası

DEVAMI 6.NCI BÖLÜMDE

30/OCAK/2026



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.