Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1836
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 11491
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 757
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2062 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (191) | Dış Politika (2542) | Ekonomi (255) | Eğitim (98) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (73) | Adalet (86) | Milli Kültür (652) | Gençlik (28) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (916) | Tarım (160) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (7) | Meslek Kuruluşları (19) | Basın ve Televizyon (29) | Din (707) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (15) | Milli Güvenlik (681) | Türk Dünyası (951) | Şiir (131) | Sağlık (211) | Diğer (3672) |

Görüş bildirebileceğiniz Basın ve Televizyon konuları
Televizyonların yayınları nasıl olmalıdır? (2)
Basının durumu nedir?Nasıl olmalıdır? (5)
Basın ve Televizyon ile ilgili diğer konular (22)


Basın ve Televizyon - Basın ve Televizyon ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Mustafa Mete ÖZPINAR - (Ziyaretci) 9.02.2026 16:56:49

BASIN DÜNYAMIZIN BİLİNMEYELERİ 3. NCÜ BÖL.

Mustafa Mete ÖZPINAR

BASIN DÜNYAMIZIN BİLİNMEYELERİ

3. NCÜ BÖL.

G İ R İ Ş : Bu makaleden bir gün sonra da bu kez, “milleti körü körüne İngiltere’yle birlikte savaşa sürüklemenin” zararlarından söz eder. Nadir Nadi ertesi sene de Rusya’yı işgal eden Alman kuvvetlerini Kırım’da ziyaret edecektir. Emekli General Hüseyin Hüsnü Erkilet de özel davetli olarak gittiği Almanya’da Hitler’le yaptığı mülakatı gazetede günlerce tefrika eder. Kurtuluş Savaşı’nın münakaşalı komutanlarından Ali İhsan Sabis de Tasvîr’de savaşın Almanlar lehine geliştiğini yazar.

Buna karşın Ahmet Emin, Hüseyin Cahit İngiltere’nin başkenti Londra’ya gidecek ve onların fikriyatını yansıtan yazılar kaleme alacaklardır.

Bu durum ABD’nin savaşa girmesi, Almanya’nın Rusya’da bir çıkmaza sürüklenmesi sonucu 1943 yılından itibaren değişecek, nihai zaferin Müttefikler lehine sonuçlanacağı anlaşılınca; bütün İstanbul basını tavır değiştirip onların lehine yazmaya başlayacaktır. Bu durum muhakkak ki hükûmetin direktifleriyle yapılan bir uygulamadır.

Bu sıkı denetim ve devlet politikasına uygun hareket etme, savaşın sonuçlandığı 1945 yılına kadar sürecektir. Mayıs 1945’te Almanya kayıtsız şartsız teslim olduktan sonra İstanbul basını yekpare olarak Hitler’in ve Nazizmin ne kadar kötü olduğunu yazmakta yarışmaktadır.

Bu arada önemli bir gelişme olur ve Sovyet Rusya, Türkiye’den, Boğazlar konusunda öncelikle Kars ve Artvin’i isteyen taleplerde bulunur. Bu, ülkede büyük bir endişeye neden olur. Gözler ABD’ye çevrilir; onunla ilişkinin gelişmesi için demokratlaşmaya gidilmesi gerektiği düşünülür; bu Demokrat Parti’nin kurulmasıyla sonuçlanacak bir süreçtir. Ancak bu arada Sovyet Rusya’ya karşı bir tepki yoğunlaşarak büyür. Bu tepki Sovyetlere yakınlığıyla bilinen, bunu alenen olmasa da satır aralarında ifade eden, Sovyet Rusya’yla dostluğun gerekliliğini vurgulayan; başmakalesinde savaş zenginlerinden hesap sorulmasını isteyen ve yeni kurulan DP’ye açıkça destek veren Tan gazetesinin başına, Türk basın tarihindeki en feci olaylardan birinin gelmesine neden olur.

Özellikle başını, o dönemde CHP ve İnönü’yle arası çok iyi olan Hüseyin Cahit’in çektiği bir grup gazeteci Tan aleyhinde şiddetli neşriyatta bulunurlar. 3 Aralık 1945’te Hüseyin Cahit, gazetesi Tanin’de aynen şöyle yazar: “Kalkın Ey Ehl-i Vatan! Mücadele başlıyor ve başlaması lazım. Çünkü en azgın ve insafsız bir propaganda zehiri dökülmesine müsaade edemeyiz... Bunları susturmak ve cevap vermek hükümete düşmez. Söz eli kalem tutan gazetecilerin ve hür vatandaşlarındır.”

Bu bir işarettir; CHP İstanbul parti müfettişi Alaettin Tiritoğlu’nun organizasyonuyla üniversite gençleri, ertesi gün, Tan gazetesi aleyhine bir yürüyüş yapmaya çağırıldı ve 4 Aralık 1945’te toplanan 10.000 kadar genç, Tan gazetesine saldırıp gazeteyi yerle bir ettiler. Polis ise bu olayları sadece seyretmekle yetindi. Ertesi gün Sıkıyönetim Komutanı Asım Tınaztepe, yayınladığı bildiriyle bu olayın faillerinin şiddetle cezalandırılacağını söylese de bu konu da hiçbir girişimde bulunulmadığı gibi, Zekeriya ve Sabiha Sertel tutuklanıp altı ay süren mahkemeden sonra beraat ettiler. Serteller 1950’de önce Fransa’ya kaçtılar, sonra Doğu Almanya’ya geçtiler; Batı Cephesi aleyhine yayın yapan Bizim Radyo’da çalıştılar. Sabiha Sertel 1968’de Bakü’de; Zekeriya Sertel 1980’de Paris’te öldü. Zekeriya Sertel ölmeden önce vatanına dönme imkânını buldu ve hatıralarını kaleme aldı.

1945-1950 Yılları Arası

İnönü, Rusya’ya karşı ABD’nin öncülüğünü yaptığı Batı cephesiyle iyi ilişkiler kurmak isteyince artık tek parti-tek şef yönetiminin yürüyemeyeceğinin de bilincinde olarak bazı girişimlerde bulundu. Dörtlü takrirle Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan CHP’den ayrılarak DP’yi kurdular. 1946’da ilk tek dereceli seçimler yapıldı ama bu seçimlerde açık oy gizli tasnif yapılıyordu (!) ve pek çok yerde seçime hile karıştırıldığı iddiaları ileri sürülüyordu. Her şeye karşın DP, meclise girmeye ve CHP iktidarına karşı ciddi bir muhalefet yapmaya başlamıştı. CHP, 1946 Haziran’ında yeni toplanan TBMM’de artık demokratik bir rejimin uygulandığını göstermek için bazı girişimlerde bulundu. Bunlardan biri de Basın Kanunu’nda yapılan değişiklik idi. Hükûmete gazeteleri kapatma yetkisi veren kanun, bu bağlamda kaldırıldı ve göreceli olarak Cumhuriyet’in ilanından bu yana basın için en serbest olan bir dönem başladı.

1946 yılı başında İstanbul’da çıkan gazetelerden Akşam ve eskiden beri CHP yanlısı Vakit haricinde diğer gazeteler DP yanlısı yayınlar yapıyorlardı. Akşam’ın sahiplerinden biri olan Necmettin Sadak Dışişleri bakanı olmuştu; yine de Akşam’ın yazı işleri müdürü deneyimli gazeteci Enis Tahsin Til’in yönetiminde mutedil bir yayın politikası izlediği söylenebilir; Vakit ise tirajı çok düşük olan bir gazete idi. CHP’yi kayıtsız şartsız destekleyen Hüseyin Cahit’in Tanin gazetesi de 1947’de kapanmak zorunda kalmıştı.

Özellikle Vatan, Son Posta, Tasvîr tamamıyla DP yanlısı idiler; Cumhuriyet, DP’yi tutmakla birlikte daha mutedil bir yol izliyordu. Son Saat, Son Telgraf ve yine Ethem İzzet Benice’nin çıkardığı akşam gazetesi Gece Postası ise pek ağırlığı hissedilmeyen politika dışı gazetelerdi. Bu DP yanlısı tutum, 1950 seçimlerinde bu yeni partinin yöneticilerince değerlendirilecek; Son Posta başmuharriri ve sahibi Selim Ragıp Emeç, Tasvîr gazetesi sahibi Ziyad Ebüzziya ve babasının ölümünden sonra Cumhuriyet’in yönetimini üstlenen Nadir Nadi, DP listelerinden milletvekili seçilecektir.

1946-1950 yılları yeni gazeteler bakımından da ilginç gelişmelere şahitlik edecektir. 1947’de Çocuk Sesi ve Afacan gibi çocuk dergileri çıkaran ve Dokunmayın Bu Aslana adlı ulusalcı çizgide şiir kitapları yayınlayan Mehmet Faruk Gürtunca, Hergün gazetesini neşre başladı; daha çok orta ve alt sınıf okuyucuya hitap eden bu gazete de DP yanlısıydı; diğerleri gibi onun da sahibi DP listesinden milletvekili olacaktı. Hergün’ün bir özelliği de Murat Sertoğlu’nun yazdığı pehlivan tefrikaları ile Kemalettin Tuğcu’nun acıklı romanlarına sayfalarını açmasıydı.

1 Mayıs 1948’de ise İstanbul basını en önemli temsilcilerinden biri olacak Hürriyet gazetesiyle tanıştı. 1920’li yıllardan beri özellikle dergicilikte çok başarılı olan ve ünlü Yedigün dergisiyle Bâbıâli’de haklı bir şöhret kazanan Sedat Simavi, bütün varını yoğunu harcayarak Hürriyet gazetesini kurdu. Deneyimli olduğundan saatte 45.000 adet beş renkli gazete basabilecek bir matbaa makinesini Amerika’dan ithal etmiş ve yepyeni tarzda bir gazeteyle okuyucularının karşısına çıkmıştı. Gazete çıkmadan önce İstanbul’un bütün sokakları gazetenin ilanlarıyla süslenmişti. Okuyucunun rahatlıkla ve keyifle okuyacağı röportaj, fıkra ve tefrika yazarları gazetenin kadrosuna alınmıştı ve özellikle de deneyimli basın fotoğrafçısı Ali Ersan’ın yönettiği, diğer gazetelerde pek rastlanmayan geniş bir fotoğraf bölümü vardı. Amerika’dan alınan çizgi bantlar yerli uygulamalarla Fatoş, Güngörmüş Ailesi isimleriyle; ünlü Amerikan polisiye çizgi bandı Detektif Nik ise orijinal hâliyle okuyucuya sunuluyordu, hafta sonlarında usta çizer Ratip Tahir’in çizip yazdığı tarihî öyküler; resimli romanlar ve spora o güne kadar görülmemiş bir şekilde gazetede yer verme ve haberleri orta tabaka okuyucusunun da anlayacağı şekilde kaleme alma Hürriyet’in özellikleriydi. Gazete ilk farklı atılımını da 1948 Londra Olimpiyatları’na geniş bir kadroyla giderek ve olimpiyatlarda altı altın madalya kazanan güreşçilerimizin fotoğraflarını anında gazeteye basarak yaptı. “Sedat Simavi mutlaka batar.” diyen eski kafalı Bâbıâli yâranının düşüncesinin aksine, hiç de kötü bir rakam olmayan 30.000 okuyucuya daha ilk günlerde ulaştı; bu rakam 1950’de 83.000 gibi o günler için çok şaşırtıcı olan bir noktaya gelecekti. Simavi, gazetenin ilk sayısında ilk sayfanın solunu İsmet İnönü’nün bir yazısına, sağını ise Celal Bayar’ın bir yazısına ayırmıştı ve iki parti arasında ayırım yapmaksızın yoluna devam edeceğini göstermişti.

Aynı atılımı bir başka şekilde Yeni Sabah gazetesi gerçekleştirdi. İlhami Safa’dan haklarını alarak gazetenin tek sahibi olan Cemalettin Saraçoğlu, gazetesini 1948’de Safa Kılıçlıoğlu adlı bir iş adamına sattı. Kılıçlıoğlu, önemli bir gazeteye sahip olan Bâbıâli dışından ilk girişimcidir. Bugüne kadar yayınlanan bütün gazetelerin patronları eski gazetecilerdir; bunu Kılıçlıoğlu ilk kez bozdu ve akıllı bir iş adamı olduğunun işaretlerini vererek Yeni Sabah’ı Hürriyet gibi hamle üstüne hamle yaparak yüksek tirajlara çıkarmayı başardı.

1950 yılının 3 Mayıs’ın da ise yılların gazetecisi Ali Naci Karacan tıpkı Sedat Simavi gibi bütün varını yoğunu ortaya koyarak Milliyet gazetesini çıkarmaya başladı; bu gazete asıl gelişimini 1950’li yıllarda özellikle Abdi İpekçi’nin yazı işleri müdürü olmasından sonra sağlayacaktır.

1946-1950 döneminde çıkan bir önemli gazete de, 1930’lu yıllarda Almanya’da çeşitli girişimlerde bulunarak çok para kazanan, sonra İsviçre’ye yerleşen ve serveti efsaneleştirilen Habip Edip Törehan’ın çıkardığı Yeni İstanbul gazetesidir. Bu gazete Hürriyet’in aksine büyük kitlelere değil, daha elit bir kitleye hitap etmeyi yeğliyordu. Gazete idarehanesi ilk kez Bâbıâli dışında, Beyoğlu Belediyesi’nin karşısında idi. Mavi başlıkla çıkan ve dönemin şöhretli gazeteci ve aydınları olan Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay, Reşat Nuri Drago, Vedat Nedim Tör, Fikret Adil, Ömer Sami Çoşar, Abdülhak Şinasi Hisar ve hatta Falih Rıfkı Atay’ı kadrosuna alan gazete, daha sonraki dönemlerin usta gazetecileri olacak Bedii Faik, Tarık Buğra ve İlhan Selçuk’un ilk kez çalıştıkları yayın olacaktı. Gazetenin sahibi Habip Edip Törehan başmakale yazmayı kendi üstlenmişti. Bu biraz aristokrat görünüşlü girişim daha sonraları pek başarılı olamayacak ve çok sık el değiştiren bir gazeteye dönüşecekti.

1950-1980 ARASI İSTANBUL BASINI

DEVAMI 4.NCÜ BÖLÜMDE

29 / OCAK / 2026


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.