Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1836
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 11491
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 757
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2062 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (191) | Dış Politika (2542) | Ekonomi (255) | Eğitim (98) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (73) | Adalet (86) | Milli Kültür (652) | Gençlik (28) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (916) | Tarım (160) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (7) | Meslek Kuruluşları (19) | Basın ve Televizyon (29) | Din (707) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (15) | Milli Güvenlik (681) | Türk Dünyası (951) | Şiir (131) | Sağlık (211) | Diğer (3672) |

Görüş bildirebileceğiniz Basın ve Televizyon konuları
Televizyonların yayınları nasıl olmalıdır? (2)
Basının durumu nedir?Nasıl olmalıdır? (5)
Basın ve Televizyon ile ilgili diğer konular (22)


Basın ve Televizyon - Basın ve Televizyon ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Mustafa Mete ÖZPINAR - (Ziyaretci) 9.02.2026 16:59:59

BASIN DÜNYAMIZIN BİLİNMEYELERİ 4. NCİ BÖL.

Mustafa Mete ÖZPINAR

BASIN DÜNYAMIZIN BİLİNMEYELERİ

4. NCİ BÖL.

G İ R İ Ş : Bu otuz sene 1950-1960 DP dönemi, 1960-1971 arası ve 1971-1980 arasındaki dönem olarak üç kısımda incelenecektir. DP döneminin ilk yılları basının göreceli olarak en rahat yıllarıdır ama 1954-1960 arası özellikle muhalif basın için çetin yıllardır. 1960-1971 arasını 27 Mayıs ihtilali sonrasının sancılı seneleriyle Süleyman Demirel iktidarının ilk dönemini oluşturur ve dönem 12 Mart 1971 müdahalesi ile sona erer, 1971-1980 arası ise Türkiye’nin teröre teslim olduğu veya teslim edildiği yıllardır. İstanbul basını bu yıllarda Abdi İpekçi gibi kıymetli gazeteci mensuplarından birkaçını teröre kurban verecek ve dönem, 12 Eylül 1980 darbesiyle son bulacaktır.

1950-1960 Demokrat Parti Dönemi

Bu dönemi de birbirinden farklı nitelikler arz eden üç dönem içinde analiz etmek gerekir.

1950-1954 Dönemi

DP ile basının arasının en iyi olduğu dönemdir. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde 52,7 oy alan DP, seçim çoğunluk sistemiyle yapıldığından TBMM’de büyük bir üstünlük sağlamıştır. Kore Savaşı dolayısıyla dünyada tarım ürünlerindeki artış; uygun hasat alınmasına izin veren iklim koşulları ve bunun sonucu yaşanılan iktisadi ferahlama, Türkiye’nin çok istediği NATO’ya girişi; ABD ve Batı’yla ilerleyen ilişkiler ve uzun yılların tek parti sultasından kurtulmanın yarattığı olumlu ortam iktidar ile Türk basın camiasının büyük bölümünü oluşturan İstanbul basınının âdeta bir balayı yaşamasına uygun şartları sağlamıştır. Bir DP’li bakanın, “Basın yatak odalarımıza bile girebilir.” demesiyle simgelenen bu ilişki, 1954 yılına kadar kesintisiz sürecektir.

1954-1957 Dönemi

1954-1957 arası, ilişkilerin gölgelenmeye başladığı yıllardır. 1954 seçimlerinde Türkiye’de bugüne kadar hiçbir partinin erişemediği bir rekor oyla 57,6’yla seçimi kazanan DP ile oyları 39,4’ten 35,4’e düşen CHP arasında ilişkiler iyice bozulmuş; iktisadi ortamın olumlu şartlarının ortadan kalkması, Marshall Planı gereğince sağlanılan ABD mali yardımının artık bitmesi ve DP Hükûmeti’nin IMF ve Dünya Bankası’nın ileri sürdüğü şartların gereğini yerine getirememesi basınla ilk dört yılda kaydedilen gelişmeleri bozan bir etkiyi de beraberinde getirmiştir. Yunanistan ile Kıbrıs dolayısıyla çıkan gerilim, 6-7 Eylül 1955 olayları ve bir kısmı kurucu aza olan çok sayıda milletvekilinin DP’den istifa ederek Hürriyet Partisi’ni kurmaları İstanbul basını için hükûmeti eleştirecek konular olmuş ve hükûmet-basın ilişkileri süratle bozulmuştur. 1950-1954 döneminde İstanbul basınında, Akşam ve Vakit gibi etkisi çok az iki gazete ve yeni yayınlanmaya başlayan Dünya dışında bütün gazeteler DP’ye en azından sempatiyle bakarken bu dönemin sonunda İstanbul basınının büyük bölümünün artık bu sempatiyi de göstermediği görülmektedir. Buna karşı hükûmetin de basına tavrı değişmiştir; ceza kanunlarında yapılan değişiklikler, o zaman gazete kâğıdı ve resmî ilan tahsisinin hükûmet elinde olmasından dolayı çıkan sorunlar ve gazeteci tutuklamaları bu arada 80 yaşını geçmiş Hüseyin Cahit Yalçın’ın bile hapse girmesi, ilişkilerin bozulduğunun bariz kanıtlarıdır.

1957-1960 Dönemi

Bu dönemde ilişkiler çok daha kötüye gidecektir. İlk kez 50’nin altına düşerek, 47,9 oy alan DP’nin karşısına 41 oy alarak ve TBMM’de milletvekili sayısını kırklardan yüz yetmişlere çıkartarak moral bulan CHP, uzlaşmaz ve yıpratıcı bir muhalefet yapacaktır. Döviz darboğazı nedeniyle çekilen sıkıntılar; Türk lirası karşında doların değerini 2.80 TL’den 9.08 TL’ye çıkararak yapılan 300’ü aşan devalüasyon CHP’nin elini kuvvetlendirecektir. DP buna karşılık Vatan Cephesi örgütünü kurarak saflarını sağlamlaştırmanın yolunu seçmiş; ancak bu ortam ülkede birbirinden âdeta nefret eden iki kesim oluşmasına neden olmuştur. Uzlaşma zemini o derece ortadan kalkmıştır ki köy ve kasabalarda DP’liler ile CHP’lilerin camilerini bile ayırdıkları söylenmektedir. Bu ortamda İstanbul basınının büyük kısmı muhalefet safına geçmeyi yeğlemiştir; bunun sonucu basın muhakemeleri yaşanmış ve pek çok basın mensubu tutuklanmıştır. Basın Kanunu’nda değişiklikler yapılmış ve istenmemesi gereken bu kaotik ortam ne yazık ki ülkemizi 27 Mayıs 1960 darbesine götürmüştür.

Bu üç ayrı dönem içinde İstanbul basınını incelersek şu tespitleri yapabiliriz:

1950 yıllarında İstanbul’da Hürriyet, Vatan-Cumhuriyet, Yeni Sabah, Yeni İstanbul, Akşam, Tercüman, Son Posta, Milliyet, Dünya, Son Saat, Vakit, İstanbul Ekspres ve Hergün gazeteleri yayınlanmaktadır.

Bunlardan Sedat Simavi’nin Hürriyet’i etkili bir yayın organı olarak dikkati çekti. Gazete, kuruluştaki tirajını 30.000’den 1953’te 150.000 civarına yükseltmişti ve bu rakam her gün artarak dönem sonunda 300.000’lere dayanıyordu. Bu rakamlar basın tarihimizde şimdiye kadar rastlanmamış sayılardı. Bu tiraj artışında daha önce de değindiğimiz faktörler yanında, özellikle Refik Halit Karay’ın tefrika romanları; çarpıcı haberler, spor haberlerindeki artış etkili oluyordu. Hürriyet yeniliklerin gazetesi idi; mesela Yahya Kemal Beyatlı’nın dilden dile dolaşan ama hiçbir yerde yayınlanmayan şiirleri bu gazetede yayınlanıyordu. Okuyucu arttıkça Hürriyet’in etkisi de arttı. Mesela Türkiye’nin Kıbrıs sorunuyla tanışmasına Sedat Simavi sebep oldu; dönemin Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü’nün “Bizim Kıbrıs gibi bir meselemiz yoktur.” demesine karşın Sedat Simavi, inatla bu konuyu işledi ve kamuoyunda karşılık buldu. Bu arada Köprülü, Sedat Simavi’yi mahkemeye bile vermiş ama Simavi beraat etmişti. Sedat Simavi 11 Aralık 1953’te vefat edince arkasında çağdaş ve popüler gazeteciliğin iyi bir örneğini oğulları Erol ve Haldun Simavi’ye bırakmıştı. Sedat Simavi’nin ölümü Hürriyet’i pek etkilemedi ve gazete başarılı çıkışını sürdürdü. 1954-1960 arasında Hürriyet’in DP Hükûmeti’ne karşı göreceli olarak daha ılımlı davrandığını söyleyebiliriz. 6-7 Eylül olayları sonrasının ünlü Sıkıyönetim Komutanı Nurettin Aknoz, bir emrine uymadığı için gazeteyi 15 günlüğüne yayınlanmaktan men etmişti ama özellikle 1957-1960 arası gazeteci tutuklamalarında Hürriyet’ten bir isme pek rastlanmaz.

Bu dönemde büyük bir gelişme gösteren gazete ise Milliyet’tir. Özellikle, 1954 yılından sonra Abdi İpekçi’nin yönettiği gazete, Hürriyet örneğinde olduğu gibi spor servisini kuvvetlendirip son sayfayı spora ayırarak çizgi roman, örneğin Abdülcanbaz çizgi bandını yayınlayarak ve iyi bir habercilik yaparak büyük bir sıçrama kaydetti. Özellikle gazeteden ayrılan Peyami Safa’nın yerine Çetin Altan’ın gelmesi gazetenin muhalif yapısının göstergesi olmuştu. Gazetenin sahibi Ali Naci Karacan’ın 1955’te ölümü de gazetenin çıkışını etkilemedi.

Ahmet Emin Yalman’ın Vatan’ı 1950-1954 döneminde DP’yi en yoğun şekilde tutan gazetedir. 22 Kasım 1952’de Malatya’da uğradığı suikast sonrası DP Hükûmeti’nin kendisine kuvvetle arka çıkması bu ilişkileri pekiştirmiştir. Mesela 1954 seçimleri öncesi yapılan Basın Kanunu değişikliklerini DP Mebusu Nadir Nadi’nin Cumhuriyet’i eleştirirken, Yalman şöyle yazıyordu: “Muhalefet partilerinin isterik saldırıları ve onların arkasına gizlenen komünistlerin yıkıcı çalışmaları arasında bir ayırım çizgisi çekmek imkânı yoktur. Ceza kanunlarındaki değişiklikler belli başlı gazete başyazarlarına danışılarak yapılmıştır.”

Ama bu durum 1955’ten sonra değişecek, Yalman, DP’nin en hızlı karşıtlarından biri olacak hatta tutuklanıp hapse bile girecektir. Vatan bu gelişmeler sırasında mali zorluklarla karşılaşacak ve sermaye artırımı yapıp seksenden fazla ortağı olan bir gazete hâline dönüşecek; bu da yönetimde yarattığı sorunlarla gazetenin sonunu hazırlayacaktır.

Cumhuriyet ise bazı konulardaki eleştirilerine karşın DP iktidarının ilk beş yılında mutedil bir yayın politikası güttü. Başyazarı Nadir Nadi bağımsız olarak DP listelerinden 1950 ve 1954 yıllarında milletvekiliydi. Gazete eski alışkanlıklarını sürdürüyordu; yani Hürriyet, Milliyet ve Yeni Sabah’ın yaptığı popüler ve çağdaş gazetecilik çizgisinde değildi. 1957’den sonra DP’ye karşı yürütülen muhalefetin başını çekti ve birçok kez kapatıldı.

Akşam ise 1950-1954 döneminin ender muhalif gazetelerinden biriydi. Ortaklarından Necmettin Sadak 1953’te ölünce gazetede tek adam olan Kâzım Şinasi Dersan bu eski gazeteye bir atılım yaptıramadı ve 1957’de gazete armatör Malik Yolaç’a satıldı. İyi bir iş adamı olan Yolaç, gazeteye bir hareket getirecek ve bunun etkileri özellikle 1960’tan sonra iyice hissedilecektir.

Muhafazakâr bir yapıya sahip Habip Edip Törehan’ın Yeni İstanbul’u sahibinin arzusu veçhile ciddi ve elit bir okuyucu kitlesine hitap etmeyi düşünen bir yayın organıydı. Türk gazeteciliğinde ayrı bir iktisat sayfası bulunan ilk gazetedir. Ancak 1952’den sonra gazetenin iki ağır topu Falih Rıfkı Atay ve Bedii Faik’in kendi gazetelerini kurmalarıyla birlikte etkisini yitirmeye başladı ve bu, Törehan’ın öldüğü 1964 yılına kadar sürdü. Bu tarihte gazete el değiştirip Bâbıâli’ye geri dönecektir.

DEVAMI 5.NCİ BÖLÜMDE

29/OCAK/2026


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.