Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1836
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 11491
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 757
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2062 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (191) | Dış Politika (2542) | Ekonomi (255) | Eğitim (98) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (73) | Adalet (86) | Milli Kültür (652) | Gençlik (28) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (916) | Tarım (160) | Sanayi (13) | Serbest Meslek Mensupları (7) | Meslek Kuruluşları (19) | Basın ve Televizyon (29) | Din (707) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (15) | Milli Güvenlik (681) | Türk Dünyası (951) | Şiir (131) | Sağlık (211) | Diğer (3672) |

Görüş bildirebileceğiniz Basın ve Televizyon konuları
Televizyonların yayınları nasıl olmalıdır? (2)
Basının durumu nedir?Nasıl olmalıdır? (5)
Basın ve Televizyon ile ilgili diğer konular (22)


Basın ve Televizyon - Basın ve Televizyon ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Mustafa Mete ÖZPINAR - (Ziyaretci) 9.02.2026 12:06:29

BASIN DÜNYAMIZIN BİLİNMEYELERİ 2. NCİ BÖL.

Mustafa Mete ÖZPINAR

BASIN DÜNYAMIZIN BİLİNMEYELERİ

2. NCİ BÖL.

G İ R İ Ş : Bu tasfiyelerden sonra İstanbul basını; Ankara ile iyi ilişkiler içinde olan Cumhuriyet, Akşam, İkdam, Son Saat ve Vakit gazetelerinden oluşuyordu. Bu gazetelere 1926 yılında Türkiye İş Bankası’nın da katkılarıyla kurulan Milliyet gazetesi katıldı. Gazeteyi Mustafa Kemal’in Selânik’ten arkadaşı Siirt Mebusu Mahmut Soydan yönetiyordu. Bütün bu gazetelerin -İkdam hariç- başyazarları milletvekili olmuştu. Bu başyazarların neredeyse hepsi gazetelerin aynı zamanda sahipleriydiler.

1926 İzmir suikastı olayı, İstanbul gazetelerindeki biat eğilimini daha da artırdı. Ancak onları bir tehlike bekliyordu. Bu da 1928’de gerçekleşen ve hemen yürürlüğe konan Harf İnkılabı idi. Bir geçiş dönemi tanınmayınca iki ana sorun ortaya çıktı:

1- Yazı dizen ve sayfa bağlayan kadroların müthiş bir hızla yeni harfleri öğrenmeleri gerekiyordu.

2- Basımevlerinin de Arap harfli kasalarını boşaltıp Latin harflileri almaları elzem oluyordu. Bu da yeni bir masraf kapısıydı.

Asıl önemlisi ise tirajların önemli oranda düşmesiydi. Mesela tirajı 11.500 olan Cumhuriyet ancak 5.700 satabiliyordu. Milliyet 10.000 tirajdan 5.250 satışa, Vakit 7.000 tirajdan 2.700 satışa, Son Saat 6.000 tirajdan 1.500’e, Akşam 4.000 tirajdan 1.300 satışa düştü. En acıklısı ise Ahmed Cevdet Bey’in 1894’ten beri -otuz dört yıldır- yayınlanan gazetesi İkdam’ın başına geldi; 8.000 tirajdan 3.100 satışa düşünce 1928’in Aralık ayında sahibi satmaya karar verdi ve bir süre gazetede çalışmış olan Ali Naci Karacan İkdam’ı aldı ama gazete bir yıl sonra kapandı. Karacan, 1939 yılında İkdam’ı yeniden yayınlayacak ama gene başarılı olamayacaktır.

Hükûmet bu olumsuz gelişmelerin üzerine basına yardım kararı aldı ve bu karar iki yıl kadar devam edip gazetelere rahat nefes aldırdı.

1930 yılında Büyük İktisadi Buhran’ın etkileri Türkiye’de de görülmeye başlayınca Mustafa Kemal yeni bir denemeye girmeye karar verdi ve yakın arkadaşı Fethi Okyar’a Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurdurdu. Bu olay İstanbul basınında bir çalkalanmaya neden oldu. Aynı yıl dört tecrübeli gazeteci; Zekeriya Sertel, Selim Ragıp Emeç, Ekrem Uşaklıgil ve Halil Lütfi Dördüncü Son Posta gazetesini çıkardılar. Son Posta hemen Serbest Fırka’nın yanında yer aldı ama tenkitleri temkinliydi. Asıl büyük muhalefet ise deneyimli gazetecilerden Arif Oruç’un çıkardığı Yarın adlı gazetede yapılmaya başlandı. Başbakan İsmet İnönü ve CHP şiddetle eleştiriliyordu; bu eleştiriler muhalefet kamuoyundan büyük ilgi gördü. Gazetenin satışı o günler için düşünülemeyecek bir sayıya, 80.000’e ulaştı. Bulunamayan sayılarının o gün için çok büyük bir para olan 2 liraya karaborsada satıldığı söyleniyordu. Ancak bu muhalefet dönemi çok kısa, yüz gün kadar sürdü ve Fethi Okyar, partiyi feshedip Londra Büyükelçiliği’ne gitti.

CHP yine tek parti olarak kalmıştı ve intikamını özellikle Yarın gazetesinden aldı. Arif Oruç, Bulgaristan’a kaçmak zorunda kaldı; uzun yıllar sonra ülkeye dönebildi ama hayatını ancak Ayhan takma adıyla gazetelere tarihî roman ve musahabeler yazarak kazanabildi.

1931 yılında ise yeni bir basın kanunu ve ceza kanunundaki değişikliklerle İstanbul basınının kayıt altına alınması gerçekleştirildi. Artık hükûmet dilediği zaman dilediği gazete ve dergiyi kapatma imkânına kavuşmuştu. Bu nedenle İstanbul basını, artık yaşamını hükûmetle tam bir uyum içinde, hiç çatışmadan sürdürmeye çalışıyordu. Bu uyumun tipik bir örneği Vakit gazetesinde görüldü; dilde sadeleşmenin gündemi ağırlıklı olarak işgal ettiği 1936 yılında gazetenin ismi Atatürk’ün isteğiyle Kurun’a çevrildi ve onun en gözde gazetesi oldu. 1937 yılında Hatay meselesi çıktığında Atatürk, bu gazetede Hakkı Tarık Us’un imzası altında bir başmakale yazdı.

Bu arada İstanbul basınında yine de yeni gazeteler çıkmaya başladı. Atatürk’ün 1925 olaylarında mahkûm gazetecileri affetmesi bu süreci hızlandırdı. Siirt Mebusu ve Milliyet gazetesi başyazarı Mahmut Soydan’ın ölümünden sonra Milliyet gazetesinin sahibi İş Bankası, gazeteyi elinden çıkarmayı planladı ve gazeteyi önce Ali Naci Karacan alıp adını Tan’a çevirdi ama başarılı olamadı. 1936’da Tan gazetesini Ahmet Emin, Zekeriya Sertel, Halil Lütfi Dördüncü aldılar ve gazete 40.000 satışla çok başarılı bir başlangıç yaptı. Yalman, iki yıl sonra yazdığı bir makale yüzünden Tan üç ay kapatılınca gazeteden ayrılacak ve 1940’ta kendi gazetesi olan Vatan’ı yeniden kuracaktır. Tan, Ahmet Emin ayrıldıktan sonra Zekeriya Sertel ve karısı Sabiha Sertel’in yönetimine geçti ve okuyucu nezdinde beğeni kazandı.

1937’de Ethem İzzet Benice, Velid Ebüzziya’nın 1934’te çıkarıp başarılı olamadığı Zaman gazetesini alarak, Son Telgraf adıyla neşretti ve 1938’de ise Peyami Safa’nın ağabeyi İlhami Sefa ile Cemalettin Saraçoğlu Yeni Sabah’ı çıkarmaya başladılar; bu iki gazete de belli bir okuyucu sayısına ulaştı. 1939’da İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanı olmasıyla itibar kazanan Hüseyin Cahit Yalçın da Tanin’i yeniden neşre başladı. 1940’ta da Tasvîr-i Efkâr’ı Velid Ebüzziya’nın yeğeni Ziyad Ebüzziya yeniden yayınlamaya başladı. Peyami Safa ve Cihat Baban gibi iki tanınmış gazeteci kendisini destekliyordu; başmakaleleri ise 1945’teki ölümüne kadar Velid Ebüzziya yazdı.

1 Eylül 1939’da II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla İstanbul basını için zor bir dönem başladı.

Bir taraftan hükûmetin elinde bulunan gazete kapatma yetkisi, diğer taraftan da İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildiğinden ve sıkıyönetim komutanının istediği an gazeteleri kapatabilmesinden dolayı İstanbul basını çifte baskı altındaydı. 1945’e kadar Vakit ve Akşam hariç bütün gazeteler pek çok kez kapatıldı. En çok kapatılan ise sonraları yalnız Tasvîr adıyla yayınlanan Ziyad Ebüzziya’nın çıkardığı Tasvîr-i Efkâr gazetesiydi. Gazete, uzun veya kısa süreli olarak kırk yedi kez kapatılmıştı. Kapatılma nedenlerinden biri; Ankara’da bir okulu ziyaret eden Mevhibe İnönü’nün resmini birinci sayfadan değil, üçüncü sayfadan basmasıdır. Kapatılma sayısında Tasvîr’i, Cumhuriyet gazetesi izleyecektir.

Basın üzerindeki bu baskı 1939-1942 arası göreceli olarak daha azdır ama o dönemin Basın Yayın Genel Müdürü ünlü hariciyeci Selim Sarper, aşağıda örneğini vereceğimiz emirleri, özellikle savaşın kaderinin belli olmaya başladığı 1942-1943 yıllarında her gün gazetelere tebliğ etmektedir:

Gazetelerde büyük manşetler yalnız iç haberler için kullanılacaktır; dış haberler tek sütuna dizilecek ve bu haberlere en çok 12 puntodan büyük başlık konmayacaktır. Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nden ve Anadolu Ajansı’nın vereceği dış haberlerden başka hiçbir dış haber yayınlanmayacaktır. Türk rejiminin ve bu rejimin ideolojisinden gayri, velev inceleme adı altında olsa da diğer rejimlere ve ideolojilere ait yayın yapılmayacaktır.

Bu arada Cumhuriyet, Tanin, Tan ve Vatan gazeteleri arasında çıkan kalem kavgaları da aşağıdaki emirle yasaklanır: “Son günlerde İstanbul matbuatında dikkati çeken bir genişlik alan malûm polemiklere yarın sabahtan itibaren ve kesin olarak son verilecektir.”

Bu sıkı denetim bazen trajikomik uygulamalara da konu olmaktadır. Örneğin, Atatürk döneminin en itibarlı gazetesi Cumhuriyet, sahibi Yunus Nadi’nin İnönü nezdinde itibarını kaybetmesi sonucu sudan nedenlerle sık sık kapatılacaktır. Kapatma nedenlerinden biri Millî Şef’in oğulları Ömer ve Erdal İnönü’nün Türk Hava Kurumu planörlük kursunu başarıyla bitirip brövelerini aldıkları töreni, gazetenin birinci sayfasında gerekli büyüklükte yansıtmamasıdır.

Bu adı konmamış sansürden bunalan Ahmet Emin Yalman, 1942’de Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na “Bu uygulamalarınızdan başımız belalara uğruyor. Hâlbuki siz apaçık sansür koyarsanız; siz de rahat edersiniz, biz de.” diyecektir. Saraçoğlu’nun cevabı ise ilginçtir: “Ben sansür koymam, çünkü anayasada sansür yasaktır. Fakat sen haddini bileceksin, bunu aşmayacaksın, aşarsan cezanı göreceksin.”

Aslında İstanbul basını, savaşın ilk yıllarında Almancı ve İngilizci olarak ikiye ayrılmıştır. Cumhuriyet ve Tasvîr Almancı, Tanin, Tan ve Vatan İngilizcidir. Hükûmetin iki güç arasında dengeli bir politika izlediği bu yıllarda bu duruma bilerek izin verdiği anlaşılıyor. Çünkü İnönü’nün o günkü politikası her iki tarafı da idare etmektir, bu duruma uygun olarak Almanları Cumhuriyet’te Nadir Nadi, Tasvîr’de Ali İhsan Sabis ve Peyami Safa’yla; İngilizleri ise Tanin’de Hüseyin Cahit, Tan’da Zekeriya ve Sabiha Sertel, Vatan’da Ahmet Emin’le idare etmektedir. Bu arada zıt güçleri tutan gazeteler arasında polemikler başlayıp bunlar tehlikeli boyutlara varınca yukarıda belirttiğimiz gibi, duruma hemen müdahale edilmektedir.

O günlerin gazeteleri incelenirse yukarı da anlattığımız durum açıkça görülür. Temmuz 1940’ta yazdığı bir başmakalede Nadir Nadi şöyle demektedir: “Bugün Avrupa’da bir Alman kudreti yaşanıyor. Bu Alman Birliği’nden gelir. Bu birlik ise bir ya da birkaç kişinin değil, gelişen bir düşüncenin, binaenaleyh tarihin eseridir... Avrupa Devletleri realiteyi görmeli ve yollarını ona göre tayin etmelidir.”

DEVAMI 3.NCÜ BÖLÜMDE

29 / OCAK / 2026


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.