DEĞİŞELİM YÜKSELELİM
Mustafa Mete ÖZPINAR
DEĞİŞELİM
YÜKSELELİM
KONUYA BAŞLARKEN: Bireyler ve örgütler çevreyle bağımlılığı olan sistemler bütünüdür. Bu nedenle sürekli değişen koşullara ayak uydurmak ve var olmak zorundadırlar. Bu anlamda değişimin tanımı yapılacak olursa;
Değişim, sevilmeyen istenmeyen kişileri ve toplumu rahatsız eden, siyasi idareler içinde geçerlidir, her hangi bir şeyi var olan durumundan başka bir duruma geçirmeyi, geliştirmeyi düzeltmeyi ifade eder.
Değişim olumlu veya olumsuzda olabilir. Olumlu değişme, gelişme sürecinde ilke, yöntem ve süreçlerde daha etkin duruma gelmeyi, olumsuz değişme ise gelişmenin kontrol edilemediği durumları ya da hiçbir müdahale olmaksızın bir durumun aslından uzaklaşması olarak ortaya çıkarak, dağılmaya ve etkinliğin azalmasına neden olan değişmedir.
Değişim bir yandan sorunlara çözüm getirirken, diğer yandan yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olmamalıdır. İşte bizler bilinçle inançla hep bunları düşünerek hareket ediyoruz.
Bugün Türkiye bunu yaşamaktadır.
Ülkemizde partilerin çoğalması ve teknolojilerin gelişmesi sonucu düşünceler karmaşık biçime dönüşmüştür. Eskiden, kendi bilgisi, deneyleri ve sağduyusundan yararlanarak karar veren kişi ya da grup artık çok karmaşıklaşmış ve etkileşim içinde doğru ve yerinde karar verebilmek için bir takım yeni bilgilere gerek duymakta ve uzmanlara danışmaktadırlar. Bilgi eksikliği üzücü bir yaşam gerçeğidir.
Ekonomik Açıdan Değişim: Ekonomik çevrenin birer alt parçasıdır ve bu nedenle ekonomik olay ve olgulardan ayrı olarak düşünülemezler. Ekonomik göstergelerdeki değişmeler örgütler üzerinde olumlu veya olumsuz biçimlerde etkide bulunabilirler.
Ekonomik çevre unsurları, yani işletmelerin içinde etkinlikte bulunduğu ekonomik yapının özellikleri sürekli değişmektedir. Ekonomik yapı, bir süreç olarak üretim, paylaşım, değişim, tüketim ve yeniden üretim döngüsü temelinde şekillenir. Bu döngü, kısır bir döngü olmaktan çok, etkisini gittikçe arttıran bir sarmal şeklindedir. Bu döngü içinde, bir konumda, bir örgütsel düzenleniş gerçekleştirilirken; üretim araçlarının gelişmişliği, bu araçları kullanacak olan insanların gelişmişliği ve yeterlik düzeyi, üretim araçları üzerindeki sahiplik biçimi, yaratılan değerlerin paylaşım şekli, üretimde yeğlenen ağırlıklı faaliyet alanları (tarım, sanayi, hizmet), kalkınma hızı değiştikçe, farklı bir örgütsel düzenleniş ortaya çıkacaktır.
Sosyo-Kültürel Açıdan Değişim: Sosyo-kültürel faktörler örgütleri etkileyen diğer dış çevre unsurları arasındadır. Sosyo-kültürel çevre; bireylerin tutumlarını, değer yargılarını, davranış şekillerini, kültürel alışkanlıklarını, bakış açılarını, yaşam biçimlerini meydana getiren ve etkileyen unsurların bulunduğu çevre olarak tanımlanabilir. Sosyal ve kültürel faktörler genellikle ayrı ayrı ele alınsa da, aslında içerikleri itibariyle birbirlerini tamamlamaktadırlar. Sosyo-kültürel faktörler; genel refah ve kalkınmışlık seviyesi, hayat şartları, katılım ve bilinçlenme seviyesi, bireylerin zevk ve tercihleri, şehirleşme, nüfus artışı ve demografik özellikler gibi konularda somutlaşarak örgütler üzerindeki etkilerini gösterirler. Demografik çevre de bu anlamda sosyo-kültürel çevre kapsamında ele alınabilir.
Küreselleşme olgusunun her geçen gün yerleşmesi ile birlikte, sosyal ve kültürel faktörler sürekli değişen bir yapı kazanmakta ve bu durum örgütler için zaman zaman belirsizlik sorunu yaratmaktadır. Günümüz koşullarında ayakta kalmayı hedefleyen örgütler, söz konusu belirsizliğe en hızlı ve etkili cevap verebilecekleri şekilde dinamik örgüt yapıları oluşturmalıdırlar. Örgütler çalışanlarıyla birlikte düşünüldüğünde kendi içlerinde birer sosyokültürel sistem oluşturmaktadırlar. Dolayısıyla sosyo-kültürel çevrenin örgüt ve örgütsel değişim üzerindeki etkileri karşılıklı etkileşim şeklinde değerlendirilmelidir.
Toplum olarak değişim büyük ölçüde İnsan kavramına bağlıdır. İnsan ya da beşeri unsurlara dayandıran görüş sahipleri bir örgütü meydana getiren bireylerin özellikle örgütün başında bulunan yöneticilerin yetenek ve davranışlarında değişiklik yapmak suretiyle örgütün tümünde istenilen değişikliklerin sağlanabileceğini belirtirler. İşte biz bugün bunun için bu yola çıktık.&8239;
Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü olma yolunda bir kuruluş hayata geçti. Türkiye dış mihrakların gözünde çok güçsüz duruma düşürülmüş durumda herkes istediği gibi at koşturuyor…
Gerçeklerin hepsi milletten saklanıyor. Yalan söyleyen utanmaz fırıldakların hepsi yıllardır devleti eline almış milletle alay ediyorlar. Artık sustuğunuz yeter millet uyan uyanda kendine gel.. Türkiye
ALLAHIM, sebep olanları sana havale ediyorum… Millet olarak da uyanmak zorundayız. Yayınların hepsi aldatma ve yalan üzerine kurulu
Kendi tarihini çiğneyen, yok sayan, umursamayan, milliyetsiz dönek, ikiyüzlü sinsi ihanet şebekelerinden ve bunların oyunlarından artık bıktık. Yıllardır bu milletin çektiği yeter.
açık bahtınız aydınlık olur İNŞAALLAH
4. 4. 2025 ALANYA
|