Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1763
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7746
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 756
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1994 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
TÜRKİYE`NİN GELECEĞİNDE ALEVİ MÜSLÜMANLIK MI?ALİ`SİZ ALEVİLİK Mİ?

TÜRKİYE`NİN GELECEĞİNDE ALEVİ MÜSLÜMANLIK MI ALİ`SİZ ALEVİLİK Mİ?



Türkiye yaklaşık 75 milyon nüfusa sahiptir. Bu nüfusun yüzde 99`u Müslüman olup yüzde 10`unun Şafi Müslüman, yüzde 10`u Alevi Müslüman ve yüzde 80`inin ise Hanefi Müslüman olduğu tahmin edilmektedir.

Hanefi mezhebinin kurucusu, asıl adı Numan olan İmam-ı Azam Ebu Hanife miladi 690 tarihinde Kûfe şehrinde, babası Sabit ise bugünkü Afganistan`ın başşehri Kabil`de doğmuştur. Baba Sabit oğluna, vücutta cereyan eden temiz ve sağlam kan manasına gelen Numan adını koymuştur. Sabit Kabil`den Irak`a gelerek yerleşmiştir. Ebu Hanife`nin babası Sabit sevgili peygamberimizin damadı, dört halifeden biri, Allah`ın Aslanı Hz. Ali`nin hizmetinde ve yakınlarında bulunmuştur. Küçüklüğünde Hz. Ali`yi tanıma imkânı bulan Ebu Hanife tarihi kaynaklara göre bir Türk oymağına mensuptur. İmam-ı Azam`a Kûfe kadılığı teklif edildi, reddedince Yezid`in emriyle başına yüz kamçı vuruldu. Abbasilerden Halife Mansur kendisine kadılık verdi ise de yine kabul etmedi. Bunun üzerine Mansur İmam-ı Azam Ebu Hanife`yi zindana atarak kamçılattı. Buna dayanamayarak miladi 767 tarihinde 77 yaşında vefat etti. Mezarı Bağdat`ın doğu tarafında, Hayzinan semtindedir. (Enver Behnan Şapolyo, Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi, s.49-52)

İslam âlemindeki ayrılık Peygamberimiz Hz. Muhammed`in ölümüyle meydana gelen "hilafet" ve "imamet" meselesinden doğmuştur. Türk Alevi Müslümanlığı Emevilerin Türk ilinin bazı yörelerinde yaptıkları zulümden doğmuştur. Sünni Müslüman olan Emevilere düşman olan Türkmenler, Hz. Ali tarafını tutarak Alevi Müslüman olmuşlardır. Bunlar Ehlibeyt`i tuttular. Alevi Müslüman Türkmenler Cenabı-ı Hakk`ı, Hz. Muhammed`i ve Kur`an-ı Kerim`i kutlu tanımışlardır. Sadece tarikatları ayrıdır. Anadolu Alevi Müslümanlığının İran Şiileri ile katiyetle bir yakınlığı yoktur. Yalnız Hz. Ali sevgisinde birleşirler. Kaldı ki Hz. Ali`yi sevip saymayan Hanefi Müslüman- Sünni Müslüman da yoktur. Hele hele Alevi Müslümanlığın Şiilikten doğan "Rafızilik" ile hiçbir alakası yoktur. Mum söndürme ve kadın iştiraki gibi adetler Alevi Müslümanlıkta katiyetle yoktur. Bunlar 1666`dan sonra bir kısım Sabatayist unsurların "günahta arınma" teolojisine bağlı olarak Yahudi Mesih`inin gelişini "hızlandırmak" için bazı "Bektaşi tekkelerine" sokulmaya çalışılan kendilerini kamufle etme, gizleme gayretlerine bağlı ritüellerdir. "Günahta arınma" teolojisinin başını çekenlerden biri Kemal Derviş`in büyük büyük dedelerinden biri olan, Kapancı cemaatinin lideri Derviş Efendi`dir. -Gerçek adı Junah Levi Toba`dır- (Mahmut Çetin, Dededen Toruna Genetik İhanet)

Alevi Müslüman Türkmenler Türkçeyi muhafaza etmişlerdir. Türkülerini, nefeslerini Türkçe yazmışlardır, Osmanlıca değil. Alevi Müslümanlıkta Türk şamanlığının izleri tamamen yaşamaktadır.

Anadolu coğrafyasında Osmanlı devleti, İran`da Safevi devleti Türkmen geleneklerinin hâkim olduğu "halk İslamı"na dayalı olarak kuruldu. Medrese ve şeriata değil. Evliyalara, keramet sahibi "baba"lara dayalı coşkulu bir Türk-İslam.

Fakat zamanla hem Osmanlı`da hem Safevi, devletinde devlet kurumlaştıkça "halk İslamı"ndan "ulema İslamı"na geçildi. Osmanlı`da Sünni şeriat ve Sünni devlet hukuku, Safevi Türk-İran`da Şii şeriat ve Şii ulema hukuku egemen oldu. "Heteredoks" Türkmenler kurucusu oldukları hem Osmanlı, hem Safevi devletinden dışlandılar.

Peki, neden, niçin, nasıl? Cumhuriyet Türkiye`sinde 10 Kasım 1938`den bu tarafa durum nedir?

Nihayet Çaldıran`da (23 Ağustos 1514) Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail karşı karşıya geldi/getirildi. Her ikisi de Türk, her ikisi de Müslüman`dı. Binlerce Türk birbirini katletmişti. Kazanan Yavuz olmuştu ama kaybeden Türkler. Anadolu`da 1519`dan itibaren genel olarak adına "Celali İsyanları" denen, önce Alevi Müslüman Türkmenlerin başlattığı sonra Sünni Müslüman Türkmenlerin de dâhil olduğu 150 yıldan daha uzun süren Anadolu İhtilalı başladı. Her seferinde kanlı bir şekilde bastırıldı.

Zira 1512 yılına gelindiğinde, ünlü Romen tarihçi Nikola Yargo`nun "1489`da Türk padişahın etrafında, sarayda Türkçe konuşulmuyordu dediği devşirme-dönme Enderun kliği Osmanlı Türkiye`sinin merkezi yönetimine tamamen hâkim olmuştu. "Türkçe bile bilmeyen" Hırvat Kuyucu Murat Paşalar "Alevi Müslüman" olduğu gerekçesiyle hem Alevi hem Sünni Türkmenleri kıyıma tabi tutmuştu.

Tımar tahsis edilenler bunların gelirlerini iltizam yoluyla satarlardı. İltizamları alan "mültezimler" genellikle Musevi, Ermeni, Rum bankerlerdi. Bunlar iltizam almak için rüşvet yarışına çıkarlar, sonra da türlü yolsuzluklarla halkın sırtından para toplarlardı. (Prof. Ahmet Mumcu, Osmanlı Devletinde Rüşvet, s.301)

İşte Alevi-Sünni Müslüman Anadolu`daki Türkmenlerin isyanları bu zulme karşıydı. Bu zulüm farklı siyasi-iktisadi şekiller alarak 19 Mayıs 1919`a kadar sürdü. Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti bu Müslüman Türklerin isyanlarının bir zaferidir.

Türk milletinin sosyal bünyesini tanımak ve ona göre Türkiye`yi idare etmek için Anadolu insanını Alevi-Sünni Müslüman tetkik etmek lazımdır.

Tarihten ders almak, geleceğimizi garanti altına almak için bu şarttır.

"Üçler dedim, Allah, Muhammed, Ali!

Yedilere bel bağladım ezeli

Şah Rıza`nın kemerindeki eli,

Pirim hünkâr Hacı Bektaşi Veli"

Bu dörtlük Alevi veya Sünni her Anadolu insanının yüreğini titretmeye yeter.

Bakınız Âşık Paşa yüzlerce yıl önce: "Türk diline kimse bakmaz idi/Türklere herkes gönül akmazdı" diye dert yanmış. Çünkü Türk milletinin kültürü, milli benliği kaybolmakta idi. Ancak başta Alevi Müslüman Türkmenler olmak üzere Türk çocuğu benliğini ve öz varlığını sazları ile yaşatıyorlardı. Horasan erenlerinin irşatları ile Alevi dergâhlarında nefesler Türkçe okundu ve sazlar çalındı. Hacı Bektaşi Veli bu ruhu yaşatırken, Ahi Evran evlatları da Anadolu insanının müdafaasını yapmışlardı.

Günümüzde Türkiye üzerine oynanan küresel oyunda, Ali`siz -ateist/Marksist- bazı "Alevi" unsurların Alevi Müslüman Türkleri İslam`dan koparma, Türküm demeyi ırkçılık sayma gayretleri ile bir kısım devşirme kökenli "Sünni Müslüman" unsurların Alevi Müslüman düşmanlığı ile Türküm demeyi ırkçılık sayma işgüzarlıkları paralellik arz ediyor. İkisinin de "mezhepçilik" yaptıkları Türklük ve Atatürk düşmanlığı sergiledikleri görülüyor… Neden? Bu durumu nasıl yorumlamamız gerekir? Arkalarında hangi dış mihraklar olabilir? Yoksa her iki unsur da "kara cehaletin" veya "etnik tabanlı" bir oluşumun dışa vurum hali midir?

"Ali`siz Alevi" mihrakların arkasında başta Alman gizli servisi BND olmak üzere bir kısım Batılı gizli servislerin olduğu sır değil. İlginçtir aynı Batılı servisler bazı "Sünni Müslüman" cemaat ve tarikatların da destekçisi. Ha keza bazı mason locaları ile aynı mahfiller işbirliği içinde. Bu hususta daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler, Fransa İlmi Araştırmalar Milli Merkezi (CNRS) uzmanlarından, öğretim üyesi Thierry Zarcone tarafından kaleme alınan ve Türkçeye "İslam`da Sır ve Gizli Cemiyetler" adıyla çevrilen kitaba bakabilirler.

Şah İsmail sadece bir Türk hükümdarı değil, Türk dilinin büyük ozanlarından biridir. Maalesef Milli Eğitim Bakanlığı`nın ders kitaplarında Şah İsmail bir Türk gibi değil bir İranlı-Fars gibi gösterilmektedir.

Cumhurbaşkanlığı forsunda 16 Türk İmparatorluğu`nu temsilen 16 yıldız yer alır. Bunlardan biri de Hazar Türk İmparatorluğu`dur.

Hazar Türk İmparatorluğu`nun hükümdar ve saray erkânı din olarak Yahudi`dir. Elbette Cumhuriyet Türkiye`sinin devlet başkanlığı forsunda sembolünün bulunması da doğrudur. Ancak eksik ve yanlış olan bir durum var. Tebriz merkezli Safevi devleti tam bir Türk devletidir. Kurucuları Alevi Müslüman Türklerdir. o dönemde İran`da Türk kültürü ve ses bayrağımız Türkçe hakim dildi. Saraydaki konuşma dili, yazı dili, musiki dili Türkçe idi. Osmanlı sarayında devşirme/dönme Enderun kliği tarafından "akılsız Türk", "kaba Türk", "eşek Türk" diye horlanan Türkler Şah İsmail`in yanında devletin yöneticisiydi. Anadolu`dan İran`a Sünni Müslüman Türk göçü hız kazanınca da Osmanlı bunu engellemek için ne gerekiyorsa yaptı. Evet, işte bu Safevi Türk devletini temsil eden bir yıldız cumhurbaşkanlığı forsunda maalesef yok.

"Alevi açılımı" için atılması gereken ilk adımlardan biri cumhurbaşkanlığı forsuna Safevi Türk devletini temsilen bir yıldızın daha ilave edilmesidir.

Günümüz Türkiye`sinde Alevi Müslümanların ana omurgası yani kahır ekseriyeti Türkmenlerdir. Bunun yanında Tunceli`de Zaza Türkleri, Malatya ve Kahraman Maraş`ta yaşayan Kürt asıllı Alevi Türkler ve Adana, Mersin ve Hatay`da yaşayan Arap asıllı Alevi Müslüman Türkler. Alevilik konusunda oldukça kapsamlı araştırma yapanlardan Cemal Şener`e göre, Türkiye`de yaşayan Alevilerin ezici çoğunluğu Türkmen. Alevi Kürtler de Aleviliği benimsemiş Kürt ve Zazalar değil… Tam tersi Kürtleşen Türkmenler. Gerçekten de Kürtçe ve Zazacayı Türkçeden daha iyi konuşan bazı Alevilerin ısrarla "Biz Türküz" demesinin altında yatan sebep işte bu tarih ve Osmanlı merkezi yönetimini ele geçirmiş olan devşirme-dönme Enderun kliğinin Türkmen politikasıdır. Ancak bunların dışında Aleviliği ayrı bir din hatta ırk olarak sunan, eski Marksistlerin kontrolünde bir kesim daha var.

Bu grubun en önemli özelliği çok sayıda "Alevi formatlı" sivil toplum kuruluşunun yönetimini ele geçirmiş olmaları. Bundan dolayı sesleri fazla çıkıyor. Bunlara Almanya`nın parasal desteğinden söz ediliyor. Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu`nun tarif ettiği "Ermeni Kürt Alevi"lerin de bu grup içinde yer aldığı ifade ediliyor.

Kasım 2008`de Ankara`da yaklaşık 50 bin kişinin toplandığı yürüyüşü organize eden işte bu gruptur. Bu grup Atatürk`ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı`nın kapatılması, mecburi din derslerinin okullardan kaldırılması, Sivas`taki Madımak`ın müze yapılması dâhil pek çok akıllara ziyan istekleri dile getiriyor. Kısaca bu grup bir avuç olmasına rağmen Alevi Müslüman kardeşlerimizi incitecek her türlü söylemi yüksek perdeden seslendiriyorlar. Nitekim Zaman gazetesinin 9 Kasım 2008 Pazar günkü nüshasında yer alan haber bizim tespitimizi doğrular mahiyette.

Cem Vakfı Başkanı Prof. İzzettin Doğan Ankara`daki eylemi provakasyon olarak niteledikten sonra şöyle devam ediyor. "Yürüyüşü organize edenler Marksist-Leninist ideolojiyi benimseyen; ancak bunlar çökünce Aleviliğe sığınıp siyasi rant peşinde koşan kimseler. Eyleme katılanların Alevilikle ilgisi yok. Bu kimseler özellikle Avrupa tarafından destekleniyor. Nasıl Kürt hareketi desteklenip çocuklar kullanılarak sokak hareketi başlatılıyorsa şimdi Alevileri de buna eklemek istiyorlar."

Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun: "Bunlar ilk önce Aleviliği öğrensinler, sonra Alevilerin hakkını arasınlar. Eylemi düzenleyenlerin Alevilikle alakası yok. Pir Sultan Abdal`ın ismi kullanılarak gençler ateizme sürükleniyor. Mesele Sünnilerden kaynaklanan bir olay değil. İnancı reddeden Alevi olamaz. Biz, Alevilik İslam`ın özüdür, Kur`an`ın, Ehl-i Beyt`in, Resulullah`ın buyruklarıdır diyoruz. Bunlar bunu kabul etmiyor. Bize de düşmanca davranıyorlar" şeklinde konuştu.

Hasandede Alevi Bektaşi Kültür Derneği Başkanı Özdemir Özdemir ise şöyle diyor: "Gazi, Sivas olaylarında Alevileri kullananlar yine aynı planları yapıyorlar. Yürüyüşü organize eden federasyon sabıkalı. PKK ağırlıklı bir oluşum. Gerçek Alevilerin bunlarla birlikte olması düşünülemez."

Karacaahmet Sultan Dergâhı Başkanı Muharrem Ergin de, Ankara`daki yürüyüşü düzenleyenlerin kendileri ile bir ilişki kurmadıklarını ve bu etkinliğe katılmayacaklarını söylüyor.

Ne yapılacaksa yapılsın ama çıkış noktası Aleviliğin Müslümanlık olduğu, onların Türk milletinin ana omurgası olduğu unutulmadan yapılsın.

Hiç yapılmayacak olanlar ise Cem evlerinin ibadethane olarak kabul edilmesidir. Cem evleri kültür merkezi olarak kabul edilip devlet tarafından mali olarak desteklenmeli ve denetlenmeli. Ama asla camilerin yanında ikinci bir Müslüman ibadethanesi haline gelmesi ne izin verilmemelidir. Müslüman`ın Alevi veya Sünni ibadet yeri camiler veya mescitlerdir. Aksi ülkemizde inanç üzerinden yeni çatışma alanları yaratılır. Nitekim İstanbul Karacahmet`te çok güzel bir Alevi Müslüman Camisi vardır. İkinci yapılmaması gereken Sivas`taki Madımak Oteli`nin "müze" haline getirilmesidir. Elbette Madımak`ta olanları hiçbir Müslüman tasvip edemez. Ama Madımak mutlaka "aydınlatılmalı" ve müze yapılarak istismar edilmesine izin verilmemelidir. Türkiye`nin milli güvenliği için Alevi Müslüman-Sünni Müslüman kardeşliği bozulmamalıdır. Bozmak için istismar edilecek hiçbir sözüm ona "açılım"a kapı aralanmamalıdır. Bakınız Pakistan`da Sünnilerin bir kısmı Şiilerle çatışıyor, camiler bile bombalanıyor, kan dökülüyor. Pakistan`a karşı küresel güçler bu durumu istismar ediyor ve ülke bölünmenin eşiğinde. Pakistan İslam dünyası içinde tek nükleer güce sahip olan ülkedir. Allah Türkiye`yi böyle bir felaketten korusun… Hz. Hüseyin için üzülmeyen, onun feci şekilde şehit edilmesinden yüreği kan ağlamayan bir Sünni Müslüman düşünülebilir mi? Elbette Sünni Müslümanlıkta "Emevilerin çıkardığı din" değildir.

Avusturya`da düzenlenen "Aleviliğin Dünü Bugünü Yarını" konulu konferansta Prof. İzzettin Doğan: "Alevilik İslam dışıdır diyen kimse benim yanımda yer alamaz" diyerek Aleviliği İslam dışı göstermeye çalışanlara gerekli cevabı vermiştir. Yine İzzettin Doğan: "Avrupa`daki birtakım kurumlardan üç beş kuruş para alanlar, Alevi-Sünni çatışması peşinde. Araya nifak sokanlar var. Sivas`ta ölen 37 kişinin 24`ü Alevi, 13`ü ise Sünni`dir" dedi. (Anadolu`da Vakit gazetesi, 16 Kasım 2008)

Anadolu Türklüğü ve Alevilik hususunda daha detaylı bilgi sahibi olmak isteyen okuyucularım Prof. Dr. Nur Vergin tarafından yazılan "Din Toplum ve Siyasal Sistem" adlı kitap içinde yer alan ; "Din ve Muhalif Olmak: Bir Halk Dini Olarak Alevilik" adlı makaleyi mutlaka okumalıdırlar.

MHP lideri Devlet Bahçeli`nin Alevi açılımı Türkiye`nin mili güvenliği ve rejimin bir krize sürüklenmesini önleyen bir adım niteliğinde.

Tarihe baktığımızda Aksak Timur da Yıldırım Beyazıt da Sünni idi. Savaşacaklarına güçlerini birleştirseler ne güzel olurdu. Fatih de, Uzun Hasan da Sünni idi. Maalesef onlar da savaştılar. Yavuz Sultan Selim Sünni, Şah İsmail Alevi idi ve yazık ki onlar da savaştılar. Aslında olay din/mezhep-tarikat kavgasından ziyade hâkimiyet mücadelesi. Keşke hepsi anlaşabilseydi.

Türk milletinin inanç hayatını, İslam anlayışını şekillendiren iki önemli Türk tarikatı var: Nakşibendîlik ve Bektaşilik. Günümüzde birincisi Sünni kesimin ağırlıklı tarikatı olup, ikincisi ise Alevilik çerçevesi içinde ele alınmaktadır.

Burada müthiş bir ayrıntı var. Nakşibendîlik de Bektaşilik de 13. yüzyılda yaşamış olan Türk tasavvuf hayatının Pir`i Hoca Ahmet Yesevi`nin oluşturduğu Yesevilik`ten filizlenmiştir.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammet`ten sonra -bundan daha birleştirici bir kök ve daha bütünleştirici bir gönül / Liman kaynağı olabilir mi?

Manevi muhtevasından boşandırılan, ötekileştirici, politize olmuş, "Ali`siz Alevilik" algısıyla Hacı Bektaşi Veli`nin öğretisi arasında nasıl bir benzerlik kurulabilir ki?

Diyanet İşleri Başkanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı`nı aynı gün kuran Atatürk`ün milli, laik, üniter Türkiye Cumhuriyeti`nde Alevi Müslüman Türklere de, Sünni Müslüman Türklere de yeterince yer vardır.

Alevilik de, Sünnilik de, Caferlik de, Şiilik de yeni bir anlayış ve bütün yönleriyle ilmi araştırmalara konu olmalıdır. Bu konularda devlet yeni araştırma merkezleri kurmalıdır.

Hoca Ahmet Yesevi`nin torunları el ele birlikte, ahlaki şuurda Muhammet Mustafa (sav), milli şuurda Mustafa Kemal`i örnek alan nesiller yetiştirmelidir.

Günümüzde AKP iktidarı ile birlikte iyice gün yüzüne çıkan vahim durumu en iyi şekilde anlattığı için Yesevi`den bir dörtlük:

"Derviş olmayıp da neylesin, yapacak işi yok

Dervişlik taslar amma halka verecek aşı yok

Ah vah diye bağırır, gözünde damla yaşı yok

Görünüşün derviş de, asla Müslüman olamadın."

R.K.KURT


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.