Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1722
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7427
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1988 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
BANDUNG KONFERANSI

BANDUNG KONFERANSI

 

         Yıl 1945, Şubat ayının 4–11 tarihleri arasında açılan Yalta Konferansı, Rus hilesinin-Rus zorbalığının kurbanı olan bir devire nasıl damgasını vurmuşsa(1), yıl 1955, Nisan ayının 18-24 tarihleri arasında açılan Bandung Konferansı da, Çin hilesinin-Çin zorbalığının kurbanı olan bir devire öyle damgasını vurmuştur. Yalta Konferansı’nın hilesi-zorbalığı çözüldü, komünizm çöktü, Sovyetler dağıldı. Şimdi Bandung Konferansı’nın hilesinin-zorbalığının çözülmesi ve Çin’in dağılması söz konusudur.

         Yalta Konferansı bilinen-çözülen tarihi bir olgu, şimdi özerinde durulması-çözülmesi gereken olgu, Bandung Konferansı’dır. Bu nasıl bir konferanstı?

         Endonezya’nın Bandung şehrinde, 23 Asya ülkesiyle 6 Afrika ülkesinin temsilcileri bir araya gelmişlerdi. Konferansta sömürgeciliğe ve ırkçılığa karşı izlenecek ortak bir politikanın ilkeleri belirlenmişti. Bu konferansın başaktörü ise doğal olarak Çin idi. Türkiye de bu konferansa katılmış ve bloksuzluk politikasını savunan ülkelere karşı, Batı Bloğu’ndan yana-NATO’dan yana bir tutum almıştı (2).

         Komünist Çin-Milliyetçi Çin olarak aralarında 30 yıla yakın iç savaşı yaşamış olan Çin, 1949 yılının ekim ayında, komünistlerin yenmesi ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla dünyaya tanınmıştı. Arkasındaki gücün Sovyetler olduğu bilindiği için, bu yeni doğmuş devletin kimliği ve neler yapacağı tahmin edilse bile henüz kanıtlara gereksinim vardı. Bu komünist devlet kurulur kurulmaz 1950 yılının Şubatında, Çin Devlet Başkanı Mao Zedung Moskova’da Stalin ile buluşup, “Shincang (Doğu Türkistan) Çin’in bölünmez bir parçasıdır” yazılı bir parça beyaz kâğıdı beraber imzalayıp, biri birilerinin ellerini sıkarak kutlamışlardı. O günlerde gururu doruğunu aşan bu Çinli, “Başka bir Birleşmiş Milletler kuracağız” diye de seslenip, insanlığa karşı duyulan kin dolu nefretini gizlemeye bile gerek görmemişti.

         İşte bu Bandung Konferansı, dünya egemenliği peşinde koşan Çin komünistleri için, uluslararası alanda bulunmaz bir propaganda aracı,  kendi ülkesindeki mahkum uluslar için ise güç gösteriş fırsatı oluvermişti. Büyük ölçüde Çin’in girişimiyle oluşan bu toplantının asıl amacı, Çin’in şu düşünce veya şu önyargısında saklıydı: “Sovyetler Yalta Konferansı aracılığıyla tüm Doğu Avrupa ülkelerine egemen olmuşken, ben de bu Bandung Konferansı aracılığıyla tüm Üçüncü Dünya ülkelerine egemen olmalıyım. Komünizm uğruna Sovyetlerin yapamadığını ben yapmalıyım. Çünkü ben dünyada benzeri olmayan Ulu Çin Ulusuyum.” Evet bu “Ulu Çin Ulusu” gururu, çok geçmeden Sovyet-Çin arasının açılmasının başlıca sebebi olacaktı. Dünyaya kim egemen olacak, Ruslar mı veya Çinliler mi? Çin halen ve giderek, bu “Ulu Çin Ulusu” gururunun yarattığı hayallerinin peşindedir.

         Çin, eğer bugün Pakistan, Malaysiya gibi İslam ülkelerine, Uygur sığınmacılarını yakalattırıp, onları öldürebiliyorsa, bu uluslararası cinayet, Çin’in Bandung Konferansı’ndan elde ettiği kazanımlarının sonucudur. Dünyada, ulus olarak ve ulus devletine sahip olarak yaşamak kadar, insana gurur ve mutluluk veren başka bir olgu var mıdır !? Uygurlar bugün bu gururdan, bu mutluluktan yoksun olmanın ötesinde var olma kaygısıyla iç içedir. Çin’in bugün Şarki Türkistan’da yürüttüğü tüm eylemlerinin başlıca amacı, orada Uygur adını-Uygur belgesini taşıyan her şeyi-her şeyi yok etmektir. Bu soykırımı sessiz onaylayanlara-görmezlikten gelenlere ve Çin dostlarına-Çin yalakalarına lanetler olsun! Çin ve Çin perest hainlere ölüm!    

         Bandung Konferansı’nda Çin, Bloksuzluk(!) yaygarasıyla, Batı’ya-NATO’ya karşı meydan okurken, karşısında Türkiye’yi bulmuştu. O zamanın Türkiye’si, bloksuzluk politikasını savunan ülkelere karşı, Batı Bloğu’ndan yana-NATO’dan yana bir tutum almıştı. Ne yazık ki, o zaman Çin’in düşmanı olan Türkiye, bugün Çin’in en yakın dostu olarak 180 derece değişmiştir. Bu olağanüstü değişimde, İslamcı AKP hükümetinin laiklik korkusu rol oynamıştır. Batı destekli değiştirilemez bu Türk ilkesine karşı AKP, Batı düşmanı Rus ve Çin gibi ülkelerden destek ararken, yine bir taraftan ikili oynayıp, laiklik karşıtı olduklarını gizlemektedir. Aslında Türk kökenli (3) olan bu laiklik ilkesi hakkında, 5 yıl önce şu satırları yazmıştım:

         “Atatürk’ten sonra, “10. Yıl Marşı”ndan yansıdığı gibi, tam anlamıyla laik bir cumhuriyet yoluna devam edememiştir. Bugünkü “Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması” şeklindeki popüler bir laiklik tanımlamasından da anlaşılıyor ki, laikliğin içi boşaltılmıştır. Bana göre laiklik bir düşünce sistemidir. Laiklik, siyasal-toplumsal-bireysel yaşamdaki bilimin oynadığı rolüdür. Tanımı açık yapılamayan laiklik, laiklik düşmanlarının elinde, kendi amaçları doğrultusunda uydurulup kullanılmaya devam edecektir. Tıpkı “Kişi laik olmaz, devlet laik olur” şeklindeki saçmalık gibi. Bu saçmalık, laikliği anlaşılması güç soyut bir kavram haline getirme, daha doğrusu sinsi dinselleştirme çabasıdır. “Devlet” denilen bu siyasi aygıt insan ürünüdür, onu insan kullanır. Onu kuran ve kullanan insan laikse, devlette laiktir. Onu kuran ve kullanan insan dinciyse, devlet de dincidir. Laikliğin açık ve net tanımı, dinsizlik-din dışı demektir. Din karşısında aklın özgürlüğü demektir. Laikliğin kökeni gerçekçiliktir. Dinin kökeni yalancılıktır. Gerçekçiliğin karşısında bu yalancılığın gittikçe gerilemesini, yenilmesini ve silinmesini sağlayan gücün adı da bilimdir. Bilimin gelişmesinin tarihi, dine karşı savaşım tarihidir. Güç ve özgürlük, bilimin eş değeridir.” (4) 

         Bandung Konferansı’ndan günümüze kadar 60 yıla yakın zaman geçti ise de, Çin ilke bakımından eskisi gibi kaldı-ırkçılığını daha da geliştirdi-pekiştirdi. Fakat Türkiye çok değişti. Büyük Atatürk’ün, yüzünü Batı’ya-bilime-akla yönlendirdiği geçmişin Türkiye’si, bugün yüzünü Çin’e-dine-çıkara doğrultmuştur. Çin ve Türkiye arasındaki bu olağanüstü olumsuz oluşumdan kazanacak olan güç-Çin ırkçılığıdır, kaybedecek olan biziz-Türkçülüktür. Bunun sebebi, Türkün-Türkçülüğün haksızlığında-zayıflığında değil, Türk düşmanlarının olağanüstü çokluğundadır. Bugün Türk ulusuna karşı, ezeli ve ebedi düşmanlarımız olan Çin-Rus-Arap ve Arapçılar-Çinciler-Rusçular birleşip, bir cinayet şebekesi kurmuş bulunmaktadır. Günümüz Türkiye’sinin Çinlilere-Ruslara ve Araplara karşı duyduğu ilkesiz dostluk, Türkiye’de Türk düşmanlarının alabildiğince çoğalmasına vesile olmaktadır. Türk ulusu ve Türkçülere sesleniyorum, uyanın! Hiç olmazsa bu dünya çapında cereyan eden bu yeni gelişmelerden haberdar olun!

         Bu ölüm kalım savaşı hakkında, bundan 5 yıl önce şunları yazmıştım:

         “Çin, “Pantürkizm’e karşı savaş ve onun medeniyet alanındaki derin etkisini temizlemek, ideoloji sahamızdaki uzun vadeli vazifemizdir” diyor. Düşman ağzıyla Türkçülük ilkesinin bu şekilde değerlendirilmesinde de-tanımlanmasından da yalın bir şekilde anlaşılıyor ki, düşmanlarımız bizi topyekûn-kökümüzden yok etmek istemekte ve bu ifadeler, Çin’i ve Rus’u ezeli ve ebedi düşmanımız, derken, biz Türkçülerin tartışma götürmez haklılığını kanıtlamaktadır. Ben Türküm veya ben Türkçüyüm, diyebilmek için, her zaman Çin’in veya Rus’un öldürmesine karşı hazırlıklı olmak gerekmektedir. Evet, bu ölüm kalım savaşında, bizim cihanşümul haklılığımızın kanıtı, düşmanlarımızın kimliğinde-kişiliğinde-amaçlarında saklıdır”(5)

         Yazımın başlığı ve konusu bu Bandung Konferansı olduğu için, anılarımda saklanıp, sonradan kitaplaştırılmış olan bir belgeyi sunuyorum: Belgenin adı, “Cenaze Töreni”

 

“Cenaze Töreni”

         Yıl 1955, günlerden Ekimin biri. Doğu Türkistan’ın her yerinde “Shincang Uygur Muhtar Bölgesi”nin kuruluşu, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun altıncı yıl dönümü ile beraber kutlanarak, Çin Komünistleri halktan bu “sevindirici”(!) olay için müjde istiyordu. Bu olaydan hemen sonra, Gulca’nın her yerinde dağıtılan bildirilerde şu ibare ortaktı “Bu Bir Cenaze Törenidir.”

         Bu bildiriyi dağıtan suçluyu bulmak için, hükümet alarma geçerek, birçok insanı rast gele yakalayıp, hapsettiği sırada, 04.11.1955 Cuma günü beni de bu “suç” ile yakalamışlardı. 

         Gulca’nın en Yüksek Okulu olan Ahmetcan Kasimi Öğretmen Okulu’nun kapısına, duvarlarına yapıştırılan bildiri şöyle idi:

 

Vatandaşlar Dikkat!

         Yakın bir tarihte, Endonezya’nın Bandung şehrinde açılan, Ulusal Bağımsızlık Meselesi konulu uluslararası toplantıda Cu Inley(6), emperyalist baskılara karşı işbirliği yapmak, esir uluslara istiklal ve özgürlüğünü vermek konusunda şaşılacak kadar tatlı konuşmuştur.

         Evet, Kardeşler! Böyle bir konuşma önce Mao Zedung hükümetinin kendisi için uygulanmalı idi değil mi ?! Bakınız! Daha dün özerk gösterişi altında yapılan tören, hakikatte istiklalimizin, özgürlüğümüzün cenaze töreni idi değil mi ?! Kardeşler, gelin hep beraber istiklalimiz ve özgürlüğümüz için mücadele edelim! İstiklal hiçbir zaman rıza ile elden verilmez. İstiklal ve özgürlüğümüz ancak kan pahasına alınır.

Çin Müstemlekecilerine Ölüm! Mao Zedung’a Ölüm!!!

Sharki Türkistan Gizli Teşkilatı (7)

        

         O zaman “Şarki Türkistan Gizli Teşkilatı” olarak bilinen ve sadece Şarki Türkistan’da eylem yapan bu gizli güç bugün, dünyamızın her yerinde, Şarki Türkistan’ın bağımsızlığı uğruna açık halde meydanlarda savaşa devam etmektedir ki, onların birisi de benim. Bağımsızlık uğruna, Çin cellâtlarına karşı savaşa devam! Çin müstemlekecilerine-Çin ırkçılarına ölüm !!!

 

Dipnot:

 (1) ABD Başkanı Bush, İkinci Dünya Savaşı bitiminin 60.yıl dönümü (2005 Mayıs) dolayısıyla yaptığı konuşmasında, “Yalta Konferansı tarihi bir hata idi” diye, Batı’nın Almanya’ya saldırıp, Ruslarla işbirliği yaptığının tarihi bir hata olduğunu uluslararası alanda samimiyetle itiraf etmiştir (KURBAN, İklil, Gerçekler ve Yalanlar, Ankara 2007, s: 218).

(2) (Axis 2000 Ansiklopedik Sözlük, Bandung Maddesi)

(3) KURBAN, İklil, Doğu Türkistan İçin Savaş, Ankara 1995, s: 4, 22.

(4) KURBAN, İklil, Gerçekler ve Yalanlar, Ankara 2007, s: 245.

(5) KURBAN, İklil, Gerçekler ve Yalanlar, Ankara 2007, s: 16.

(6) Cu Inley, Çin Komünist Partisinin kurucularından ve 1949 Ekimde kurulan Çin Komünist hükümetinin ilk ve ünlü başbakanıdır. O, 1955’te Bandung’da açılan Dünya Bağlantısızlar Toplantısında şaşılacak kadar tatlı konuşmalarıyla Kızıl Çin’i temsil etmiştir. Bandung Konferansı’ndan 2 yıl sonra-Temmuz 1957’de,  Çinli olmayan aydınlara büyük felaketler getiren, “Stil Düzeltme Hareketi” olarak bilinen Beyin Yıkama Toplantılarını, Ünlü Çingdao konuşmasıyla başlatan kişi-işte bu Cu Inley’dir. O aşırı derecedeki ırkçı söylemleri-ırkçı yaşam tarzıyla başkalarının dikkatini çekmesini sever, ayağına normal deri ayakkabı değil, Çin yapımı bez ayakkabı giymesini de ulusal gurur olarak algılıyormuş. Art arda aynı yılı 1976’da ölen, ikili ünlü Çin ırkçısı olan Mao Zedung ile Cu Inley’in ömürlerinin son dönemlerinde aralarının kedi-köpek seviyesinde açıldığı bilinmektedir. Doğaldır, başkalarının saygınlığını hiçe bedel bilen bu ırkçılar, kendi aralarında da birbirlerini hiçe bedel saymışlardır. Cengiz Han’ın yasalarında, 5000 yıllık medeniyet sahibi (!) Çinlinin, eşek ile eşdeğer sayılması, elbette boşuna değildir (KURBAN, İklil, Gerçekler ve Yalanlar, Ankara 2007, s: 50).

         Cu Inley’in Ünlü Çingdao konuşmasından alıntı:

         “Çin’i Moğollar yönetirken, Mançular yönetirken, biz ayrı devlet olma girişiminde bulunmadık. Şimdi biz Çinliler yönetirken, sizin (Çinli olmayan ulusların) ayrı devlet olma bayrağını kaldırmaya ne hakkınız var ?!” (KURBAN, İklil, Gerçekler ve Yalanlar, Ankara 2007, s: 154); (KURBAN, İklil, Şarki Türkistan Cumhuriyeti, Ankara 1992 s: 97).    

(7) KURBAN, İklil, Şarki Türkistan Cumhuriyeti, Ankara 1992, s: 97. 

İklil KURBAN

 

 

 



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.