Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1722
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7427
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1988 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
ALTAY TÜRK HALK İNANÇLARINDAN ANADOLU’YA DAİR BAZI TESPİTLER -2-
ALTAY TÜRK HALK İNANÇLARINDAN ANADOLU’YA DAİR BAZI TESPİTLER -2-

Kaygusuz Abdal:

“Kazı koyduk bir ocağa

Uçtu gitti bir bucağa

Bu ne haldir Hacıağa

Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz” demektedir.[1]

Şek.3 (Mayman boyunun tamgası)

Mayman boyunun ongunu kuyruğu yukarı kıvrık başı geriye dönük İt/ İyit’ dir. Bu toplumun inancınca köpek; sadakatin, cesaretin, teyakkuzun simgesidir. Maymanlar’ ın atası olarak kabul edilen Kahraman Bor’ un sarı, ak ve kara benekli itten tekrar türeyeceklerine inanılır. Maymanlar’ ın tamgası İmbik’ tir ( Bkz. Şekil 3).

Altay yaradılış destanlarından birinde köpek motifi de göze çarpar. Ülgen’in sarayına bekçi olarak konulan köpek, Erlik’in saraya girmesine izin verir. Erlik köpeğe kut ve açlık duymayacağı yetenekler vaat etmiştir. Şaman yeraltı dünyasına yaptığı yolculukta köpekle karşılaşır. Bazı şamanlar kendilerinden geçtiklerinde, köpek taklidi de yapar ve köpek gibi havlayarak ruhları yardıma çağırırlar. Köpeğin de göğe kurban kesildiği olmuştur. Tatarlar kırmızı bir köpekle bir prensin birleşmesinden türediklerine inanırlar. Şamanlar Baraklara binerek göğe yükselirlerdi. Köpeğin yeşil ot koparıp yemesinin yağmurun yağacağına delalet edeceğine inanılır. Yakutlara göre, köpeğin esnemesi, hayra yorumlanmaz. Yakut beddualarından birisi de, “evine köpek girmesin” dir. Anlında “görmekçi” diye bilinen iki beneğin bulunduğu köpek, kara iyeleri görebilir ve ağlar biçimde ulur. Bu hali ölüm habercisi olarak algılanır. Zayıf şamanlar ayinlerde köpek donuna girerler. Moğollar atalarının kırmızı köpek olduğunu düşünürler.

Kırım’da köpekten korkan insanın vücudundaki kıl dibi gözeneklerinden özel bir salgı ifraz edildiğini, salgının kokusunu alan köpeğin muhatabının korktuğunu anladığına inanılır. Anadolu’da korkan kimse ya da köpekten korkan kimsenin korkusunun giderilmesi için, “Yedi Kardeş Otu” “Korku Tası”na konulup suyu, korkan şahsa içirilir.[2]

Hakasya Türklerinde hapşıran genç insana yanında bulunan ve yaşça ondan büyük olanlar, “ala köpeğin kıçını yala” derler. İnanca göre ala köpeğin kıçında bir takım etkili cinler vardır. İnsanların hapşırmalarına yol açan da bir cin türüdür. İki ayrı kara iye bir araya gelince insanlara zararlı olamayacakları inancı da vardır.

Başkurt Türklerinin halk inancına göre, “köpek yürümemiş yol” a mutlaka besmele ile girilmelidir. Bu yol tekin olmayabilir.

Tatar Türk mitolojisine göre köpek yılında mahsül düşük olur. İnsanlar sık hastalanırlar. Çocuklar ise güçlü olurlar. Hazara Türk halk inançlarına göre köpekler depremi hissederler ve depremden evvel, depremin gelmekte olduğunu gösteren bir takım hareketlerde bulunurlar. Bu inanç Anadolu’da da vardır.

Anadolu Türk kültür coğrafyası halklarından Zazalarda, köpek beslemek, köpek melaikelerin haneye girmesine mani olduğu için, uğursuzluk sayılır. Hayvancılıkla uğraşanların çoban köpekleri bu keyfiyetin kapsamına girmezler.[3]

Tatar Türklerinde Köpeğin havlaması mal bolluğuna delalet eder. Sahibi yola çıkan köpeğin havlaması, sahibinin işlerinin iyi gideceği anlamına gelir. Sebepsiz havlayan köpeğin olumsuz mesajlar verdiğine inanılır. Aya bakarak köpeğin havlaması, havaların soğuyacağının işaretidir. Köpek sırt üstü yatarak yuvarlanır ise, bu hareketi ile havaların yağmurlu olacağını göstermiş olur. Köpek kendi sahibine havlarsa sahibine büyü yapıldığına veya nazar deymiş olduğuna inanılır. Köpek cenazenin ardından havlar ise, o sokakta bir cenazenin daha olacağına inanılır.

Moğollarda İt Barak’ın kutsiyetine inanılır. Moğolların köpekten türediklerine dair efsaneler vardır. Nogay Türklerinde İt baraklar, yaradılış destanındaki kurdun yerini almıştır. Burada kanatlı İte, samur denilmektedir. İnanca göre samur şamanın gök ile ilişkisini sağlar. İt ürürken, kayıp etmiş olduğu kanatlarının acısını dile getirmektedir. Gagauz Türklerinde ürüyen itin sesi zincirinden açılarak susturulur.

Anadolu’da köpeğin kurt gibi ulaması iyi sayılmaz. Alevi inancında da köpeğin uluması ölüm geleceği anlamındadır.[4] Keza Kumuk Türklerinde de uluyan it, uğursuz sayılır, öldürülmesi istenir. Ay tutulmasında ayın iki bekçisi olan köpeklerin uyumaları üzerine, cıngaloz denilen ve yılan şeklinde olduğu düşünülen kara iyenin bu tutulmaya yol açtığına inanılır. Teneke çalmak gibi gürültülerin çıkarılmalarındaki amaç uyuyan iki görevli köpeğin uyanmasını sağlayarak ayın cıngaloz tarafından yenilmelerini önlemektir. İt baraklar bugün dahi Kafkasya’da Nogaylar nazarında farklı bir itibara sahiptir. Barak Baba, ayı gibi oynayan, maymun gibi söyleyen, iki tarafında manda boynuzları olan bir kimsedir.[5]

Selçuklu Sarayının ünlü simalarından Sadettin Köpek idi. Bize göre köpek ismi, izahı yapılan kutsiyetle bağlantısından ziyade nazara karşı korumak, imrenilmesini önlemek için seçilmiş olabilir. Çok güzel çocuklara çirkin isimler takarak kötü gözden ve kara iyelerden korumada olduğu gibi.

Şek.4 ( İrkit boyunun tamgası)

İrkit boyunun kutsal hayvanı Murkut/ Kartal’ dır. Kartal, tefekkürün, aklın, kahramanlığın simgesi ve bahadırın yardımcısı, sadık muhafızıdır. Tanrı Kayrakan inancına göre Todaş boyundan bir kızla genç bir kartal arasındaki aşk, kartalı insana dönüştürmüş ve onların evliliklerinden İrkitler’in ataları türemiştir. İrkitler’ in tamgası Yaa/ Yay’ dır ( Bkz. Şekil 4).

Kartalın Türklerde Ongun, totem, tös olduğu üzerinde durulmuştur. Öncelikle bu üç kelimenin eş anlamda olmadığı hususu tartışılmalıdır. Daha önemlisi Eski Türk dini totemizm mi idi? Eski Türk inanç Sistemindeki kültlerin totem bağlantısı var mı idi? Nereye kadar bağlantı kurulabilirdi? Türk kesimlerinden birisinde mesela yakutlarda olan bir yaradılış efsanesi tüm Türklere mal edilebilir miydi? Türkçe konuşan halklarda din mi yaşça kıdemli idi, dil mi? Farklı inançlı kesimlerini ortak din çatısı altında birleştiren Türkçe midir? Yada başka bir izah şekli var mı? Henüz bu hususlar bize göre yeterince açıklık kazanmamıştır. Bu noktadan hareketle kartal da olduğu gibi halk inançlarındaki diğer hayvanlarla ilgili bilgiler daha uzun bir süre toplanmalıdır.

Türklerde kartalın koruyucu bir ruh olarak yer aldığını, savaş aletlerine ve devlet sembollerine yansıdığı biliyoruz. Devlet yönetiminde çift başlı kartalın doğunun ve batının hâkimi veya yerin ve göğün temsilcisi, Kurultayda hakanı ve sultanı temsil ettiği anlatıla gelmiştir ve mimarimize de yansımıştır. Yakut Türklerinin inanışına göre, Şamanları yeryüzüne bir kartal getirmişti. Şaman olacak çocuğun ruhu daha o dünyaya gelmeden bir kartal tarafından yenir, daha sonra kartal güneşli bir günde, yeşil bir çayırda, bir çam, bir gürgen ve bir kayın ağacının bulunduğu ağacın üzerine yumurtlar, bir süre sonra yumurtadan çıkan çocuk ağacın altındaki beşiğe düşer ve orada büyürmüş. Yakut Türk halk inançlarına göre en büyük ruhu kartal taşır. Şaman göğe yükselirken dünya ağacını kullanır ki, bu ağaçta kuşlar ve tepesinde kartal vardır.

Nilüfer Yıldırım’ın kartal konusunda verdiği bilgiye göre, şamanlar ilk atalarının kartal olduğuna inanırlar. Yaradılış efsanesinde kartalların önemli bir yeri vardır. Kartal Gökyüzü Tanrısı’nın, güneşin sembolüdür. Tanrının emirlerini hakanlara kartal ulaştırır. Çift başlı kartal gökyüzü katlarının kapı bekçisidir. Kartalın uçarken görülmesi, o bölgeye Şamanlığın verileceği inancının belirtisidir. Yardımcı ruhlar şamanın yanına kartal şeklinde girerler. Kartalın üzerine ant içilir. Kartallar kanat çırpınca mevsimlerin değişeceği inancı vardır.

Kaşgayi Türklerinde Kartal, yaşam tarzına özenilen ışık olarak bilinir.[6] Saha Türk halk inanç sisteminde 4. katta Hatay Aii vardır. Halka güç veren, onları birleştiren bu ak iye, kartal ile temsil edilir. Kartal/Burgut; İrkit Türk boyunun kutsal hayvanıdır, aklın ve kahramanlığın simgesi olarak bilinen Bolvadır’ın yardımcısıdır. Başka bir tespite göre de Karakuş/Kartal, Ülgen’in dokuz oğlundan biridir.

Kartal Baba, Bala kazasında hem bir dağın ve hem de bir yatırın ismidir.[7]Uluğ Türkistan’da yağmurun piri Burgut’tur. Burgut bazen kartal ve bazen da kartal türünden bir hayvan olarak kabul edilir.

Şek.5 ( Mundus boyunun tamgası)

Mundus boyunun kutsal hayvanı Buka/ Öküz’ dür. Mundus inancında öküz olağanüstü gücün kuvvetin simgesidir. Altay inançlarına göre yeraltı dünyası ve yeryüzü sularının hâkimi öküzlerdir. Munduslar’ ın tamgaları Ay’ dır (Bkz. Şekil 5).

Selçukluların son dönemlerinde Konya’ya Buzağı isimli bir meczup gelir ve bu şahıs herkesin hürmetini kazanır.[8] Halk inanç kültürünün ulu zat literatüründe hayvan isimleri ile anılan birçok kimse vardır. Koyun Baba, Horoz Baba, Kurt Baba, Geyik Baba bunlardan bazılarıdır. Bu şahıslar bu isimleri tevazu olsun diye mi almışlar, menkıbelerinde bu hayvanlarla ilgili bir olay mı vardır, bunların donuna mı girmişlerdir, bunların besiciliğini mi yapmışlardır, yoksa bu hususların hepsinin az çok payı mı vardır? Sanırız husus yeterince işlenilmemiştir. Selçuklu döneminde Sultan Köpek gibi isimlerin varlığı bilinirken, eski inançların bir tezahürü olarak mı yaşamıştır araştırılması gereken bir husus olduğu kanaatindeyiz.

Kadim Türk kültüründeki dini merasimlerden birisi de avdır. Hakanları tabası ile birlikte yaptıkları ava “sığır” deniliyordu. [9] Kaşgayi Türklerinde Berdel/Takas usulü evlilik şekli de vardır. Bu türden evliliğe kov-be-kov /sığır sığıra evlilik türü denir.[10] Bacalar/Baca Türkleri öküzü takdis ederlerdi. Tatar Türk takviminde kaburgalarının arası geniş uzun kuyruklu, kısa bacaklı, boynuzlarının arası geniş olan ineğin sütünün bol olacağına inanılırdı. Tatar Mitolojisinde İnek Yılı zahmetli bir yıl olarak bilinir. O yıl kış çetin geçer ve ürün az olur, inekler hastalanır, bu yılın çocukları merhametli ve vatansever olur. Tatar Türklerinde hayvan sürüsü gelirken sürünün başında kırmızı inek var ise, o günün güneşli olacağına inanılır. Güneşli günlerin gelmeleri isteniyor ise, kırmızı ineğin sürü başı olması dilenir. Bu maksatla sarı inek kurban edilir. Sürünün başında kırmızı inek var ise, o günün yağmurlu olacağına yorumlanır. Güneşli günlerde kara inek kurban edilir ise yağmurlu günlerin geleceğine inanılır.

Tatar Türklerinde sığırı satın alan kimsenin, sığırın iki boynuzu arasından bir kıl koparması gerektiğine inanılır. Aksi halde ineğin süt veriminin düşeceğine hükmedilir. Türk halk inanç kültürü anlamlandırılırken, yukarıda at münasebeti ile de belirtildiği gibi “kıl”, “saç”, “yele” bahsi üzerinde de durulmalıdır. Hatta keloğlan ve kellik motifi ile de bağlantılanmalıdır. İleride kurt ile ilgili inançlar anlatılırken bu hususa tekrar değinilecektir.

Artvin havalisinde çok bilinen sudan çıkan boğalar efsanesinde demir boynuzlu bu boğalar aşım yaptıktan sonra çıktıkları göl sularına dönerler. Türk kültür coğrafyasında dünyanın bir öküzün boynuzunda olduğu inancı oldukça yaygındır.

Şek.6 (Kıpçak boyunun tamgası)

Kıpçak boyunun kutsal hayvanı Börü/ Kurt’ tur. Kurt; gücün, akıllılığın, haşinliğin, affetmezliğin simgesidir. İnanca göre Kıpçaklar, insanla dişi kurdun birleşmelerinden türemişlerdir. Bu birleşmeden dünyaya gelen 15 çocuk Kıpçakların 15 atasını oluşturmaktadır. Kıpçaklar’ ın tamgaları Suluk/ Gem’ dir ( Bkz. Şekil 6).

Azerbaycan Türk halk kültüründe kurt mukaddes ve uğurlu bir hayvandır. Totem, Ata, Ana olduğu gibi, halaskar, yol gösterici, kahramanlara kömek olan, şefkatli, hayır hak bir varlık gibi de tanınmıştır. Ergenekon’dan çıkan Türkler İslamı yaymak için Hz. Muhammed peygambere gönderdiği üç nefer elçiye kurt belekçilik etmiştir. Oğuz Han’ın seferinde belekçi ve halaskar olmuş, Huyunguların kağanlarından birinin Tanrıya vermek istediği kızlarına er, başka bir efsaneye göre, Cengiz Han’a ata, Aşina efsanesinde ise, ana olmuştur. “Erkam Aidar” nağılında tanrının kuyruksuz mavi kurtlarından bahsedilir. Çuvaşlarda kurtların Pihamber/Peygamberi adında bir Kurt hükümdarları da vardır. Kurt rengine göre; Bozkurt, Göybörü, Ağkurt, kızılkurt diye anılır. Efsanelerde Börü, Börte, Börcü, Asena, Sina, Cina, Cine, Yaşkır gibi adlar alır.

Dede Korkut Destanı’nda “Kurt Yüzü Mübarektir.” denir. Kırgız dualarında “altı ağızlı kurt” tabiri vardır.

Kurt uğurlu, hayırlı bir hayvan olduğu gibi hem de şifre vericidir. Anadolu’daki bir inanca göre hal basmamak için kırkı çıkmamış kadınların, yastıklarının altına bir parça kurt derisi koymak yeterlidir. Uşağı olmayan kadınlar, özleri ve uşakları kurt derisinin altından geçiriler, uzun ömürlü olarlar, çok yaşıyarlar Ciblerinde kurt gözü gezdirseler, az yatarlar. Kurdun ayağını deşip, uşağın beşiğinden asmak bed nazardan korunmaya yeter. Kurdun yüreğini kebab edip yeyen adam cesaretli olur. Kurdun herhangi bir nişanesini üstünde gezdiren adam, heybetli görünür. Diğer taraftan kurttan korkulur, “Kurt tüyü Ezrail Tüyü’dür” denilir. Kurdu öldürmek günah sayılır İslam’a göre kurt, Hz. Ali’nin köpeğidir. Kurdun parçaladığı hayvanın eti yenir. Çünkü kurt avladığı hayvanları parçalayıp yemeden evvel boğazlar. Bu inançlara hürmet alameti olarak kurt milli remiz kimi kabul olunmuş, şekli bayraklara çekilmiş, şikkelere hakk edilmiştir.[11] Doğu Anadolu’da “Kızılkurt”, tedavisi olmayan ve çok soğuk havalarda atlarda oluşan bir hastalıktır.[12] Oğuz destanında kurt rehber, Tukyu Menkıbesi’nde anne, Uygur Efsanelerinde ata diye geçmesine rağmen, totem gibi mütalaa edilmemeli, çünkü karabet ve ayniyet cihetleri tahakkuk etmiş değildir. Diğer tarafta Bozkurt, şaman dualarında da geçmektedir.[13]Azerbaycan’da sürü çobanları gütmekte oldukları sürüler için “kurt payı” alırlar. Buradaki izaha göre, kurtlar sanıldığı gibi çok iyi koku alan ve kendi güçlerinin farkında olan hayvanlar değillerdir. Öyle olsalardı onlarla kimse baş edemezdi

Güney Azerbaycan’da “Hıdır Nebi Ayı” olarak bilinen Şubat ayı kurtların birleşme ayı olup, kurtları daha saldırgan oldukları ay bu aydır. Bu bölgenin Türklerinde cesur kimselerin kurt yüreği yemiş olduklarına inanılır. Güney Azerbaycan/İran’da yaşamakta olan Kaşgayi Türkleri kurdu, “ ana” olarak bilir ve onu ışığın özgürlüğün remzi olarak tanımlarlar.[14] Kurtla ilgili bu inanç ve tespitler Türk kültür coğrafyasında ortak olan hususlardır. Yazarın tespit ve teşhislerini aynen aktarmaya çalıştık Kurdun; boz oluşu, Köroğlu’nun atını kır oluşu ve mitolojik geyiğin ala oluşu, Türk kültürünün aynı mistik yansıyışlarıdır. Her üçü de ak ve karanın karışımıdırlar ki, inanç kültürümüzün derinliklerinde akın ve karanın özel konumları vardır. Aynı biçimde kıl ve deri konusuna at ve koyun münasebeti ile yaptığımız açıklamalarda yer verdiğimiz gibi inanç yüklü bir içeriğe sahiptirler.

Hazara Türklerinde bebeğin beşik direğine kurt kemiği bağlanır ve çocuğun yeleğine kurt dişi takılır. İnanca göre kurt dişi nazardan korur ve kurt kemiği de onun gelecekte güçlü başarılı olmasını sağlar.[15]

Doğu Anadolu’da çocuğun cesur olması için, onun kulak memesi delinerek bu delikten kurt kılı geçirilir. Çocukların büyüğünce cesur olmaları için esnetilmiş kurt ağız derisinin deliğinden, geçirilmeleri sağlanır. Kırklanılacak çocuğun kırk suyuna kurt dişi veya kurutulmuş kurt gözü konulur. Kurtağzı bağlama uygulaması Anadolu’nun her tarafında, Doğu Anadolu’da ve bilhassa Zazalarda da vardır. Karagaz Şamanları başlıklarına “kurtağzı” ve “kurt burnu” işletirlerdi. Bazen da sincap kuyruğu takılırdı. Hakkâri yöresinde büyü yapılarak bağlanan damadın, kurt postunda eşi ile birleşmeleri sağlanır. Aynı amaçla çiftlerin cinsel organlarına kurt kanı sürülür.[16] Hakkâri’nin Uludere nahiyesi çevresinde genç kızlar, tokası kurt kafası biçiminde olan gümüş kemer takarlar. Bu bir nevi namus kuşağı, koruyucudur. Hasan Reşit bey 1930 yılında CHP Kâtibi Umumiliğine Türk Ocakları Müfettişi sıfatı ile verdiği raporunda, Tunceli ile ilgili bir halk kültürü tespiti de yapar, buna göre Zazalar Bozkurt’u rehber olarak görmektedirler. Tunceli’nde Mart’ın ilk çarşambası/Kara Çarşamba’da Kurtağzı bağlanırken, bir gül dalı alınır ve boyunca yarılır. Esnetince bu dalda bir daire oluşur bu daireden hastalardan başlanılarak geçilir. ‘Ey Ulu Rehber! Yol gösterici bizi kurtardığın bu günün yüzü suyu hürmetine sürülerimize dokunma” denir. Böylece sürülere kurtların dokunmayacağına inanılır.[17]

Kurtağzı bağlama inanç ve uygulaması Türk kültür coğrafyasının bir ürünüdür. Batı Trakya Türklerinde Kurtağzı bağlanacağı zaman bir madeni tas alınır ve kızgın bir korun üzerine kapatılır. Bunun üzerine ağzı bir iple bağlanılmış olan bir makas konulur. Böylece kurdun, dışarıda kalmış hayvanları ağzı bağlandığı için yiyemeyeceğine inanılır. Sabahleyin tasın altındaki kor, kül haline gelmiş ise, dışarıda kalan hayvanın kurt tarafından yenilmeyip kurtulduğuna inanılır ve aranılmasına çıkılır.[18]

Mehmet Eröz’ün tespitlerine göre; yakın geçmişte Edremit Alevilerinde kurda saygı gösterilir ve ona “Peygamber köpeği” denilirdi. Yörüklerde kurda rastlayanın işinin iyi gideceğine inanılır. Silifke Alevilerinde kurt kutlu bir hayvandır. Kurdun aşık kemiği çocukların boynuna takılır. Bazı ruhi rahatsızlıklarda, kurdun aşık kemiğinden alınmış parçalar hastaya suyla içirilir. Kozan’da meskun Horasan göçmeni 5 köyün halkında kurt postunun loğusayı al basmasından koruyacağı inancı vardır.[19]

Kırım Tatar Türklerinde Kurt/Börü’nün bir adı da Kaşıkır/Kaşkır’dır. Kurt bu kültürde börü olarak geçer. Kırım Türklerine Kurtnezir/Kurt’a yapılmış nezir ve Romanya Tatar Türklerinde Kurt seyit gibi insan isimleri vardır. Kırım Karay Türklerinde kurttan türedikleri inancı vardır.

Şek.7 (Almatlar boyunun tamgası)

Almatlar, bu toplumun da kutsal hayvanları Kaz’ dır. Tamgaları ise Kamalıhaç’ tır (Bkz. Şekil 7).

Şek.8 (Todoş boyunun tamgası)

Todoş boyunun kutsal hayvanları Koyan/ Tavşan’ dır. Altaylarda tavşan en saygın hayvanlardan birisidir. Tavşan ruhu çok sevimli bulunur. Todoş boyunun aile ocağı koruyucusu olarak kabul edilir. Tamgası Yalak/ Tekne’ dir (Bkz. Şekil 8). Todoş Türçesinde buna Toskçur denilmektedir.

Kamların davullarında ve elbiselerinde, hami ruhlarına göre resimler vardır. Bunlar; kaz, kurbağa, kurt ve tavşan resimleridir.[20] Şaman tüsleri arasında tavşan tüsu da vardır.[21] Şaman davul tokmağının uç kısmı tavşan, samur, kakım derisi ile kaplıdır.

Tatar Türk mitolojisinde Tavşan Yılı’nda kıtlık olur. Bu yıl âlimlerin ölüm yılıdır. Bu yılın çocukları ailelerine düşkün olurlar. Güney Azerbaycan’da tavşan eti yiyen hamile kadının dünyaya getireceği çocuğun üst dudağının yarık olduğuna inanılır. Bu inanç Kerkük ve Bulgaristan Türklerinde de vardır. Bulgaristan Türklerinde tavşan musibet bir hayvan olarak bilinir. Tavşan ve uğur bir arada düşünülünce tavşan alevi inançlı Müslüman Türklerde de uğurlu sayılmaz. Seyahate çıkmış bir Alevinin önünden tavşan geçmesi istenilmez. Gagauz Türklerinde çocuğun ilk dişi çıktığı zaman “Diş Bayramı” yapılır. Aile arasındaki bu merasimde çıkmış olan ilk dişin keskin olması dileği ile bu dişe “Tavşan dişi” denir. Evin sundurmasına gidilir ve “Ga, ga garga al sana kemik diş, ver bana demir diş” denir.

Şek.9 (Sagal boyunun tamgası)



[1] Bozkurt Fuat, “Kaygusuz un Alevilikteki İşlevi” Yol Dergisi, S.14.

[2] Kalafat Yaşar (2000), “Urfa Yöresinde Türk Halk İnançları, Karakeçililer, Zazalar, Arapça konuşanlar”, Erciyes Dergisi, Kayseri: Murathan Basın Yayın, s.5–9

[3] Kalafat Yaşar (2000), a.g.e., s.5–9

[4] Yörükkan Yusuf Ziya (2005), Müslümanlıktan Evvel Türk Dinleri Şamanizm, notlandıran ve yayına hazırlayan Turhan Yörükân, Ankara: Yol Yayınları ,s.14, v.d.

[5] Yörükkan Yusuf Ziya (2005), a.g.e. s.14, v.d.

[6] Kalafat Yaşar (2007), Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları, Ankara: Berikan Yayınları, C.2, s.31.

[7] Yörükkan Yusuf Ziya (2005), Müslümanlıktan Evvel Türk Dinleri Şamanizm, notlandıran ve yayına hazırlayan Turhan Yörükân, Ankara: Yol Yayınları ,s.14, v.d.

[8] Yörükkan Yusuf Ziya (2005), Müslümanlıktan Evvel Türk Dinleri Şamanizm, notlandıran ve yayına hazırlayan Turhan Yörükân, Ankara: Yol Yayınları ,s.14, v.d.

[9] Yörükkan Yusuf Ziya (2005), a.g.e. s.14, v.d.

[10] Kalafat Yaşar (2007), Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları, Ankara: Berikan Yayınları, C.2, s.31.

[11] Nerimanoğlu Kamil Veli (2005), Özümüz Sözümüz, Bakü.s.389.

[12] Başbuğ Hayri (1986), Aşiretlerimizde At Kültürü, İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınevi, s.14.

[13] Yörükkan Yusuf Ziya (2005), Müslümanlıktan Evvel Türk Dinleri Şamanizm, notlandıran ve yayına hazırlayan Turhan Yörükân, Ankara: Yol Yayınları ,s.14, v.d.

[14] Kalafat Yaşar (2007), Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları, Ankara: Berikan Yayınları, C.2, s.31.

[15] Kalafat Yaşar (2007), Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları, Ankara: Berikan Yayınları, C.2, s.12

[16] Kalafat Yaşar (2007), Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları, Ankara: Berikan Yayınları, C.2, s.31.

[17] Çay Mehmet Abdulhaluk (1993), Her Yönüyle Kürt Dosyası, Ankara: Boğaziçi Yayınları, s.244.

[18] Dede Abdurrahim (1978), Batı Trakya Türk Folkloru, Ankara:Kültür Bakanlığı Yayınevi, s.125–126.

[19] Ersöz Mehmet (1968), “Milli Destan ve Bozkurt Hakkında” Bozkurt /Özel sayı, Ankara, s.7.

[20] Yörükkan Yusuf Ziya (2005), Müslümanlıktan Evvel Türk Dinleri Şamanizm, notlandıran ve yayına hazırlayan Turhan Yörükân, Ankara: Yol Yayınları. s. 98, v.d.

[21] Yörükkan Yusuf Ziya (2005), a.g.e. s. 98, v.d.



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.