Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1722
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7427
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1988 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Okuyucularımıza Sunduğumuz Temel Bilgiler
ALTAY TÜRK HALK İNANÇLARINDAN ANADOLU’YA DAİR BAZI TESPİTLER -1-
ALTAY TÜRK HALK İNANÇLARINDAN ANADOLU’YA DAİR BAZI TESPİTLER -1-

ALTAY TÜRK HALK İNANÇLARINDAN ANADOLU’YA DAİR BAZI TESPİTLER

SOME AOUTCOMES IN THE ALTAY TURKISH FOLK BELIEVES REFLECTED AND RELATED WITH ANATOLIA

Yaşar KALAFAT*, İ.M.V.Noyan GÜVEN**

Summary

We will try to investigate the Ancient Altay societies (Todoş, Sagal, Kıpçak, Çaptı, Köbök, Kergil, Mundus, İrkit, Tölös, Tonjaaan, Mayman) from their natural sensitive thoughts to their social lifes, their believes within the opinions of society and the art thinking. In a society social gatherings and their common belives are reflected in the flags. The pictures of the symbols will be explained and reflected within the factory work, textiles. The mentioned figures are usually like the gift decorations, but they are more commonly defined as the amblems and symbols..

In a mythological sense we observed that the `Altay kişi` has common social believes with every pictured animal. With this idea we tried to declare that the symbols also created the social believes. Also various social believes shaped the believes,and naturally some ancient belives are shaped and covered by the mystic and mythological senses.

Key words: Anatolia, Altai, Turkish Folk Beliefs, Mythology, Tamga.

ÖZET

Eski Türk İnanç Sistemi içerisinde Altaylarda yaşayan toplumların (Todoş, Sagal, Kıpçak, Çaptı, Köbök, Kergil, Mundus, İrkit, Tölös, Tonjaaan, Mayman) doğadan kazandıkları tinsel birikimlerini sosyal yaşamlarına nasıl yansıttıklarını ve bu süreci sanat boyutu düşünülerek halk inanmaları bağlamında irdelemeye çalışacağız. Toplumların sosyal birlikteliklerinin önemli yapıtaşları ortak İnanış ve sürece bağlı birikim bir simge olarak topluluğun flamalarında karşımıza çıkar. Resimleri ile açıklayacağımız semboller fabrikasyon tekstil üzerine baskıdır. Söz konusu olan betimlemeler süs veya bezeme olmaktan çok amblem ve sembollerdir.

Mitolojik içerik anlamında resmedilen her hayvanla ilgili Altay Kişi’ nin halk kültüründe yaşayan inanmaları da tespit edilmiştir. Bununla da motifler etrafında şekillenen inanç sistemini belirtmeye çalıştık. Bu arada halk inançlarında izlerini takip edebildiğimiz eski inanç sistemini de kapsayan bir kısım mistik-mitolojik bulgulara kısa açıklamalar getirmeğe çalıştık.

Anahtar Kelimeler: Anadolu, Altay, Türk Halk İnançları, Mitoloji, Tamga.

GİRİŞ

Bu çalışmamızda tös, ongun, totem[1] gibi isimlerle tanımlanan eski Türk İnanç Sistemi’ne kaynaklık yapmış olan merkezlerden birisi olarak kabul edilen Altaylarda mistik-mitolojik değerini tabu statüsünde devam ettiren Todoş, Sagal, Kıpçak, Çaptı, Köbök, Kergil, Mundus, İrkit, Tölös, Tonjaaan, Mayman gibi boy ve ellerden oluşan Altay Kişi’nin tasavvur biçiminden söz edilecektir.[2] Bu çalışma sanat boyutu ihmal edilmeden halk inanmaları çıkış merkezli olacaktır.

Bu çalışmayı yaparken hayvan üslubu içerikli çalışmalara sınırlı da olsa katkıda bulunmayı amaçladık. Derlediğimiz bilgiler flamalar şeklinde tek bir biçimde ele alınmış betimlemeler ile ilgilidir. Böylece sunuşumuzun başarısı nispetinde el sanatları-mitolojik dönem arasında bu şekillerden hareketle bir köprü kurulabilmesi hedeflenmiştir.

Araştırma kaspsamında yer alan malzemeler dokuma örnekleri değil dokuma fabrikasyon zemin üzerine seri baskıdır. Bu şekiller, çok net olmasa da duvar resimlerinde ve bazı süslemelerde, tahta oymalarda da görülebilir. Ayrıca bu ifadeler sadece süs, bezek değil daha ziyade amblem ve remz (sembol) idiler. Bu betimlemelerin ritüellerdeki rollerini gözlemleyemediğimiz için, dini törenlerden yola çıkarakta belirleyemedik. Malzemenin inanç boyutlarını derlerken, bölgeden edinilmiş sözlü ve yazılı kaynaklardan yararlandık.

Mitolojik içerik açısından resmedilen her hayvanla ilgili Altay Kişi’ nin halk kültüründe yaşayan inanmaları da tespit edildi. Böylece motifler etrafında şekillenen inanç yumağına katkı sağlamayı hedefledik. Bu hayvanlarla ilgili Türk kültür coğrafyasında yaşayan halk inanmalarına yer verilerek mitolojik hayvan bilgisi birikimine katkı olabileceğini düşündük. Bu arada halk inançlarında izlerini takip edebildiğimiz eski inanç sistemini de doğal olarak kapsayan bir kısım mistik-mitolojik bulgulara kısa açıklamalar getirmeğe çalıştık.

Çalışmamıza başlarken bu arayışa daha önce de yönelindiğini biliyorduk. Çalışma ilerledikçe gördük ki, bu tarz çalışmalar tahminimizden çok daha fazla yapılmıştı. Tanımlanacak malzeme yeni olmakla beraber daha önce de bu alanla ilgili çeşitli çalışmalar yapılmış, konu değişik yönleri ile farklı bakış açılarıyla ele alınmıştır. Çalışmanın anlaşılabilirliği adına benzer çalışmalardan yararlanarak kısa açıklamalara yer verilmiştir. Bu özellikleri ile bu çalışma tamamen yeni bir yaklaşım tarzından daha çok düz dokuma alanında yapılacak yeni çalışmalara tamga- motif bağlantısı noktasında ışık tutabilecek türdendir.

Araştırmaya ışık tutan çalışmalar arasında, Bekir Deniz tarafından yapılmış olan “Anadolu Türk Dokumalarında Ejder Motifi” [3] bildirisinde, Sadi Bayram’ın, hayvan figürlü halılarda ejder, kaplumbağa, akrep ve kertenkele figürleri[4] üzerine hazırladığı bildirisinde ve ayrıca Rasim Sametoğlu Efendi’ nin “Azerbaycan Halılarında Amblem ve Sembol Özellikli Bezekler”[5] isimli çalışmasında da insan ve yer adlarına da isim olabilen koçun, inanç merkezli motif olarak tarihi serüvenini izleyebiliyoruz. Tarihe sadece dikey bir seyahat etmekle kalmıyor bu motiften hareketle günümüz Türk kültür coğrafyasını da dolaşabiliyoruz.

Y.V.Çemenzeminli “Kızlar Bulağı” isimli eserinde;

“Geldik çeşmeye

Sudan içmeye

Ağça koçlara

Tazim etmeğe” der[6]. Ayrıca koç konusunda Pir Sultan, Hz. Ali’nin avazının Turna’da olduğunu;

“Bakışı arslanda kaldı

Döğüşü dahi koçtadır.”diyerek belirtir.[7]

Yukarıdaki deyişlerden anlaşılabileceği gibi, insandan hayvana dönüşerek koç donuna girilebileceği inancının günümüze kadar sürdüğü görülebiliyor.

Hayvanattan süslemeye yansıyanlar “..bazen gerçek bazen semantik şekilde uygulanmıştır. Bu süslemelerin geçtiği tarihî yolu izlersek onların gerçeklikten soyuta doğru değiştiğini görürüz. Bu tarihî değişim yolunda tasvirî süslemeler ne kadar kendi simalarını değiştirseler de, anlaşılmaz olsalar da onların adı bu güne kadar yaşar. (…) Halı üzerindeki tasvirler nesilden nesle geçerek dokuyanın hayat tarzı dünya görüşü ile tamamen sıkı sıkıya ilişkilidir.” Bunun içindir ki, “Türk soylu halkların halılarında rastlanan süslemeler dünya süsleme sanatında sözlü bezeme olarak adlandırılır.[8]

Beyhan Karamağaralı “Halı Sanatı Üzerine” isimli bildiri çalışmasında “Yüzyıllardan beri devam eden motif, kompozisyon ve estetik kriterler toplumu inanç doğrultusunda ortaya çıkmakta ve çok az değişikliğe uğrayarak devam etmektedir. Türklerin inanç felsefesine dayalı olarak yaptıkları halı ve kilimlerin süsleme programlarında da bu dinî prensipleri ve estetik kriterleri takip etmek mümkündür” [9] dedikten sonra atkuyruklarının bağlanması uygulanmasının dokumalara yansımasının yas kültü ile ilişkisi üzerinde durmaktadır ki, biz bu inancın Karapapaklar arasında hala yaşadığını çalışmalarımızda tespit ettik. Keza o, tabutların geçmişte akkeçe, günümüzde de orta Anadolu’da desensiz düz dokumalar şeklinde ölü örtüsü olarak bu amaçla kullanıldığını anlatmaktadır.

Halk inanmalarında adanmışlık olarak bilinen inanca göre niyet edilerek alınan veya dokunan nesne niyetlenilen kimse tarafından sahiplenilir. Bu tür dokumalar kişi ölünce muhakkak sahibi tarafından niyeti doğrultusunda kullanılır. Mezarlıklardan bir şeyin getirilmemesi, hatta mezar yapımında kullanılan malzemenin artanının getirilmemesi inancı da bu inanç bütünün bir parçasıdır.[10] Bu tür bulguların miktarını artırmak mümkündür, Azerbaycan Klasik halılarında “derviş motifi” bir bölüm oluşturur. Bektik kilimlerinde “çömçe” bir motif ismidir.[11] Çömçe/ Kopçe/ Kepçe Türk kültür coğrafyasında muhtemelen “Godi-Godi” bağlantılı yağmur veya bereket iyesinin adı idi.[12] Türk dokuma sanatının motifleri arasında bir çıkış noktası ortaklığı vardır ve bu ortaklık inançtan gelmektedir. Zamanla motiflerdeki dönüşümler doğal olarak yaşam sürecine paralel bir yol izler. Elbette yeni inanışlar da yeni dönüşümlerde etkin rol oynar. Nitekim kilimlerde Bektaşiliği simgeleyen motiflerin de olduğu bilinmektedir.

ALTAY TÜRK HALKLARININ KUTSAL HAYVANLARI VE TAMGALARI

Şek.1: Altay halklarının kutsal hayvanları ve tamgaları

Her kabilenin (Todoş, Sagal, Kıpçak, Çaptı, Köbök, Kergil, Mundus, İrkit, Tölös, Tonjaaan, Mayman) bir kutsal hayvanı ve tamgası vardır ( Bkz. Şekil 1). Her kabilenin kendi tamgası onları kem gözlerden ve sonsuzluğun felaketlerinden koruduğuna inanırlar. İnanılana göre bitkiler, hayvanlar ve insanlar aralarında dönüşebilmektedirler. Kutsal hayvanlar mitolojik atalar, mitolojik koruyucu sembollerdir.[13]

Şek.2 ( Kergil boyunun tamgası)

Kergil boyunun kutsal hayvanı, Karadas (Kara Ağaçkakan)’ dır. Karadas Kergil’in kahramanın sadık yardımcısıdır. Ayrıca bu Türk boyunun inancına göre soyları Altın Göl’ün yanında yaşamakta olan Büyük Ağaçkakan’dan gelmektedir. Bu boyun tamgası Kas/ Kaz’dır ( Bkz. Şekil 2).

Kaz dağı Türkmenlerinin çeşme ve mezarlarında, Sarı Kız Dağı ve çevresinde kazayağı resmedilir. Biz de Ceyhan bölgesinde Dur Hasan Baba’nın türbesi etrafında yaptığımız çalışmalarda buraya da kazayağı damgasının kazılmış olduğunu gördük. Arkadaşımız Hakk aşığı Ahmet Saraçoğlu, şiir yazmaya başlamadan evvel gördüğü bir rüyada kilometrelerce uzunlukta bir kazın sırtında Ankara’da uçtuğunu anlatmaktadır.

Tahtacı Türkmenlerinin bugün dahi kazayağı şeklinde ve kazayağı namı ile anılan bir damgaları vardır. Şaman tösleri arasında kaz tösü de vardır. Merasim anında göyün katlarına çıkarken, Kam’ın aslanlar veya ejderhalarla karşılaştığı, çıkardığı sesler ve yaptığı danslardan anlaşılır. Şaman kaz, at ve koyun taklitleri de yapar, onların da seslerini çıkarır.[14] Tahtacı Türkmenlerindeki hayvanlarla ilgili inançlar için Nilgün Çıplak’ın çalışmalarına bakılabilir.[15] Şaman göklerde içi otla doldurulmuş bezden yapılmış kaza binerek kaz sesi çıkararak gider.

Nilüfer Yıldırım, “Şaman ilahilerinde geniş yer tutan şamanın gökyüzüne uçmasında, kaz yardımcı unsur olarak yer alır. Kayra Kan kendisine benzeyen bir varlık yarattı ve ona kişi adını verdi. Kişi ile suyun üzerinde iki kaz gibi uçtu. Şamanist boyların bir kısmının totemi kazdır. Türkler kazı, beylik ve mutluluk sembolü olarak sayarlar. Şaman davullarının üzerinde kaz resmi de vardır. Kaz şamana güneşin doğacağını bildirir. Kaz şamanın şekline bürünür hayvanların başına geçer”, demektedir.[16]

Tatar Türklerinde Atakaz/Erkek kaz’a selam verenin boyun ağrısı çekmeyeceğine inanılır. Azerbaycan, İran ve Anadolu’da yaşamakta olan Ayrımlı Türklerinin en itibarlı yabani/ziraatı yapılmayan otlarından birisi de kazayağı’dır.



* Dr., Halkbilim Araştırmalar Merkezi, 49. Cadde, 256 Sokak, Özümit Sitesi, K Blok No: 23 Dikmen/ Ankara, yasarkalafat@gmail.com

** Öğretim Görevlisi, Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü, 58140- Kampüs / Sivas, noyan35@gmail.com

[1]Tös-Töz geleneksel Altay Türk dini inanışlarında ataları simgeleyen bir varlıktır. Moğollarda Ongon, Tuva ve Uryanhay Türklerinde Eren, Yakut Türklerinde Tangara veya Emeget olarak bilinen putlardır. Altaylarda her oymağın bir “aru tös”ü vardır. Bu ya bir ulu şamanın veya ulu atası sayılan dağın, efsanevi kişiliğin mitolojik bir varlığın adını taşır, bunlar yaratılmamış ezelden var olan bir kısım ruhlar olup bunlarda kendi içlerinde ikiye ayrılırlar.

[2] Beydili Celal (2004), Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Ankara: Yurt Yayınları., s. 562–563

[3] Ejder Türk sanatına Çin’den geçmiştir. Asya kökenli bir motiftir. Eski Türkçe metinlerde büke, evren, luu, nek, kök-luu, abırga, acırga, indelenleks isimleri ile bilinir. İranlılar Ejderha ismini vermişlerdir. Orta Asya’nın doğusunda yaşayan Türk kavimlerinde büke, evren, luu, nek, su kaynaklarını, yağmur bulutlarını temsil ediyordu. (…) Anadolu’da günümüz halk arasında Ejder, Ejderha, Şahmeran, Yılan, Eğri, Gıvrım, Dolaşık, Yılan Dolandı, Evren, Evren Dolaşa isimleri ile tanınır. (Deniz Bekir (1998), “Anadolu Türk Dokumalarında Ejder Motifi”, Türk Soylu Halkların Halı Kilim ve Cicim Sanatı Bilgi Şöleni Bildirileri, (Kayseri, 27–31 Mayıs 1996), Ankara: AKM Yayını., s. 102–108.)

[4]Gılgamış Destanı’nın da ölümsüzlük otunu yiyen ejderdir. Asklepios’ da çift başlı yılan olarak şifa dağıtır, sağlık sembolüdür. Selçuklu mimarisi, efsane türü sözlü kültür örneklerinde tezhip sanatında uzun ömürlülüğü temsil eder, Orhun kitabelerinde anıtlarda bekçi konumundadır.( Bayram Sadi (1998), “Vakıflar Genel Müdürlüğü Halı Müzesinde Bulunan hayvan Figürlü halılarda Ejder, Kaplumbağa, akrep, Kertenkele Figürü”, Türk Soylu Halkların Halı Kilim ve Cicim Sanatı Bilgi Şöleni Bildirileri, (Kayseri, 27–31 Mayıs 1996), Ankara: AKM Yayını., s. 65-75)

[5] Efendi Rasim Samet (1998), “Azerbaycan Halılarında Amblem ve Sembol Özellikli Bezemeler”, Türk Soylu Halkların Halı Kilim ve Cicim Sanatı Bilgi Şöleni Bildirileri, (Kayseri, 27–31 Mayıs 1996), Ankara: AKM Yayını, s. 115–120

[6] Efendi Rasim Samet (1998), a.g.e.

[7] Boratay Pertev Naili (1973) 100 Soruda Türk Folkloru, İstanbul: Gerçek Yayınevi. s.73

[8] Efendi Rasim Samet (1998), a.g.e.

[9] Karamağaralı Beyhan (1998), “Halı Sanatı Üzerine”, Türk Soylu Halkların Halı Kilim ve Cicim Sanatı Bilgi Şöleni Bildirileri (Kayseri, 27–31 Mayıs 1996), Ankara: AKM Yayını, s.175–187

[10] Kalafat Yaşar (2006), “Kocaeli ve Çevresi Örnekleri İle Türk Halk İnançlarında Adanmışlık/Sahiplilik” I.Kocaeli ve Çevresi Kültür Sempozyumu, Kocaeli: Kocaeli Büyük Şehir Belediyesi Kültür Yayınları 9, Cilt: 1.

[11] Karahan Recai (1998), “Konya Ereğli Yöresinde Begdik Adıyle Bilinen Bir Grup Türk Kilimi”, Türk Soylu Halkların Halı Kilim ve Cicim Sanatı Bilgi Şöleni Bildirileri (Kayseri, 27–31 Mayıs 1996), Ankara: AKM Yayını, s. 161–175

[12] Kalafat Yaşar (2007), “Türk Kültür Coğrafyasında Yağmur Duası” Yağmur Duası Kitabı, Haz; M. Sabri Koz, İstanbul: Kitabevi Yayınları.s. 195–225

[13] Kalafat Yaşar (2004), Altaylar’dan Anadolu’ya Kamizm Şamanizm, İstanbul: Yeditepe Yayınevi,s. 107–109

[14] Yörükkan Yusuf Ziya (2005), Müslümanlıktan Evvel Türk Dinleri Şamanizm, notlandıran ve yayına hazırlayan Turhan Yörükân, Ankara: Yol Yayınları ,s.14, v.d.

[15] Çıplak Nilgün (2005), Mersin Tahtacıları Halk Bilimi Araştırmaları, Ankara: Ürün Yayınları.

[16] Yıldırım Nilüfer (2004), Anadolu Masallarında Şamanizmin İzleri, Yüksek Lisans Tezi, FÜSETEABD, Elazığ, s. 387-389 v.d.




Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.