Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1793
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 8169
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 233
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 2000 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
TEKEL İŞÇİLERİ SAHİPSİZ KALMAMALIDIR

ÜLKEMİZ KENDİ TÜTÜNÜNÜ ÜRETMELİ,

TEKEL İŞÇİLERİ SAHİPSİZ KALMAMALIDIR

 

            Tokat Milletvekili Dr. Reşat DOĞRU, Tekel işçilerinin durumu ile ilgili vermiş olduğu önerge üzerinde TBMM’de yapmış olduğu konuşmada ülkemizde tütün üretiminin yeniden canlandırılması gerektiğini, kapatılan sigara fabrikalarındaki işçilere de devletin sahip çıkması gerektiğini bildirdi. Reşat DOĞRU, konuşmasında şunları söyledi;

 

            “Ülkemizde tütün, sosyal, ekonomik ve politik olarak en fazla tartışılan ürünlerin başında gelmektedir. Türkiye Cumhuriyetinin kurulması ile birlikte Reji idaresi satın alınarak Devlet Tekeli oluşturulmuş ve tütün politikaları belirlenmiştir.

            Türkiye`nin ekolojik koşullarına uygun nitelikte bir ürün olan tütün, 400 yıldır Anadolu topraklarında yetiştirilmektedir. Türk tütünü genelde kıraç, fakir topraklarda yetiştirilmekte, bu topraklardan yüksek gelir getiren ürün çeşitlerinin başında gelmektedir.

            Ülkemizde aile tarımı şeklinde yetiştirilmekte olan tütün, ihracat, istihdam ve devlet gelirleri açısından da önemli bir üründür. Şark tipi tütün olarak bilinen Türk tütünleri nefaseti ve kokusu ile dünya piyasalarında marka olmuş ve sigara harmanlarının aranan çeşitlerindendir.

            Tütünün, Türkiye`nin tarımsal ürünler dış ticaretinde önemli bir yeri bulunmaktadır. Her yıl önemli miktarlarda tütün ihraç edilmekte ve Türkiye`nin genel ihracat gelirlerine önemli katkılar sağlamaktadır.

             Türkiye’de son yıllarda izlenen tütün politikalarındaki yanlışlıklar tütün üretimini önemli ölçüde geriletmiştir. 2002 yılındaki 381.000 olan üreticisi sayısı 2007 yılı itibarıyla,  222.000’e, 151.853 ton üretim 62.771 tona düşmüştür.

             Bölgeler itibarıyla incelendiğinde, Ege bölgesinde, 2003 yılında 193.000 olan tütün üretici sayısı bugün 70.000, 104.000 ton olan üretimi ise 53.000 ton, Karadeniz bölgesinde, 2003 yılında 74.000 olan üretici sayısı bugün 32.000, 24.000 ton olan üretim 15.000 ton olarak gerçekleşmiştir.

             Ülkemizde tütün üretimi ile bağlantılı olan girdi fiyatlarında yıldan yıla önemli oranda artışlar varken, son yıllarda özellikle düşük döviz kuruna bağlı olarak tütün satış fiyatları neredeyse sabit kalmıştır. Bu durum üreticilerin tütün tarımından çekilmesine neden olmaktadır.

             Üreticilerimizin aile işletmeciliğine dayanan tütün üretiminden çekilmesi ile birlikte işsizlik artmakta ve büyük kentlerimize göç olmaktadır. Çünkü aynı topraklarda tütünden elde edilen gelir, başka ürünlerden elde edilememektedir.

            Bugün büyük kentlerimizde baş gösteren asayişsizliğin temelinde yatan olgulardan bir tanesinin de göç olaylarının olduğu dikkate alındığında tütün üretiminin ülkemiz için önemi daha da artmaktadır.

 

            Uzun yıllardan beridir ülkemizin en önemli tarımsal üretim kaynaklarından biriydi. Tokat ili, Erbaa ilçesinde “Sarı Elmas” ismi de takılmış olan bu ürün maalesef tamamen yok olmakta ve çiftçi de küstürülmektedir.

            Yetişmiş olduğu kıraç, susuz arazilerde diğer ürünlerden, tütün kadar gelir elde edilemez. Tütün ekimiyle arazinin atıl vaziyetten kurtulması sağlanmakta ve ekonomik katkı elde edilmektedir. Şu anda bu durumdaki araziler ya boş bir vaziyette bekletilmekte ya da sırf boş kalmasın diyerek ekilmekte ve düşük verimli ürünler alınmaktadır. Bu aynı zamanda arazilerin erezyon tehdidine açık olması demektir.

            150 yıldan daha uzun bir süredir dünyanın en kaliteli tütün üretimi yapılan ülkemizde, üreticiler, devletin yanlış politikaları sonucunda yabancı tütün üreticileri ve SİGARA KARTELLERİ ne yenilmiştir. Sonuç olarak sigara fabrikaları satılmış, üretici özel sektörün insafına terk edilmiştir.

            Gerek Tokat’ta, gerekse ülkemizin birçok yerinde sigara fabrikaları atıl bir vaziyette beklemektedir. Sigaranın hammaddesi tamamen yurt dışından gelmekte burada paketlenip satılmaktadır. Artık ülkemizde sadece ismi yerli olan 1-2 marka (ülke genelinde çok tutulduğu için) dışında bütün markalar yabancı olmuştur. Bu durumda yabancı şirketler parayı ülkemizden kazanmakta, vergiyi kendi ülkelerine yatırmaktadır.

            Bu yıl tütün üreticileri kilosu 2.5 – 3 liradan tütün satıyorlar. Geçen yıl 7 lira olan fiyatlar bu sene yarının da altıda düşmüştür. Çiftçi yaptığı işten zarar etmekte, çoluk çocuğu aç kalmaktadır. Batılı kartellerin istedikleri olmuştur. Çiftçi gitgide küstürülmekte, tütün üretimi tamamen yok edilmektedir. AKP iktidarı bunun hesabını vermelidir.

            Sigara fabrikaları kapatılmayacak, işçiler mağdur olmayacak, işçiler mağdur edilmeyecek diyenler tam tersini uygulamış, fabrikalar kapatılmış, işçiler de mağdur edilmiştir.

            Çiftçilerimizin de işçilerimizin de mağdur olmaması için tütün konusu hükümetçe tekrar gözden geçirilmeli, üretim konusunda yeni kararlar alınmalıdır. Bu yapılamaz ise üretim tamamen sona erecek, çiftçimiz önemli bir geçim kaynağını, ülkemiz de önemli bir ihraç ürününü kaybedecektir.

            Bütün bunlara ilave olarak bir de sigara fabrikalarında çalışan işçilerin durumu var ki bu daha vahim bir olay olarak karşımıza çıkmış ve ülkemizin gündemine oturmuştur.

Ülkemize en büyük katma değeri sağlayan kuruluşlardan biri olan Sigara Fabrikaları hepimizin bildiği gibi özelleştirme adı altında satılarak faaliyetleri durdurulmuştur. Bu durum ülkemizde ticari, sosyal ve ekonomik anlamda yeni mağdurlar ortaya çıkarmıştır. Bunların en önemli mağdurları bu fabrikalarda çalışan işçiler olmuştur.

Özelleştirilen veya kapatılan kamu iktisadi teşebbüslerinde işçi olarak çalışanlardan emekliliği dolmamış olanlar 2004/7898 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 657 sayılı Kanunun 4’üncü maddesi (C) fıkrası kapsamında başka kamu kurumlarına geçici personel statüsüyle yerleştirilmişlerdir.

 

Bu statüde olup emekli olanların haricinde şu an sayıları 8.700’e kadar düşen 4/C çalışanlarının gerek sendikal haklar gerekse çalıştığı kurumun takdiriyle aldığı ikramiyeleri ortadan kalkmış, sosyal hakları elinden alınmıştır.

Gönderildikleri kurumlarda verilen işleri yaparken, gittikleri bu yerlerde, kendileriyle aynı işi yapan kişinin aldığı ücretin yarısını almakta, bir mali yılda on ay çalıştırılıp, iki ay çıkış verilmektedir. Hâl böyle olunca aldıkları yıllık ücret daha da azalmakta, asgari ücretin de altına düşmektedir.

Ücret alamadıkları dönem içinde geçimlerini temin edemeyen ve borçlanmak zorunda kalan 4/C’lilerin biriken borçları, ücret aldıkları ayları da ipotek altına almaktadır. Gelirlerinin düşmesi nedeniyle mağdurların çocukları üniversite eğitimlerini dondurarak eğitimlerine ara vermişlerdir.

Dört ay için en fazla iki gün ücretli hastalık izni alabilen 4/C’lilerin kelimenin tam anlamıyla hasta olmaları bile yasaklanmıştır.

Kurumlar özelleştirildiğinde devlet 657 ye tabi personeli yatay geçiş hakkı tanıyarak mağduriyetten kurtarıyor. Aynı şartlarda çalışan SSK ya tabi personelin böyle bir hakkı bulunmadığından bu insanlar mağdur ediliyor. 4/C ile kamuda görev veriliyor. Ancak ücret ve sosyal haklar yönünden çok büyük ayrımcılığa uğruyorlar. Bu da kamudaki iş barışını bozmaktadır.

Tüm bu sıkıntılardan kurtulmak ve insanca yaşamak için haklarını aramaya çalışan işçiler Ankara’da hem AKP Genel Merkezinin önünde, hem de Kızılay’ da güvenlik güçlerinin saldırısına maruz kalmışlardır. Kızılay’da Abdi İpekçi Parkında orantısız güç kullanılarak meydanda toplanan işçiler su ve biber gazı ile dağıtılmaya çalışılmıştır.

Ağır kış şartlarında Ülkemizin dört bir yanından gelerek çocuklarının ekmek parasını kurtarmaya çalışan insanlar diğer özelleştirme kapsamı dâhilinde uygulanan yöntemlerin kendilerine de uygulanmasını istiyorlardı.

 Bu haklı taleplerine destek için yanlarında bulunan milletvekilleri de işçilere uygulanan su ve biber gazından kurtulamamışlardır. Demokrasinin bir gereği olarak hak arayan bu insanların taleplerini yetkililere anlatırken, tatsız olaylara meydan vermemek, halk ile devleti karşı karşıya getirmemek için milletvekilleri onların yanında bulunuyordu.  Gerek İşçilerimize gerekse milletvekillerine yapılan bu eylemin demokrasi ve insan haklarıyla bağdaşır bir tarafını bulamıyorum.

Gece gündüz demeden yıllarca bu ülkeye hizmet eden işçilerimize yapılanlar, Habur’dan dönenlere bile yapılmamıştır. İşte AKP iktidarının, işte bu hükümetin ülkesine hizmet edene verdiği değer budur. İnsanlarımız o soğuklarda ser sefil meydanlarda kalmıştır.

Şu anda Tekel işçileri son maaşlarını 1 Ekim 2010 tarihinde alacaklar. Anayasa Mahkemesi 4/C nin iptali ile ilgili kararını açıklamadığından işçilerin son durumları belli değildir. 8.700 işçi psikolojileri bozuk bir şekilde AKP hükümetinin vereceği kararı beklemektedirler.

 

Tüm bu işçilerimizle beraber çocukları, aileleri, anne ve babaları büyük sıkıntı içerisindedir. Hükümetin bu işçilere yaptığı zulmün hesabını kim verecek.

Hükümet yasa ile yapması gereken düzenlemeden maalesef kaçmaktadır. Danıştay Daireler Kurulu 4/C nin Anayasaya aykırı olduğuna ittifakla karar vermiştir. Tekel işçileri 1 Ekim’e kadar ya 4/C yi kabul edecekler, ya da bu tarihten sonra işsiz kalacaklardır.

Tüm bunlar Tekel işçilerini psikolojik ve sosyal yönden etkilerken devlete olan saygıyı, yöneticilere olan güveni de zaafa uğratmaktadır. İçine düştükleri geçim sıkıntısı nedeniyle aile düzenleri ve ruh sağlıkları bozulan mağdurlardan son üç yılda on kişi intihar etmiştir.

Tekel İşçilerimizin çalıştıkları yerlerde konum ve statülerinin yeniden belirlenerek günün koşullarında eşit işe eşit ücret verilmesi ve yılda on iki ay çalıştırılmaları, sağlık güvencelerinin bir zemine oturtulması, hastalık izinlerinin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bu hem sosyal devlet olmanın bir gereği hem de Anayasal bir zorunluluktur.

           



Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.