Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1780
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7976
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 233
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 752
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1998 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Haberler ve Yorumlar
E. Tuğgeneral Dr. Nihat İlhan, cinayetten 53 yıl sonra 92 yaşında HAK`a yürüdü..
Eşi ve 3 oğlunu Lefkoşa`da, Türk İslâm düşmanlığı kiniyle kudurmuş Rum Yunan domuzlarının 1963 Noel Katliamında kaybeden E. Tuğgeneral Dr. Nihat İlhan, cinayetten 53 yıl sonra 92 yaşında HAK`a yürüdü.. 53 YIL SONRA ONLARA KAVUŞTU!.. “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden “BİR GRAM DAHİ” toprak vermek, ya da Garanti Antlaşmasından vazgeçmek isteyenler, ‘kesinlikle Türk ve Türkiye Cumhuriyeti düşmanı’ menfur ihanet şebekelerinin hain kripto, kâfir ve müesses devletin en zalim bedhahlarıdır” Eşi ve 3 oğlunu Lefkoşa`da, Türk ve Müslüman düşmanlığı ihtirasıyla kudurmuş Rum/Yunan çetelerinin `1963 Kanlı ve Kalleş Noel Saldırısı`yla kaybeden acılı baba emekli Tuğgeneral Dr. Nihat İlhan, olaydan 53 yıl sonra 92 yaşında hayatını kaybetti. 23 Kasım günü hayatını kaybeden Dr. İlhan, memleketi Elazığ`da toprağa verildi. Aslen Erzincanlı olan İlhan, 1924 yılında Elazığ`ın Harput ilçesinde doğdu. İlk, orta ve liseyi Elazığ`da bitirdikten sonra, 1944 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fatültesi`ni kazandı. Fakülteyi Askeri Öğrenci olarak okudu ve burayı 1951 yılında bitirdi. 1951-1952 yılları arasında Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA)’nde tabip stajyer teğmen olarak staj yaptı ve 1952 yılı haziran ayında tabip üsteğmenliğe yükseltildi. 1956 yılında Mürüvvet Hanım ile evlenen İlhan’ın, 1957 yılında İhsan Murat, 1959 yılında Kutsi, 1963 yılında ise Hakan (Mayıs ayında Kıbrıs`ta doğdu) isimli üç oğlu oldu. Binbaşı iken, 20 Mart 1963 günü Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Baştabipliği ve cerrahlığına tayin edildi. Bu tayinle hayatının en acı olayını yaşadı. BANYO KÜVETİNDE KATLETTİLER Rumların, Türklere yönelik saldırılarını artırdığı günlerde meydana gelen kanlı katliam, 24 Aralık 1963 gecesi meydana gelmişti. Tabip Binbaşı İlhan`ın evde olmadığı bir sırada meydana gelen saldırıda, İlhan ailesinin Lefkoşa`nın batı kesiminde bulunan Kumsal semtindeki evleri, Rum çeteler tarafından basıldı. Nihat İlhan’ın eşi Mürüvvet Hanım, silah seslerini duyunca oğulları Kutsi, Murat ve Hakan`ı yanına alarak banyoya sığındı. Kapıyı kırarak içeri giren çeteler, odaları aradıktan sonra banyoya yönelmiş ve küvette saklanan Mürevvet Hanım ve oğullarının üzerine üç ayrı silahla acımasızca taramışlardı. Kendisini çocuklarına siper eden anne Müerrüvvet Hanım ve üç oğlu küvette başlarını bile kaldıramadan şehit olmuşlardı. Bu olayın fotoğrafı, Türkiye`yi ayağa kaldırmış ve ardından da Kıbrıs mitingleri başlamıştı. Katliamı yansıtan fotoğraflar, dünya basınında da geniş yer bulmuş ve Enosisci Rum çetelerin kanlı yüzünü gösteren bir fotoğraf olarak hafızalara kazınmıştı. ÜÇ GÜN SONRA ÖĞRENDİ Tabip Binbaşı İlhan, eşi ve çocuklarının ölüm haberini üç gün sonra Türk Büyükelçiği`ne çağrıldığında öğrendi. Binbaşı İlhan, 21 Aralık günü başlayan kanlı saldırılar nedeniyle yaralananlarla ilgileniyordu. Kendisine acı haber verildiğinde ilk tepkisi ise `Vatan sağolsun` şeklinde oldu. Çocuklarını kendi eliyle yıkıyarak Türkiye`ye götürdü ve Elazığ`da toprağa verdi. Onlara yakın olmak için de Elazığ Askeri Hastanesi`ne tayinini istedi. Uzun yılar burada görev yaptı. Tekrar evlendi ve bu evliliğinden iki çocuğu oldu. Onlar da şimdi baba mesleğini yapıyor. O GÜNÜ ŞÖYLE ANLATTI Emekli Tuğgeneral Nihat İlhan, 44 yıl Kıbrıs`a bir daha gelmedi. Taa ki 2007 yılına kadar. O günlerde Rum basınında Kanlı Noel saldırısının Türkler tarafından yapıldığı haberleri çıkmıştı. Bunu protesto etmek ve Adayı ziyaret etmek için KKTC`ye son eşinden olan doktor çocukları Mustafa ve Şebnem`i de alarak gelen İlhan, ilk iş olarak Türk şehitliğini ziyaret eder ve"Ne benim eşim, ne de çocuklarım, ne de sizler boşuna ölmediniz. Bu bayrak dalgalandıkça Kıbrıslı Türkler de sahip çıktıkça bu topraklar sonsuza kadar Türklerin olacaktır, Ruhunuz şad olsun, vatan sağolsun" der. İlhan, burada gazetecilere yaptığı açıklamada yaşadığı acı olayı şöyle anlatır: "Ailemin katledildiği 24 Aralık 1963 tarihinde askeri hastaneye yaralı Türkler gelmiş onlarla ilgileniyordum. Katliam olduğu zaman birkaç gündür eve uğramamış ve ailemden haber alamamıştım. Evimizin yakınında kalan bir Türk çoban geldi ve alay komutanının da bulunduğu bir ortamda Rumların, Türk subaylarının ailelerine saldırdığını söyledi. Ne olduğunu anlamadık. Hemen eve gitmek istedim ama alay komutanı izin vermedi. Alay komutanı benden o gün yaşayacaklarımla ilgili asker sözü vererek soğukkanlı olmamı istedi. Ben hala ailemin katledildiğini fark etmiyordum. Zırhlı bir araçla Türkiye elçiliğine gittik. Subay eşleri ve elçilik görevlileri doluydu. Kadınlar ağlıyorlardı. Hala ailemin öldürüldüğünü anlamadım. Üzerim çok kirliydi ’sıcak suyla banyo yapabileceğim bir yer var mı’ diye sordum. Banyo yaptım. Ardından Türkiye büyükelçisi beni çağırdı. Bana `başın sağolsun, eşin ve çocuklarını Rumlar katletmiş` dedi. Katliamın üzerinden 3 gün geçmiş ve benim haberim yeni oluyordu. Ne yapacağımı şaşırdım. İlk sözüm `vatan sağolsun’ oldu." (Hürriyet, 20 Mart 2007) `ÖLMÜŞLERDİ AMA ESİR OLMAMIŞLARDI` İlhan sonraki günleri ise şöyle anlatır: "Eşimi esir alsalardı Rumlar ona neler yapmazdı ki, çocuklarımı esir alsalardı, ya işkence yaparlar ya da çok kötü şartlar altında ya çoban yaparlar ya da sakat bırakırlardı. En azından esir olmadıklarını öğrenmiş oldum. Ölmüşlerdi ama esir olmamışlardı. ’Vatan sağ olsun’ dedim, acımı kalbime gömdüm. O günlerde Türkiye ile telefon haberleşmesi kesikti. Ailemin cenazelerini Erzincan’da doğduğum yerde toprağa vermek istedim. Büyükelçi bana Türkiye ile telefon bağlantısı olmadığını söyledi. Dolayısıyla uçak gelemiyordu. Haber veremiyorduk. 27 Aralık 1963 günü şehit eşim ve üç oğlumun cansız bedenlerini ve yaralı Türkleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tahsis edilen iki uçakla anavatana getirdim. Çocuklarım hala kanlar içindeydi. Ellerimle yıkadım. Şehit eşim ve çocuklarımı Elazığ Askeri Şehitliği’nde toprağa verdim. Onları yalnız bırakmamak için tayinimi Elazığ Askeri Hastanesi’ne istedim ve şubat 1964’te Elazığ’da göreve başladım. Değişik rütbelerde görevler yaptım. 1970 yılında Elazığ’da İzzetpaşa Sağlık Ocağı doktoru Tülay Hanım’la evlendim. 1971 yılında oğlum Mustafa Necmi doğdu. 1977 yılı ağustos ayında tabip tuğgeneralliğe terfi ettim ve ailemle birlikte Ankara’ya geldim. Ankara 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesi’nde iki yıl başhekimlik; Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sağlık Daire Başkanlığı’nda üç yıl daire başkanlığı yaptım. 1978 yılında kızım Ayşe Şebnem doğdu. 1982 yılı ağustos ayında emekli oldum." (Kaynak: Zekeriya BİCAN - Sekizinci Şehir İz Bırakanlar) (Haber: Ercan Dolapçı)


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.