Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtl?toplam kullanıc? 1830
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayıs? 10052
Açılan toplam Tartışma konusu sayıs? 236
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayıs? 755
Toplam 798 Bilgi Makalesi ve toplam 2039 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (149) | Dış Politika (2029) | Ekonomi (227) | Eğitim (87) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (61) | Adalet (71) | Milli Kültür (451) | Gençlik (25) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (747) | Tarım (142) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (18) | Din (1010) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (54) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (582) | Türk Dünyası (832) | Şiir (63) | Sağlık (183) | Diğer (3290) |

Görüş bildirebileceğiniz Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız konuları
Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunları nelerdir? (22)
Yurt dışında yaşayanların Türkiye’ye bakışları? (4)
Yurt dışındakilerin bulundukları ülke ile ilgili bilgileri. (2)
Yurt dışında yaşayanlarla ilgili diğer konular (26)


Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız - Yurt dışında yaşayanlarla ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Yagmur Rahmet - (Ziyaretci) 20.07.2014 12:41:01

ADALET HAK HUKUK VE EŞİTLİK İSTİYORUZ BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL ( 2 )

Avrupalı gurbetçilerin hakları şimdiye kadar tüm gelmiş geçmiş Hükümetler tarafından nasıl gasp edildi haklarımız neden verilmedi.
Yurt içindeki emekli olmuş 12 milyon insanın tümüne emekli maaşları kesilmeksizin çalışabilir hakkı tanınırken, ülkemizdeki istihdamı bozmayan, işsizlik ordusuna katılmadan, devlete yük olmadan, üstelik halen ülkemize döviz getiren yurtdışında çalışan bir avuç işçilerimize çalışma yasağı getirmek yurtdışında çalışırsan emekli maaşını keserim ha demenin ne kadar yanlış olduğunu, devletin böyle yasa çıkararak amacının sıcak para toplamak olduğunu, sebepsiz zenginleşmek olduğunu, devlet avrupalı gurbetçiler için gerçekten ne düşündüğünü anlamak mümkün değil.

Hükümet avrupalı gurbetçilerin yurtdışı sigorta sürelerini 3201 sayılı Kanuna göre borçlanarak SGK ödedikleri paralarla SGK bir başka vatandaşımızın giderlerine finanse etmektedir.

Hükümet vatandaşına böyle iki farklı Kanun yaparak uygulamaya koyamaz, bu durum Anayasaya aykırıdır.

Kişi hak ve çalışmak hürriyetine aykırıdır.
Devlet vatandaşına iki grup haline ayırarak birine yurtiçinde çalışabilirsin, ama bir diğerine yurtdışında çalışamazsın diye kısıtlama getiremez.
Vatandaş 3201 sayılı Kanundan borçlanarak emekli hakkını kazanmış olup halen yurtdışında yaşıyor orada çalışıyor olması ikamet ettiği ülkede işsiz kalmış işsizlik parası alıyor olması, başka bir ülkenin sosyal yardımından alıyor olması ülkemiz Türkiye`ye zararı nedir.
Bu durumda olan insanımıza bugün halen emekli maaşı ödemeyen Devletimiz hak ihlali ediyor, yurtdışında yaşayan çok sayıda avrupalı gurbetçi insanımız mazlum ve mağdurdur.

İnsan onur ve haysiyeti, Temel hak ve hürriyetlerin, özgürlüklerin niteliği ve bütünlüğü, Hayat yaşam hakkı, İnsanın maddi ve manevi varlığı, Bütünlüğü ve korunması, İşkence, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı, Zorla çalıştırma ve angarya yasağı, Kişi hürriyeti özgürlüğü ve güvenliği, Özel hayatın yaşamın ve aile hayatının yaşamının gizliliği ve korunması, Kişisel bilgi ve verilerin korunması, Konut dokunulmazlığı, Yerleşme ve seyahat hürriyeti özgürlüğü, Çalışma ve sözleşme hürriyeti özgürlüğü, ile tümüyle çelişmektedir.
Bir açıklama ile kişinin Türkiye’de fiili çalışması üzerinden Emekli Sandığı, Bağ-Kur veya SSK tarafından emekli edilenler veya emekliliği hak edenler. Yaş şartını da doldurmuşlarsa Avrupa ülkelerinde çalışsalar veya her türlü sosyal yardımı alsalar dahi, Türkiye’den emekli aylığını almaya devam edebilirler veya aylık almıyorlar iseler, aylıklarını derhal bağlatabilirler.

Türkiye’deki emeklilik mevzuatına tabi olarak emekli olanlar için, hiçbir şekilde çalışamazlar diye hiçbir hüküm yoktur, ancak SGK bu durumda olanların işverenlerinden –yurtdışı firmaları olduğu için- sosyal güvenlik destek primi kesemediğinden dolayı, doğrudan bu kişilerin aylık tahsislerini iptal etmektedir. Bunu da yasaya değil, yönetmelik ve genelge hükümlerine dayandırmaktadır.

Bu durumda olan kişiler, yurtdışı borçlanması da yapmadıkları için hiçbir şekilde “yurtdışında çalışmamak ve ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım almamak” şartına tabi değillerdir. Bu şartlar sadece ve sadece 3201 Sayılı Yasa’ya göre yurtdışı borçlanması yaparak emekli olanlar içindir.
Kaldı ki buda biz yurtdışında yaşayan oralarda çalışanlar vatandaşımız için bir başka haksızlık ve adaletsizliktir, oysa Yasalar her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de tüm vatandaşlar için yapılır, ama bizim devlet bölük bölük parçalayarak Kanunlar yapmış, yurt içinde ve yurt dışında yaşayanlar çalışanlar diye ayrıştırmıştır, bu dava AİHM gider.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Bakanları, Milletvekilleri, Valisi, Amiri, Memuru, Polisi, Belediye Başkanı, Doktoru, Avukatı, Mühendisi, İşçisi, Çiftçisi, Esnafı herkes gerek serbest meslekte olsun, gerekse bir işverenin yanında çalışarak emekli maaşları kesilmeksizin çalışabiliyorlar, bu çalışanları görmeyen Hükümetimiz, bir avuç avrupa ülkelerinde yaşayan orada çalışan Türkiye`deki istihdama zararı olmayan bir azınlıktan oluşan insanımız göze batıyor.

Devletin yurt dışında yaşayan bu bir avuç insanımıza gücü yetiyor.
Hükümet senelerden beri bu insanımıza karşı böyle uygulamalar yaparak bu şekilde tavır alması bir garabet değilde nedir, bumudur demokrasi hak ve hukuk adalet.

Yani Hükümetimize karşı gerek Anayasa Mahkemesi veya gerekse Yargı`nın, yurtdışında yapılan çalışmaları borçlanan vatandaşlarımıza aynı zamanda yurtdışında halen çalıştıkları veya alınan yardımlar sebebiyle Türkiye’den emekliye ayrılanların yaşlılık aylıklarının iptal edilemeyeceğine hükmetmesi lazım gelirken, devletimizin sebepsiz zenginleşmesine göz yummaktadır.
Bu uyuşmazlık SGK’nun kişinin yurtdışında çalışıyor olması ve ikamete dayalı sosyal sigorta veya sosyal yardım almamak şartına bağlaması, Hak ihlal edildiği kasıtla ortaya çıkmaktadır.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik geçmişte aynen, son sözü Başbakan söyleyecek demesinin ardından,
http://www.farukcelik.com.tr/calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani-sayin-faruk-celik-yurtdisinda-emeklilik-ve-ikili-sosyal-guvenlik-haklari-toplantisina-katildi-1

http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/786566-gurbetciye-kotu-haber

http://sabah.de/basbakandan-garanti-istiyoruz/

http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/csgb.portal?page=haber&id=basin369
yaklaşık 2 sene gibi bir zaman geçti aradan, hani ne oldu ? nerede kaldı Başbakanın söyleyeceği o son söz, o günlerde tek amaç yine gurbetçilere gaza getirmek ve bu ülkenin kurumu olan açık veren SGK`nın açıklarını yinede azda olsa işçi dövizleri ile kapatmak, döviz akışı sağlamaktı.
Nasıl olsa bu ahmaklara emekli maaşı bağlanmıyor yıllar önceden borçlanıyorlar da, memlekete temelli kesin döndükleride yok, herkes yeterki borçlanarak parasını ödemiş olsun düşüncesinde, her 6 ayda zamlı borçlanacak olduklarına biliyorlar, ne kadar olsa kazançları yurtdışı para birimi olduğu için ödeyecekleri parayı döviz bozdurarak ödeyecekleri için nede olsa az çok kur orantılı olması acaba döviz inermi çıkarmı korkusu da var, ve ayrıca acaba bu Kanun bugün yarın kalkarmı güvensizliği de var.
Tüm bunları göz önüne aldığımızda, devlet kaz gelecek yerden tavuk esirgenirmi hiç misali, enayi keriz yerine konulmamız, bol süt veren Hollanda ineği gibi görülmemiz, bu insanlar ülkemiz Türkiye`de hak hukukta bilmezler, hak aramasına beceremezler, ayrıca Yasal yollarda kapalı, dolayısıyla bizim gibi insanlar var olduğu sürece, Hükümet daha bizim sırtımıza çok semer vurur çok biner omuzumuza, takdir avrupalı gurbetçi Türk vatandaşı insanımız sizindir.

Biz avrupalı Türkler bir Türk vatandaşı olarak, Hak, Hukuk, Adalet, Eşitlik İstiyoruz.

Bu ülkede en yukardan başlamak istiyorum, bu ülkede Yasama, Yargı, Yürütme diye bir şey var, bu ülkenin Başbakanı Anayasa Mahkemesinin Kararlarına saygı duymazken, Yargı Kararlarına uygulamazken, biz avrupalı Türkler bir Türk vatandaşı olarak devletimizin vatandaşlar arasında uygulamaya koyduğu çıkardığı böyle bir ayrımcılık Yasaya nasıl saygımız olsun`ki, böyle bir uygulamaya bizler nasıl sindirebiliriz, nasıl sineye çekeriz, Hak Hukuk Adalet budur diyebiliriz`ki.

Toplum kamu oyu böyle bir Sosyal Güvenlik insanlara ayrıştıran 3201 sayılı Kanunu nasıl değerlendirmektedir acaba ? sayıları binlerce olan vatandaşına mağdur eden hakkını yiyen devlete devlet denirmi.
Yıllarca bu insanlarımızın Sosyal Güvenlik birikimleriyle oynayan devletimiz büyük bir sorun haline gelen 10 binlerce vatandaşın sesini ve çaresizliğini neden duymaz.

Bu ülkede 3201 sayılı Kanunu`nun Anayasa Mahkemesine götürebilmemiz iptal ettirebilmemiz için İç Hukuk yolları nasıl tüketilmiş olması gerekir`ki.
Şimdiye kadar avrupalı gurbetçi Türk vatandaşları tarafından İş Mahkemelerinde açılan sayıları belirsiz davalar red edilmiş olması ortada durup dururken.
Vatandaşımız bu ülkede tüm iç Hukuk yollarını tüketme şansına sahip değil`ki, sonra Anayasa Mahkemesine gitsin en tepedeki yere başvurabilsin, ama birileri hemen koltuğunun altına dosyalarını sıkıştırarak oraya koşarak gidebiliyor, orası herkes için Adalet aranacak bir kapı değilde, sanki tek o birilerine açık kıraathane.
Şimdiye kadar 3201 sayılı Kanun ile ilgili açılmış hangi dava Yargıtaya daha sonra Anayasa Mahkemesine gitmiştir acaba?

SGK Genel Müdürlüğü`nün geçmişte ifadesi aynen şöyledir; hem bu yurtdışı çalışmasını önleyen bu maddenin Anayasa Mahkemesine götürülerek iptal edilmesi gerektiğini söylüyorlar, hemde SGK yetkilileri de kendilerine karşı sosyal destek primi ödenmesi yolu ile yurtdışında çalışmaya ilişkin bir dava açılmadığını belirtiyorlar.

Ben bu yazıyı okuduktan sonra doğrusu artık pes dedim, bu kadarda olmaz dedirten yalanlar, yalanın bu kadarına`da pes doğrusu, böyle yalanlara bir söz bir cevap bulamıyorum, kaldıki bu mağdurlardan dava açanlardan biri de benim.

Hiç bir avrupalı gurbetçi dava açmadımı yani şimdi oysa binlerce dava açılmıştır bu konuda. Açılan davalar hem tek taraflı`da olmadı, binlerce avrupalı insanımıza karşı SGK tarafından dava açıldı, ve kendilerine geriye dönük ödenmiş tüm emekli maaşını, ve artı faizi ile birlikte geri ödemelerini istendi.

Anayasamızın öngördüğü 10, 49, 60, 62 maddesine göre bir vatandaşlık sosyal hakkımızdır.

Devletimiz elimizi ayağımızı bağladı Kanun çıkardı vatandaşım AİHM gitmesin diye.
Ben şimdi soruyorum, biz nasıl Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine baş vuracağız orada şikayetimizi dile getireceğiz.
Anayasa Mahkemesi bu Anayasamızın özüne ruhuna aykırı dengesiz olan bu Kanunu ele alıp bu Adaletsizliğe dur demelidir bu yanlışı gidermelidir.

Artık bizler bu zulmün en kısa zamanda son bulmasını istiyoruz.
T.B.M.M. de torba Yasaların içinde sürekli yeni bir düzenlemeler çıkarılmaktadır, hep bir yenisi eklenmektedir son olan Mavi Kart`lılar için çıkarıldı amaç hep sürekli aynı, alıpta vermemek, borçlandırmak var, ama emekli maaşı ödemeye geldimi yok, yurtdışı borçlanması ile emekli olanlara yurt içinde çalışabilirsin izni var, ama yurt dışında çalışmana izin yok, eski 2147 sayılı Kanuna göre yurtdışı borçlanması yapmış olanlar, ve Türkiye`de 506 sayılı Kanuna göre ve diğer sayılı Kanunlara göre emekli olmuşlara hem yurt içinde, hem yurt dışında çalışmak serbest bunların tümüne çalışma izni var.

Devlet bir tek kime çalışma yasağı koymuş onu bakaım: yurtdışı sigorta sürelerini borçlandırarak kendisinden parasını almış, devletine yük olmayan, ülkesinde işsizlik ordusuna katılmadan kendi başlarına ayakta durmaya çalışan, tabiri caizse anadan babadan yardan vatandan uzak gurbet ellerde yarım asırdan fazla bir zamandan beri ülkesine döviz yağdıran, kaynak getirerek yatırım yapan, yurtdışında ülkesine temsil eden, şimdiye kadar her yönden aldatılan ve halen yurtdışında çalışıyor olmasından dolayı hayır sana emekli maaşı yok, sana yasak var, yurt dışında çalışırsan yoksa senin emekli maaşını keserim demesinin anlamı nedir acaba ? üvey evlat muamelesimi, siz bizden değilsiniz demekmidir dışlanmakmıdır, yoksa bunlar Türk vatandaşlığından uzak başka ülkelerde yaşayan bir topluluk anlayışımıdır takdir sizindir.

Yurtdışı borçlanmasını 2147’ye göre yapanlar yurtdışında çalışsalar`da emekli olurlar.
2147 sayılı Yurtdışı Hizmet Borçlanma Kanunu 1978 yılında yürürlüğe girmişti ve 3201 sayılı Yurtdışı Hizmet Borçlanma Kanunu 22.05.1985 günü yürürlüğe girince ortadan kaldırıldı. 2147 sayılı Kanuna göre borçlananlara yurt dışında çalışmak, işsizlik parası almak ve sosyal yardım almak yasak değilken, 3201 ile borçlananlara yasaktır.
Sonra 22.05.1985 günü 3201 sayılı Yurtdışı Hizmet Borçlanma Yasa’sı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi ve 3201 ile 2147 sayılı Kanun ortadan kaldırıldı.
2147 sayılı Kanunla, bu Kanun gereğince yapılan borçlanmaya dayanılarak tahsis talebinde bulunabilmesi ve yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için, yurt dışındaki işten ayrılma ve Türkiye`ye kesin dönüş yapma koşulu getirilmemiş ve aranılmamıştır. Anılan yasada kesinlikle böyle bir hüküm mevcut değildir. Böyle olunca da, 2147 sayılı Kanunda öngörülen koşulların oluşmasından ve tahsis yapılmasından sonra da, dış ülke yasalarından da yararlanabilmek için, o dış ülkedeki çalışmaları sürdürmenin mümkün ve tabii bulunduğu, aksine yasal bir engel bulunmadığı açıktır."
Örnek Yargı Kararı
10. Hukuk Dairesi 1991/7194 E., 1991/9124 K.

ANAYASAMIZIN 10 / 49 / 60 / 62 MADDESİ GEREĞİNCE BU KANUN BÖYLE BU ŞEKİLDE UYGULAMAYA KONULMASI ANAYASAMIZA AYKIRIDIR.
KALDIKİ BU BÖYLE OLMASI YETMEZMİŞ GİBİ VATANDAŞ ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURUDA YAPAMIYOR.
Çok sayıda avrupalı türk vatandaşımız tarafından alt Yargı yolları tüketilmiştir, bu 3201 sayılı Kanun ile ilgili açılan tüm davalar İş Mahkemelerinden öte geçmediğinden dolayı avrupalı gurbetçi Türk insanımız nasıl Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru yapabilsin.
Ben`de diğer avrupalı Türk vatandaşlarımız gibi alt Mahkemelerde takıldım kaldım, zaten bir netice alamıyoruz sonuç hep aynı.
ANAYASA MAHKEMESİ`NE BİREYSEL BAŞVURU YAPMA ŞANSIMIZ YOK
Bireysel başvuru yapma imkanımız olmasa`da yine Kamu oyu yararına bu yazımızı Anayasa Mahkemesi Üyeleri tarafından değerlendirilmesini istiyoruz.

Kanun Anayasamıza Aykırıdır.
SOSYAL HAKLAR
Sosyal haklar, sosyal devletin en önemli unsurudur. Sosyal hakların büyük bir kısmı toplumdaki güçsüzlerin insanca bir yaşam sürdürebilmeleri için devletin önlemler almasını veya edimleri yerine getirmesini anlatan olumlu yükümlülükleri ifade eder. Sosyal haklar, devletin bu yükümlülüklerini yerine getirmesi ölçüsünde anlam kazanır. Bu açıdan sosyal haklar, sosyal hukuk devleti bağlamında toplumsal eşitlik amacına yönelmiş haklar olarak tanımlanabilir.
Anayasa Mahkemesi’ne göre, kişi ile toplum arasında denge kurulması, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde geçmesini sağlayıcı önlemlerin alınması da sosyal devletin amaçlarına dahildir.
Sosyal hakların birincisi çalışma hakkı ve özgürlüğü, ikincisi ise sosyal güvenlik hakkıdır. Bu haklar kişinin yaşamını doğrudan sürdürebilmesi için vazgeçilmez niteliktedir. Sendika özgürlüğü, grev gibi toplu sosyal haklar ise çalışma ve sosyal güvenlik haklarının aracı niteliğindeki haklar ya da güvenceleri olarak tanımlanmaktadır.
Çalışma Hakkı
Anayasa Mahkemesi’ne göre, Anayasa’nın 49. maddesinde öngörülen çalışma hakkı, bir temel hak ve özgürlük olarak anayasal güvenceye bağlıdır. Devlet, çalışanların yaşam düzeyini yükseltmek, çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemekle yükümlüdür. Sözü edilen maddenin gerekçesinde Çalışmanın hak ve ödev olması, sadece ulusal planda Devletin çalışmak isteyenlere iş temin etmek için gereken tedbirleri alacağını ve çalışanların da ancak çalışmak suretiyle gelir temin edeceklerini ifade etmekle kalmaz ferdî planda da çalışmanın bir hak ve ödev olarak telakki edilmesini gerektirir.
Çalışmak başlıbaşına ahlakî bir vazifedir, ferdin kendisine ve topluma karşı olan saygısının bir sonucudur. Kişi, ancak çalışması ile, toplumun diğer fertlerine ve genelde topluma yük olmaktan kurtulur.
Çalışmanın bir hak olduğu noktasından hareket edilerek, Devletin çalışma imkanlarının, başka deyişle iş alanlarının dengeli gelişmesi için gerekli tedbirleri alması temel ödevleri cümlesindendir denilmesi bu olguyu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde açıklamaktadır. Ağır vergi koşulları, kişileri, temel hak ve özgürlüklerden birini oluşturan çalışma hakkından yoksun (kılar)

Anayasamızın 10 / 49 / 60 / 62 maddelerine aykırıdır, ve Anayasamızın 65 maddesi ve 90 maddesi ile çelişmektedir. Milletlerarası Hukuk ile iç Hukuk arasındaki ilişkiler`le Anayasamızın 65 maddesi ve 90 maddesi çelişkilidir. Anayasa’nın 10. maddesinin birinci fıkrasında herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu belirtilmiştir.

3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun Hakkında:
Yüksek Mahkeme, yurt dışında çalışılan sürelerin sosyal güvenlik bakımından değerlendirilmesinin talep edilebilmesi ve aylık tahsisinin yapılabilmesi için yurda kesin dönüş koşulu aranmasını öngören kuralla ilgili olarak, sosyal güvenlik hakkı ve yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarına ilişkin Devlet’e verilen görevlerin 65. maddede öngörülen malî kaynakların yeterliliği ile sınırlı tutulduğu, kuralın sosyal güvenlik kurumlarının aktuaryal dengelerinin ve 65. maddedeki malî kaynakların yeterliği ölçütünün gözetildiği kabul edilemez.

Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve
ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Nitelikleri ve durumları özdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında, kanundaki anılan Kanun’un 6 maddesinin B bendi genel olarak 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi amaçlı olmadığı, ve bu Kanun herkes için aynı geçerlilik olmadığı, emekli maaşı tahsisi ile ilgili de aynen herkes eşit haklardan faydalanacaklarına dair her hangi bir düzenlemenin olmaması Anayasa’ya aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu, 10. maddesinde Devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunluluğu, 60. maddesinde Herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı, 62. maddesinde Devletin yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alacağı ve 65. maddesinde de Devletin sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Oysa 22.05.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında bu Kanun’dan önceki 2147 sayılı Kanun`dan emekliye çıkanlara çalışma hakkı ve işsizlik gibi sosyal yardım alma hakkı tanınmıştır.

Açıklanan nedenlerle 3201 sayılı Kanun Anayasa’nın 10, 49, 60, 62 aykırıdır, avrupa İnsan hakları sözleşmesine aykırıdır.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Bakanları, Milletvekilleri, Valisi, Amiri, Memuru, Polisi, Belediye Başkanı, Doktoru, Avukatı, Mühendisi, İşçisi, Çiftçisi, Esnafı herkes gerek serbest meslekte olsun, gerekse bir işverenin yanında çalışarak emekli maaşı kesilmeksizin çalışabiliyorlar, bu kadar çalışan insanlara görmeyen devletimize avrupa ülkelerinde yaşayan orada çalışan Türkiye`ye zararı olmayan Türkiye`deki kalkınmaya istihdama zararı olmadan işssizlik ordusuna katılmadan tam aksine ülkesine döviz getiren bir avuç vatandaşımız batıyor.
SGK`nın Almanya`daki vatandaşlara bir düşmanlığı mı var ?
SGK`na göre avrupalı gurbetçinin parasını almak kolay geliyor, ama vatandaşın hakkı olan emekli maaşını bağlamak SGK üzerine düşen borcunu vermek neden zor geliyor !


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.