Türk Meclisi

Anasayfa Görüşler Tartışmalar Haber & Yorum Temel Bilgiler Anketler Arama İletişim
Türk Meclisinde kayıtlı toplam kullanıcı: 1725
Görüşlerde Yer alan toplam Makale sayısı: 7476
Açılan toplam Tartışma konusu sayısı: 234
Tartışma Panelindendeki toplam Mesaj Sayısı: 755
Toplam 797 Bilgi Makalesi ve toplam 1989 Haber bulunmaktadır.
Üye olmak istiyorum
Şifremi unuttum
Kullanıcı Sözleşmesi
Kullanıcı:
Şifre:
Görüş bildirebileceğiniz Ana Kategoriler
Anayasal Düzen (126) | Dış Politika (1302) | Ekonomi (152) | Eğitim (62) | Devlet Kurumlarımız ve Memurlar (35) | Adalet (62) | Milli Kültür (229) | Gençlik (23) | Siyasi Partiler ve Siyasetciler (514) | Tarım (137) | Sanayi (12) | Serbest Meslek Mensupları (5) | Meslek Kuruluşları (2) | Basın ve Televizyon (13) | Din (809) | Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız (53) | Bilim ve Teknoloji (12) | Milli Güvenlik (370) | Türk Dünyası (645) | Şiir (44) | Sağlık (90) | Diğer (2779) |

Görüş bildirebileceğiniz Dış Politika konuları
Irak`ın kuzeyinde yapılan sınır ötesi harekat ne olmalıdır? (4)
Barzani mi daha tehlikeli PKK mı? (14)
Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (130)
ABD ve İsrail ile ilişkilerimiz nasıl olmalıdır? (136)
Türk Dünyasıyla ilişkilerimiz yeterli mi ?hedef ne olmalıdır? (5)
Beşli Shangay örgütü ile ilişki kurmalı mıyız? (41)
Dış politika ile ilgili diğer konular (972)


Dış Politika - Dış politika ile ilgili diğer konular konusu hakkında görüşler
Ahmet Kılıçaslan Aytar - (Ziyaretci) 10.1.2018 20:31:26

SURİYE ULUSAL DİYALOG KONFERANSI ÖNCESİ



SURİYE ULUSAL DİYALOG KONFERANSI ÖNCESİ



6 Ocak` ta Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye` de çatışmasızlık bölgesi İdlib`teki Hayat Tahrir el-Şam militanlarının,
Altı adet "İnsansız Hava Aracı" ile Hmeymim ve Tartus askeri tesislerine saldırı düzenlediğini fakat saldırının elektronik önlemler ve hava saldırı silahlarıyla önlendiğini açıkladı.
İdlib; Türkiye, Rusya ve İran`ın garantör olduğu Astana süreci kapsamında Suriye`de kurulan dört çatışmasızlık bölgesinden biridir.
Bu bölgedeki kontrol ve gözlem noktalarında hem Türk hem de Rus güçleri görev yapıyor.


Rusya, militanların 100 km. lik bir mesafede saldırı düzenleyebileceğini ortaya koyan teknolojiye sahip olmaları ile ilgili teknik analiz başlattı.
Bununla birlikte benzer saldırıların önlenmesi için Türkiye`den kontrolündeki silahlı militan grupların çatışmasızlık rejimine uymasını sağlamak konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmesi istedi.
Türk Dışişleri Bakanlığı ise Suriye Arap Ordusu`nun İdlib`deki gerginliği azaltma bölgesinin güneydoğusunda El Nusra Cephesi bahanesiyle ılımlı muhalifleri vurmasından duyduğu rahatsızlığı belirtmek üzere Rusya ve İran büyükelçilerini bakanlığa çağırdı...


9 Ocak`ta ise İsrail, önce Lübnan hava sahasından uçan jetleriyle Suriye Kutaifa bölgesindeki askeri hedefleri,
Sonra Golan Tepeleri`nden iki adet yüzeyden yüzeye füze ile Tiberias bölgesini vurdu.


Suriye "İsrail saldırganlığı, Suriye Arap Ordusu`nun kazandığı zaferler sonrasında morallerini yükseltme yönündeki umutsuz girişimlerini teyid ediyor" açıklaması yaptı.
Halbuki İsrail`in hem Suriye hem Hizbullah örgütünün elinde bulunan İran yapımı uzun ve orta menzilli füze sistemlerini titizlikle takip ettiği biliniyordu...


Ancak yukarıda olaylar ile ABD`de gelişmekte olan bazı arayışların zamanlamasının çakışması dikkat çekti.


ABD Başkanı D.Trump; Suriye`nin toprak bütünlüğünün korunmasıyla birlikte azınlıkların ve özellikle Kürtlerin kısmi özerkliğini öngörmektedir.
Cumhurbaşkanı B. Esad`ın, ABD ve Rusya arasında müzakere edilecek ara dönemde görevde kalmasını,
Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleriyle birlikte görevden ayrılmasını kurguluyor.
Ancak Rusya`nın bu akışı keseceğini ve Esad`ın mümkün olduğunca uzun süre görevde kalmasının ısrarında olacağını düşünüyor.
Bu yüzden yönetim olarak bu boşluğu doldurmanın gayretini veriyor.


Birincisi; İran`ın nükleer programının yalnızca barışçıl olacağını kayıt altına alan 18 Ekim 2015`te, P5+1 ile imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı Anlaşması;
ABD Başkanı`nın her 90 günde bir Kongre`ye İran`ın anlaşmaya uyum gösterdiğini teyit etmesini öngörüyor...


Başkan D.Trump, Ekim`de İran İslam Cumhuriyetinin şiddet performansı üzerinden yeni ABD stratejisini açıklamasında,
İran`ın anlaşmaya uyduğunu teyit etmeme kararı almış ancak anlaşmanın sonlandırılması
ya da yeniden müzakere edilmesi çağrısı yapmamıştı.
Böylece ABD`nin anlaşmaya taraf olmaya devam edip etmeyeceği ile ilgili kararı Kongre`ye bırakmıştı.


Ama ABD yönetimi bu suretle, Ortak Kapsamlı Eylem Planı`nın geleceği ile ilgili elini üç olasılıkta güçlendirmişti.
1- İran`ın anlaşmaya uymadığı vurgulansa da, anlaşmanın yürürlükte kalması için Kongre`den Tahran yönetimine yaptırım uygulamaması istenebilecekti.
2- Kongre`den yaptırım uygulanmaması istenecek ancak anlaşmanın yeniden müzakere edilmesi için harekete geçebilecekti.
3- Kongre İran`a uyum göstermediği için yeni yaptırımlar yürürlüğe sokarak, anlaşmanın sona ermesiyle sonuçlanacak bir süreci başlatabilecekti.


Şimdi Başkan Trump, her 90 günde bir Kongre`ye İran`ın nükleer anlaşmaya uyum gösterdiğini teyit edeceği, Cuma günü başlayacak bir sıradadır.
Eğer Başkan, 3. alternatifi kabul ederse bu durumda;
1- ABD yardım programları,Trump yönetiminin politika hedefleriyle işbirliği yapmayı reddeden kurumlara ve hükümetlere durdurulacak,
2- Washington bu defa Ortadoğu ve ötesinde Tahran`a hizmet eden ve İran`ın maddi yardımını ve silahlarını alan Lübnan, Hizbullah, Iraklı Şii Milisler, HAMAS, Filistin İslami Cihad gruplarını,
3- İran`ın ve Suriye`nin ödeme gücü olduğu varsayarak bu ülkelere kredi açan ve yüklü silah satan Rusya Devlet Başkanı V.Putin`ini hedef alacaktır...


İkincisi; Bu günlerde Washington`da, Suriye ve Suriye Cumhurbaşkanı B. Esad`ın siyasi geleceği konusunda, üst düzeyli ve geniş kapsamlı değerlendirme toplantıları yapılmaktadır.
Toplantılara Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya ve Hindistan temsilcileri katılıyor.


Bu toplantılarda İran ve Türkiye ile birlikte savaştan barışa Suriye`ye liderlik eden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin`in planlarına itiraz edecek;
ABD tarafından yönlendirilen Suriye ve Esad`ın gelecekteki rolü için rejimin şeklini belirlemek üzere birleşik bir ABD/Avrupa/Asya politikasının uygulanmasına çalışılıyor.


Bu çerçevede Türkiye`nin kontrolündeki İdlib çatışmasızlık bölgesinden Rusya`nın Hmeymim ve Tartus askeri tesislerine ve İsrail`in Suriye`ye karşı düzenlediği saldırıların;
ABD ve İsrail`in; Suriye`deki görüş ve güvenlik ihtiyaçlarını Rusya`ya hatırlatmayı,
Suriye`de askeri varlığını derinleştirmek üzere bir geçiş dönemini kullanmakta olan İran`ın dikkatini çekmeyi amaçladığı anlaşılıyor...


&8203;Türkiye ise &8203;İdlib&8203; çatışmasızlık bölgesinin Suriye ordusuna karşı savaşan El Nusra Cephesi&8203; ve Hayat Tahrir el-Şam gibi Katar ile birlikte desteklediği birçok militan gru&8203;bun en yoğun konuşlandığı bölge&8203; olduğu&8203;,
Rusya`nın Hmeymim ve Tartus askeri tesislerine&8203; yapılan saldırının ya da bu bölgede &8203; herhangi bir ateşkesin ihlaline neden olan grubun tesbit edilmesinin güç olduğunu savunuyor.
Bu yüzden Suriye Ordusunu İdlib`te Katar ile birlikte desteklediği grupların çıkarlarına zarar vermek gibi entipüften bir bahane ile itham ediyor.
Şu sırada Dışişleri Bakanlığında ABD Maslahatgüzarı ile bu son gelişmeler görüşülüyor.
Yoksa Türkiye Astana sürecinden mi ayrılıyor?


&8203;Herşeye rağmen Rusya, bölgedeki istikrarsız dengelerin bundan sonra da devam edeceğini&8203;,
Önemli olanın bu çatışmaların ay sonunda Soçi`de yapılacak Suriye Ulusal Diyalog Kongresi`ni engellememesi olduğunu&8203; bildiriyor.


11. 1. 2018












Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar@gmail.com


Paylaş

Proje Yerlinet tarafından çözümlenmiştir.

© 2008 TurkMeclisi.org Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan kullanılamaz. Siteyi kullanan herkes "Kullanıcı Sözleşmesini" kabul etmiş sayılır. Kullanıcı Sözleşmesi.